Modern Çağın Afazi Bireyleri
Afazi nedir?
“Afazi” bir rahatsızlık türü olup, felç veya kafa travması sonrası aniden ortaya çıkan, beynin dil ifadesini ve anlamayı kontrol eden bölgesindeki hasar sonucu oluşan bir dil bozukluğu şeklinde tanımlanır. Bu tanımı kullanmamdaki maksat ise tamamen mecazi anlamdadır.
Katıldığım bir eğitimde kürsüye konuyu anlatmak için çıkan hoca selamlamadan sonra cümleye “En iyi bildiğim şey haddimdir.” diye başladı. Özünde gerçekten çok büyük olan bu cümle aynı zamanda sahip olan için müthiş bir erdem.
Belli bir eğitim almış her insan bilir ki; makale, yazı veya kitap yazılırken kullanılacak hüküm cümleleri bir kaynağa dayanır. Dayanaksız hüküm cümleleri avam tabiriyle atmasyondur. Dinî hükümler de aynı şekildedir ve “Edille-i Şer’iyye” olarak sayılmış kaynak ve dayanak topluluğu ile ilişkilendirilir. Bu bağlamda altlığı olmayan hükümler temelsiz eve benzer ve üzerine bina edilecek her şey dayanıksızdır ve ilk darbede yıkılır, dağılır.
Peki, günümüz toplum bireylerinde bunun yansıması nasıldır dersek?
Çağımız bilgi çağı olmasına rağmen; disipline edilmemiş, karışık, farazi, teyide muhtaç ve işine gelenin kabul edildiği peşin kabuller sonucu her yöne yönlendirilebilen asosyal kalabalıklar toplumu oluştu. Sosyal medyada çoğunlukla dayanaksız, hüküm cümleleri içeren, popüler sosyal medya kalemşorlarının yazdığı yorumlar ardınca sürüklenen bir canlı topluluğu meydana geldi.
Çok acı ama günümüz toplumu bu halde. Toplumun sağlıklı tercihler yapabilecek, duruş sergileyecek yetisi zayıfladı. Manipüle etmek kolaylaştı. Sorgulama ve doğrulama isteği, yeteneği zayıfladı. Peşin kabul arttı. Güven ve itimat kayboldu. İnsaf ve izan zayıfladı. Merhamet ve sevgi, saygı azaldı. Bu da ister istemez zayıf, kırılgan, bencil bireylerin çoğalmasına; dinî, millî ve manevi değerlerin zayıflamasına sebebiyet verdi. Kısacası toplumu toplum yapan, bir arada tutan ortak değerler ya yitirildi ya da çokça azaldı. Buna da bir tanım oluşturdular, “Z” kuşağı. Sanki ironi yapar gibi dünyanın sonunun geldiğini haber verircesine alfabenin son harfi.
Sosyal medyanın bireyler (çocuklar) üzerindeki olumsuz etkilerinin bazılarını sıralamak mümkündür: Gereğinden fazla ekran süresi, sosyal medya bağımlılığı, sadece çevrim içi arkadaşlık, depresyon, potansiyel olarak siber zorbalık veya izole bir hayat, sosyal hayattan geri çekilme, sinirlilik, endişe, kendine güvensizlik, kötü vücut düşüncesi, günlük hayattan uzaklaşma, önceki hobilere ilgisizlik, iletişim veya sosyal becerilerde bozulma…
Tüm bunlarla birlikte sloganik çağrılara kulak veren ve sloganlarla yönlendirilebilen bireylerin sağlıklı taraf seçmeleri de bir o kadar zor ve tesadüfi oluyor. Sebep-sonuç ilişkisini analiz edemeyen, finalist düşünce sahibi olmayan bireyler, ölçüsüzce taraflara kanalize oluyorlar. Özellikle sosyal medya kanallarında ortaya atılan haber veya bahsi geçen konunun doğruluğu, kaynağı araştırılmadan, akıl ve ölçü süzgecinden geçirilmeden taraf buluyor ve kitleler harekete geçirilebiliyor. Dostluğu dostluk gibi ifade edemeyen birey ne muhalifliği doğru anlıyor ne de düşmanlığı. Hani derler ya savaşın bile bir ahlakı vardır, günümüz insanının birçoğu taraflılığın veya muhalifliğin de bir ahlakı olduğunu bilmiyor veya anlamıyor. Anlamadıklarına ise direkt düşman oluyor.
