Zulüm Vicdana Yenildiğinde Tarih Cesurları Yazacaktır / AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu
Sinema oyuncusu, yazar, hukukçu kimliğiniz var ve nihayet 28. Dönem Milletvekili olarak TBMM’ye giriş yapmış bulunmaktasınız. Hiç şüphesiz iradi bir yöneliş vardır ama yetişme şartlarınızın getirdiği tabii bir sonuç da diyebilir miyiz? Bu beceri ve imkânların bir sorumluluk olarak bizlere nasıl yansımasını bekleyelim? Bu anlamda biraz kendinizden bahseder misiniz?
Öncelikle hayatı boyunca kararlı olma düsturunu şiar edinmiş bir insan oldum. Gerek ailemden gördüğüm, öğrendiğim hayata bakış perspektifim olsun gerekse yaşantım, tecrübelerim ve idrak ettiğim değerler manzumesiyle şekillendirdiğim karakterim olsun -elbette gelişime açık olmak kaydıyla- kararlı bir insan oldum. Kararlı bir insan olmamın yanı sıra öncelikle bir sanatçı olarak; sanatın kültürel engelleri yıkan, insanlara başkalarının inanç ve geleneklerine saygı duymayı sağlayan evrensel bir dil olduğunu söylemeliyim. Bir yazar olarak sözcüklerin ihtiva ettiği anlamların, insanların duygu dünyasına etkilerinin bilincinde olduğumu ifade edebilirim. Yaşanan hadiselere insanlık penceresinden bakmayı benimseyen, sanatı ve güzelliklerini toplumsal hayata entegre ederek daha güzel yarınlara ulaşma hedefiyle yoluna devam eden bir insanım. Bugün son olarak siyasete giriş sebebim söz konusu iradi yönelişin haricinde işte bu bahsettiğim motivasyonların toplamıdır. Sanat ve siyaset ilk bakışta birbirlerine benzemeyen hatta yer yer zıt kavramlar gibi görünse de daha dikkatli bakıldığında durumun böyle olmadığını belirtmekte fayda görüyorum. Öncelikle siyaset kurumunun saygın, değerli, anlamlı ve önemli olduğunu düşünüyorum. Siyaset ve bağlantılı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi; hükümetin idaresi ile milletin bugünü ve geleceğini ilgilendiren önemli kararların alındığı ve bu kararların kanunlar vasıtasıyla eyleme dönüştürüldüğü çatının adıdır. Siyaset çoğu zaman olumsuz fikir ve düşüncelerle anılsa da esasında değerli bir kavramdır. Bu kavrama katkı sağlayabilecek insanların da siyasette olmasını yine önemli ve değerli buluyorum. Kendim de katkı sunma, bayrağı daha ileri taşıma iddiasıyla bu yola çıktım. Bulunduğum konum milletimizin teveccühüyle ulaştığım bir noktadır, milletimizi temsil etme görevi elbette şahsım adına da bir şeref nişanesidir. Milletvekili olmak birtakım makam ve mevkilerde bulunmak elbette kıymetlidir ancak burada önemli olan temel sebep ülkem ve bağlı olmaktan gurur duyduğum milletim adına sorumluluk alma isteğidir. Siyaseti sanatın nezaketiyle, edebiyatın letafetiyle buluşturmaya gayret gösteriyorum. Empati ve hoşgörü gibi hasletlerin siyasette daha yoğun bir şekilde olmasının faydalı olacağı kanaatindeyim. İlerlemeye gayret gösterdiğim çizgi de tam olarak budur yani siyaseti ilkeli ve nezaketli bir biçimde sürdürmek. Yaptığı işe yürekten saygı ve bağlılık hisseden birisi olarak fikri tabiatı ne olursa olsun her düşünceyi değerli buluyor, dinlediğim tüm kanaatlere yakınlığımı ülkemize faydalı olma nispetinde belirliyorum. Allah beni ülkeme ve milletime hizmet yolunda mahcup etmesin.
Gazze katliamı vesilesiyle Birleşmiş Milletler vb. kurumların sınıfta kaldığını, toprağa gömüldüğünü açıkça görüyoruz. Dünyanın pek çok yerinde büyük toplulukların Gazze’ye insani destek çabaları var. Sanatçıların varlığı ise sivil ve insani bir alan açabilir, yüreklere dokunabilir. Bu konuda neler söylemek istersiniz? Ayrıca sanatçı tepkilerini yeterli buluyor musunuz? İnsani tepkileri nedeniyle dünya genelinde sanatçılara bir tepki var mı?
