Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veliyi Anma Törenleri / Dr. Metin Serimer

Bu Yazıyı Paylaşın:
Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veliyi Anma Törenleri / Dr. Metin Serimer

Kastamonu’da Pîr Şeyh Şaban-ı Veli’yi anma törenleri 02-04 Mayıs’ta büyük bir manevî coşkuyla kutlandı. Feyz Dergisi olarak bizler de bu etkinliğe iştirak ettik.

21. yüzyılda insanoğlunun modernizmin dişlileri arasında feryad eden ruhu, böyle büyük maneviyat erlerinin, yüreklere dokunan elleriyle, asırlar sonra, ruhen aç insanın imdadına yetişiyor desek asla yanlış olmaz. Bu anlamda manevî büyüklerin söylediği “Vefatından sonra veliler, kınından çıkmış kılınca benzer, daha keskin keserler.” sözünü, her bakımdan doğrulayan bir manevî hava o ortamda açıkça hissedilmekteydi… Tasavvufa gönül verenlerin büyük bir aşkla ve keyfiyetli bir kalabalıkla iştirak ettikleri anma töreni, bu törenlerin banisi ve Halveti yolunun büyüklerinden Halveti Pîri Kasım Yağcıoğlu Efendi Hazretleri’nin katılımıyla her yıl ayrı bir anlam kazanmakta. Tören esnasında yapılan zikirler, Kasım Yağcıoğlu Efendi Hazretleri’nin büyük bir ilgiyle ve can kulağıyla dinlenen sohbetleri, Pîr Şeyh Şaban-ı Veli Hazretleri’nin manevî huzurunda maneviyatın buram buram hissedildiği coşkulu zamanlara dönüşmekte.

Kasım Baba bir Halvetî pîri… Yolun erkânını en iyi bilenlerden… Çağı çok iyi tanıyanlardan… İnsanı çok iyi bilenlerden… Pek yüksek manevî himmet sahibi… Açıkçası bize “hilali gösterenlerden…” Kasım Baba’da pek çok meşrebin manevî izleri bir aradadır. O nedenle farklı meşrep ve topluluklardan pek çok insan, onun yanında çok rahat eder. Geniş tarih kültürü, çok geniş bir coğrafyada yaptığı hizmetlerin getirdiği coğrafî ve kültürel tanışıklık ve birikim, Kasım Baba’nın şahsında günümüz insanına Mevlana’nın “pergel metaforunu” hatırlatır. Yaptığı tebliğ ve irşadın boyutları, dünyanın dört bir yanında yaptığı emsalsiz hizmetler, görüştüğü ya da yetiştirdiği insanlarda bıraktığı manevî iz ve tutkunluk bu söylediklerimizi her bakımdan anlatmaya ve doğrulamaya yeter…

Tarikatlar ve tasavvuf yolu, asırlardır insan ruhunun manevî tatminini sağlayan müesseseler olarak hayatiyetini devam ettiren kurumlar… Bu kurumların sivil hayat içindeki görüntüleri ve insan ruhunda bulduğu karşılık, asırlardır Anadolu toprağında Anadolu insanını mânen ayakta tutmakta. Bu konuda çok bereketli bir mekân olan Anadolu için “Anadolu, yetmiş bin evliyanın sülbüdür.” tabirini en güzel yansıtan mekânlardan biri Kastamonu… Çünkü Kastamonu, evliyalarıyla meşhur olmuş bir beldemiz. Bir ilahiyatçı “Ahmet Yesevî’nin Orta Asya’dan attığı çomaklar Anadolu’da ağaç oldu.” demişti. Ömer Lütfü Barkan Hoca ise bu fetih ehli insanlara “kolonizatör dervişler” ismini vermişti. İşte bugün bu gönül harekâtı ve gönüllerin fethi, Pîr Şeyh Şaban-ı Velî Hazretleri’nin himmetli elleri, ruhaniyeti ve devam eden manevî silsilesi eliyle tekrar varlık ve yararlılıklarını sürdürmektedir. Anadolu toprağında İslam’ın asırlar boyunca bayraktarlığını yapan Osmanlı döneminde “Biz iki göğüsten emzirildik.” tabiri çok bilinen bir sözdür. İşte bu iki göğüsten biri olan Mevlânâ Celâleddin-i Rumî, mürşid kavramını açıklarken; “Mürşidden kasıt Peygamber’dir, Peygamber’den kasıt da Allah’tır.” buyurmuştu. Bu açıdan değerlendirdiğimizde Pîr Şeyh Şaban-ı Velî (ks)’nin yolu, başı Hz. Peygamber’e ulaşan peygamber yoludur. Eşrefoğlu Rumî gibi büyükler ise; “Mürşid, insanlara Allah’ı, Allah’a da insanları sevdirir.” derken; “Ey Peygamber de ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı affetsin. Zira Allah çok affeden ve çok acıyandır.” (Âl-i İmrân, 3/31) ayetlerini delil getirmişti. İşte Kastamonu’da her yıl yapılan Pîr Şeyh Şaban-ı Veli’yi anma törenleri, bir kez daha geçmişteki manevî izleri doğru sürmemizi ve günümüzdeki mümeyyiz halkalarından doğru bir biçimde istifade etmeyi, bizlere canlı şahitler olarak salık veriyor ve insan ruhunun tatmininde her geçen gün artan manevî ve ruhî açlığımızı giderme hususunda bizlere yol gösteriyor.

Hz. Pîr Şeyh Şaban-ı Velî (ks):

“Gelişiniz Gül’e Gül’e / Gidişiniz Gül’e Gül’e / Her işiniz Gül’e Gül’e” demişti. Buradaki “Gül” remzi, Hz. Peygamber (sav) olup “Efendimiz’e git, nereye gidersen git, O’na git, nereye yürürsen yürü, Gül’e (sav) giden yoldan yürü.” demektir ki, davet edilen yer belli olup gönlü bu aşkla yananlara bu davete icabet düşer. Bizler de her yıl düzenli olarak yapılan bu manevî törenlerde tekrar buluşmak ümidi ve gelecek yılın hayaliyle oradan ayrıldık…