Aynı zamanda sosyal ilişkilerini nasıl ifa edeceğini, düzenleyeceğini bilemeyen bireyler, karşısındakine nasıl hitap edeceğini de bilemiyor. İnsani ilişkiler diyalogla ve bir arada, ortam paylaşımları ile oluşur. Nezaket nedir, naiflik nedir, saygı nedir, sevgi nedir, büyük nedir, küçük nedir, tüm bunların neyi ifade ettiğini ve yerini bilmeyen, kendini ifade edemeyen bireylerin asosyal olmalarını da garipsememek gerekir.
Bir toplum bu hale nasıl gelir? Öncelikle dilini öğrenmez ve kelime dağarcığı azalır. Kitap, makale, dergi okumaz; kısacası, sağlıklı bilgi kaynaklarından beslenmez. Sanki “fast food” gibi sağlıksız bilgi kaynaklarından beslenir. Bedensel değil ama zihinsel, ahlaki anomali gelişir. Duygularını ifade edemez, edemedikçe öfkesi artar, nezaketi azalır, anlayış azalır ve göreceli kabalaşmaya başlar. Sonra idrak bozulur, karşısındakileri anlamaz. Empati (anlayış) zayıflar veya yok kadar azalır. Sonuçta toplum en ufak kıvılcımda patlamaya hazır barut fıçısı gibi her bir problemde incir çekirdeğini doldurmayacak meseleler ve pire için yorgan yakar. Çabuk yönlendirilen kitleler haline gelir.
Bu tür bir sonu fark eden birçok toplum belli yaşa kadar “Sosyal Medya” hesabı açmayı ve belli bir yaşa kadar tablet, telefon kullanımını yasakladılar. Avusturya’da 1 Mayıs’ta yürürlüğe giren yeni düzenlemeyle ilk ve ortaokullarda cep telefonu ile akıllı saat gibi dijital cihazların kullanımına izin verilmiyor. Brezilya’da, ilk ve orta dereceli okullarda cep telefonu kullanımının yasaklanmasına yönelik düzenleme 14 Şubat’ta yürürlüğe girdi. Fransa, 2023’te 15 yaşın altındaki çocukların sosyal medya hesabı oluşturabilmeleri için ebeveyn izni gerektiren yasayı kabul etti. ABD’de California, Florida, Indiana, Louisiana, Minnesota, Ohio, South Carolina ve Virginia eyaletlerinde, okullarda cep telefonuna erişim kısmen ya da tamamen yasak. Eyaletler arasındaki politikalar farklılık gösteriyor. Devlet okullarında ders sırasında cep telefonu kullanımının yasaklanması ve buralardaki Wi-Fi’lerden sosyal medyaya erişimi engellemeyi öngören yasayı 2023’te kabul eden Florida, okulda telefonlara kısıtlama getiren ABD’deki ilk eyalet oldu. Brezilya Kongresi, ilk ve orta dereceli okullarda cep telefonu kullanımının yasaklanmasına yönelik düzenlemeyi 20 Aralık 2024’te kabul etti. Avustralya Senatosu, 28 Kasım 2024’te, 16 yaşın altındaki çocukların sosyal medyaya erişimini yasaklayan yasa tasarısını kabul etti.
Sonuç olarak, öncelikle toplumu ve toplumu oluşturan bireylerin dil ve duygu dünyalarını bozacak, deforme edecek, gelişimine engel olacak ortam ve yapıları ortadan kaldırmak, tedbir almak zorundayız. Nesli ve aile yapılarını bozacak etkenlerin bertaraf edilmesi, yaygınlaşmasının engellenmesi gerekir. Eğitim sisteminin düzeltilip önceliğin insanın özüne yönelik temelinde Yaradan’a yönelmiş hak ve hakikati önceleyen bir yetişme/yetiştirme şekline evrilmesi elzemdir. Zaman, hiçbir zaman geç değildir. Sorunu anlamak çözmenin yarısıdır derler. Sorun belli, sonuç belli, tedbir belli. Eğer ki bir zaman sonra bizi biz yapan değerlerimizin tamamen elimizden kayıp gitmesini istemiyorsak, çağdaşlarımızın ve neslimizin elimizden kayıp gitmesini istemiyorsak gün geçirmeden acilen önlemlerin alınması gereklidir. Yoksa bir zaman sonra biz bizden ayrı, neslimiz bizden ayrı, iletişim kuramadığımız bireylerle en zor olanla baş başa kalırız.
Mevlâ bizleri ve neslimizi dini, dili, duygusu ve davranışları afazi olmuş bireylerden ve toplumlardan etmesin. Rabbini, dinini bilen, haddini bilen, ahlaklı, dili temiz, duygusu temiz birer kul olarak nesillerimizi geleceğe hazırlamak dilek ve duasıyla…
Allah’a emanet olun.