Filistin’de yaşanan dram yalnızca Filistin’in, yalnızca Ortadoğu’nun ya da sadece Müslümanların meselesi değil, bütün insanlık vicdanı adına açılmış derin bir yaranın sızısı ve yüreklerimizin tarifsiz acısıdır. İsrail bugün maalesef uluslararası hukuka aykırı hareket ederek, masum insanları katlederek ve her şeyden önemlisi bir soykırım motivasyonuyla hareket ederek büyük bir savaş suçu işlediğinin farkında mıdır bilmiyorum ancak emin olduğum bir husus var ki o da zulüm ile abad olunmayacağıdır. İsrail’in oluşturduğu vahşet depremi insanlık adına derin bir enkaza dönüşmüştür. Dünyanın gözü önünde yaşananlara baktığımızda, hadiseleri analiz ettiğimizde belli yerlerde belli grupların umut vaat eden tepkilerine şahitlik ediyoruz ancak yeterli mi diyecek olursak; çok da yeterli olmadığı kanaatindeyim. Çünkü şu anda mücadele edilen şey maalesef sinemasından siyasetine, topundan tüfeğine kadar tüm araçlarıyla donanmış, merhametten yoksun kalmış bir pervasızlık robotudur. Sahte kurgulardan ve basit montajlardan oluşan videoların yaratacağı algılardan medet uman bu zulme karşı topyekûn bir mücadele bilinci geliştirmeliyiz. Sanatçı tepkisini göstermezse eksik kalırız, siyasetçi tepkisini göstermezse noksan oluruz, vatandaş tepkisini göstermezse yetersiz kalırız, din adamları sesini yükseltmezse başarısız sayılırız, ezcümle zulme karşı tek yürek ve tek bilek olmazsak insanlık adına sınıfta kalırız. Birleşmiş Milletler’in mazisi, yaşanan hadiseler karşısında gerek gösterdiği eksik duruşu gerekse gösteremediği kararlı tavrı hafızalarımızda tazeliğini korumaktadır. Yalnızca Birleşmiş Milletler ya da benzeri kurumlar değil tabii; yine dünyada önemli sanatçılara böyle baskıların olduğuna dair haberleri takip ediyoruz, böyle hadiselere şahitlik ediyoruz. Ancak şunu çok iyi biliyoruz ki güçlü olan haklı değildir, haklı olan güçlüdür. Zulüm vicdana yenildiğinde tarih cesurları yazacaktır. Son olarak, İsrail zulmü son bulana kadar verilen hiçbir tepki yeterli değildir diye düşünmeli; bu konudaki motivasyon ve kararlılığımızı her geçen gün daha da ileri taşımalıyız.
Sizi diğerkâmlığınız, duruşunuz, entelektüel birikiminizle, kültür ve sanata olan düşkünlüğünüz ile tanıdık. Beklentiler yüksek tabii. Toplumdaki problemleri bilerek gelen bir insansınız. Sinemanın imkânları, insan olma noktasında, ontolojik varlık nedenimizi besleyen güçlü değerlerimizi layıkıyla anlatan bir mecraya üretkenlik anlamında nasıl yönelebilir, neler yapılabilir? Bu konuda değer üretmek anlamında siyasi konumunuzun da yeni fırsatlar sağlayacağını düşünebilir miyiz?
Esasında her iki alanın da birbirine pozitif yönlü etkilerinin olacağı kanaatindeyim. Sanatçı kimliğim cephesinden baktığımızda belli estetik fikirler, düşünceler ve kaygılarla hareket edilmesi sebebiyle insana güzel gelen, insanı mutlu eden ve insanın ruhuna dokunan işler ortaya çıkartmaya gayret gösteriyoruz. Siyasetçi kimliğim cephesinden baktığımızda ülkemizin ve milletimizin ali menfaatlerini gözeterek çalışıyor; insanların kendilerini daha güvende daha huzurlu ve daha mutlu hissetmesi adına gayret gösteriyoruz. Her iki ocakta da pişmiş, her iki mahallenin de kültürünü öğrenmiş biri olarak şunu rahatça söyleyebilirim ki siyasette de sanatta da müşterek payda insandır. Tam da bu sebeple siyaset arenasında, insani ilişkiler noktasında daha ciddi tecrübeler edindiğimi söyleyebilirim çünkü siyaseti de -özellikle ülkemizde- hızlı akan bir nehir, yetişmesi güç bir sirkülasyon süreci olarak tanımlayabilirim. Yani belli bir dönem siyaset yapmış olmak yahut bağlantılı mecralarla iştigal etmek sizi siyaseten güncel tutamaz. Sürekli değişen gündemi, ülkenizde ve dünyada yaşanan gelişmeleri, siyasi parametreleri daima