Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

Yedi Güzel Adam'ın Hatırlattıkları… / Dr. Metin Serimer

Bu Yazıyı Paylaşın:
Yedi Güzel Adam'ın Hatırlattıkları… / Dr. Metin Serimer

“Yedi Güzel Adam’ı” izledim bir gece sabaha kadar… Gönlümün dilinden kelimeler döküldü; “Ruhumuzu ne kadar da incitmişler…” Safiyeti, temizliği, izzeti, saygıyı, naifliği, delikanlılığı, mertliği… Bizi biz yapan ne varsa, her gün tozlu bir halıdan eski bir ilmiği söker gibi alıp götürmüşler… Bu film vesilesiyle bir kez daha bunları hatırladım.

Batı’nın derdi farklıydı, insanlığın kayıp çocuğu, düşünen bir pare filozof, arayışını çığlığa dönüştürmüş ve aradığı şeyin ne olduğunu bilmeden bulabildiği kadar bulmuştu… Ya biz! Bizim için bulmak değil, ne kaybettiğimiz önemliydi; neleri kaybettiğimiz… Sadettin Ökten Hoca’nın deyişiyle; “Batı’nın terakki etmekten başka çaresi yok. Bir kez dışa döndükten sonra yapabileceği hiçbir şey yok. Batı’nın terakki etmekten, doğanın sırlarını çözüp başkaları üzerine düşünmekten başka yolu olmamış…” Biz ise içe dönüp “kutsalı aramışız…”, eskimeyeni. Batı “yeniyi” dışarıda ararken, biz daha çok “içeride” aramışız… Ama modernizmin yaptığı tsunamiler, 50 yıllık aralarla önce Batı’yı vurdu, bugünse geriden gelen yorgun ama tecrübeli bir dalga gibi bizi… Bizi yani medeniyet tasavvurumuzu, benlik algımızı, birliğimizi, dirliğimizi… Yeterince büyümediği için ağlayarak kavga eden çocuklara döndük… Duygu toplumuyuz çünkü, akılla yoğurmak için eldeki güneşi korumalı, hikmeti doğru anlamalıydık. Ne yazık ki ideolojileri, felsefeleri de yanlış anladık, en önemlisi de dini… Artık yeniden bir baharla yüzleşmek için yeni meltemlere, yeni yağmurlara ihtiyacımız var. Nadasa bırakılmış topraklar gibiyiz, evet… Bilişim çağındayız ama insan “Resetlenmiyor ki!..” Olgun meyveleri toplamak, irfana ve hikmete dair güzel tatlar almak, kendimizi ve toplumu beslemek için çalışmaya, akletmeye, güzel ahlaka dair düşünmeye daha çok emek harcamamız gerekiyor. Hem bizi biz yapan ruhi kodlarımızdan çok uzaklaştığımız; dolayısıyla anlam haritamızı yitirdiğimiz hem de yol haritamızı yitirdiğimiz için bu böyle. Üstelik yeni ariflere, bilgelere, cidden hikmet ehli insanlara ihtiyacımız var. Aksi halde bugün maddeye olan eğilim o kadar bulaşıcı ki, enfekte etmediği ne bir yürek ne de beyin kıvrımı kalmadı… Eğer varsa -iddia öyle ya- maddeyle huzur arasındaki uyumu, zevkle mutluluk arasındaki farkı fark edemediğimiz için yine kaçırdık. Oysa önümüzdeki yükselen yeni manevi trendi kaçırmamamız gerekiyor; bu çok önemli… Kadim kültür bize “El kârda GÖNÜL YARDA” olmayı öğretmişti. Demiştik ya, anlam haritamızı yol haritamızı kaybettik diye… Oysa o kültür tüm zamanlarda ve zeminlerde nasıl yaşanılacağını öğretmişti bize. Normal şartlar altında tembelleşemezdik ve hatta dünyevileşemezdik de… Kapitalizmin azdırıcı etkileri bizi etkilemezdi, çünkü vakfetmeyi ve vakfolmayı biliyorduk, üstelik “Komşusu açken tok yatan bizden değildi…” Hatta bizim fıkhımızı bilmeyen pazarımıza giremezdi, fıkhımızı bilmeyen esnaf olamazdı, asker olamazdı, evlenemezdi, hatta çoluk çocuk büyütemezdi… Fıkhımızı, yani akaidimizi yani anlama ve yaşama biçimimizi, akletme tarzımızı, tarz-ı telakkimizi… Yani hem duygu hem akıl hem aksiyon toplumuyduk… Yaparak düşünür, düşünerek yapardık. Çünkü inanan insan, bir “geleneğin adamıydı.” Yeryüzünde yaşardı ama “dünya vatandaşı” değildi. Çift kanatlıydı; hem dünya hem ukbâ insanıydı. Çünkü “dünya, ahiretin tarlasıydı” ve Allah’ın adını “ötelere” duyurmak gibi bir kaygımız vardı. Ölünce şehit olmak “en büyük sevdamızdı.” En önemlisi “ölümden korkmazdık”, “imanımız” vardı. Hiç şüphesiz yine var ama ancak “yol üzerindeki taşı kenara atacak kadar…” Önceleri “dünyaya yetecek bir yüreğimiz vardı”, şimdilerde “cürmümüz kadar” olsaydı, hiç olmazsa “kalıbının adamı” derlerdi. Evet, ne kalp kaldı ne de o yüreği taşıyacak “kalıp”. Artık acısı çığlığa dönmüş ama elinden tutan yok… “Ruhumuzu ne kadar da incitmişler…” Ne dersiniz…

Bir filmin bana hatırlattıkları bunlar… Senaryo yazarından oyuncusuna, filmde emeği geçenlere yürek dolusu teşekkürler…