gözlemlemeli, analiz etmeli ve sürecin içerisinde en azından fikri olarak duruşunuzu korumalısınız. Şu anda sahada vatandaşlarımızla kucaklaşıyoruz, dertlerine ortak oluyoruz, mutluluklarına vesile olmaya gayret gösteriyoruz, sorun ve taleplerini dinliyoruz, istişarelerde bulunuyoruz hepsinden önemlisi insana dokunuyoruz. Bahsettiğim ciddi tecrübe işte tam da budur, milletin derdini bizzat milletten dinlemek, problem yaşayan bir insanın sorununun çözümü için çalışmak ve bu problem ortadan kalktığında o insanın mutluluğunu görmek tarifsiz bir gurur oluyor açıkçası. Dünyanın birçok yerini gezmiş, gezdiği yerlerde hasbihallerde bulunmuş, analizler yapmayı seven bir insan oldum her zaman. Milletvekilliği sürecim de dahil bu zaman zarfında cennet vatanımızın dört bir yanından vatandaşlarımızla karşılaşıyoruz, kimi zaman çaylarını içiyoruz, gönül sofralarına konuk olup kardeşliğin ve samimiyetin bereketini paylaşıyoruz. Oturduğum, sohbet etme fırsatı bulduğum her vatandaşımızla tek tek gurur duyuyorum. Öylesine bol gönüllü, vakur ve feraset sahibi ki hepsi… İşte böyle hasletlere sahip bir millete naçizane hizmetlerde bulunmayı bir gurur vesilesi addediyorum. Karşılaştığım her insan da bana hayata dair yeni bir şey katıyor elbette ve bu hususu sanat bağlamında değerlendirirsek de elbette üretkenlik noktasında önemli katkılara vesile olacaktır.
Gençlikteki hızlı değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz? Popüler akımların gölgesinde sinsi mi sinsi çalışmalar da dikkati çekiyor. Düşüncelerinizi alabilir miyiz?
Esasında gençlik demek değişim demektir, gelişim demektir, başarıya giden yolda inovasyon hedefi demektir, yükseliş, enerji ve ilerleyiş demektir. Ben gençlik noktasında oldukça ümitliyim, gençlerimizle de gurur duyduğumu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Bildiğiniz gibi bu sene içinde birisi Ankara’da diğeri İzmir’de olmak üzere çok büyük katılım oranıyla TEKNOFEST 2023 etkinliği gerçekleştirildi. Burada evlatlarımız mühendislik alanındaki hünerlerini sergilediler, yarışmalar yapıldı, Türkiye’nin savunma sanayisi milletimize ve dünyaya tanıtıldı. Rahatsızlığım dolayısıyla katılamadım ve çok da üzgünüm açıkçası. Sıradakine eğer Allah’tan bir engel çıkmazsa muhakkak katılacağım. Sosyal medya aracılığı ile yakından takip ettim; hem gururlandım hem heyecanlandım. Katılan dostlarımdan ambiyansı dinledim ve tekrar ediyorum büyük bir gurur duydum. Rekor bir katılımla muazzam bir başarıya imza atıldı, işte o yarışmalara katılan gençlerimiz, etkinlik alanında abilerinin ve ablalarının başarılarından feyz alan miniklerimiz… İstikbalimizin umudu ve istiklalimizin teminatı onlar. Tabii bu başarı hikâyesinin yanında belli odakların, bilindik hedeflerle yürüttükleri bazı çalışmalardan da bihaber değiliz. Gençlerimizi harflerin dar kalıplarına hapsetmek isteyen, ahlaki ve zihni olarak yürüttükleri negatif yönlü faaliyetlerle birtakım karanlık emellere ulaşmak için heveslenen kişi veya güçlerin niyetlerini biliyoruz. Burada en büyük iş ailelere düşüyor. Aile; binlerce yıllık kadim kültürümüzün ayakta durmasını, bu güçlü bilincin nesilden nesle aktarılmasını sağlayan toplum direğidir. Bu noktada evlatlarımızla daha çok vakit geçirmeli; kitap okumak, sohbet etmek ve her şeyden önce doğruyu doğru biçimde anlatmak gibi sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz. Evlatlarımızı sözde popüler kültür denen özünde çürük bir zihniyet yapısından ibaret olan dipsiz kuyunun etrafında dolaştırmamalıyız. Çocuklarımızı ahlaktan yoksun kalmış ve toplumsal yapısı çökmek üzere olan kalabalıkların kültür diyerek pazarladıkları istikbal cellatlarının eline bırakmamalıyız. Gençliğimize sahip çıkmak, gençliği doğru yönlendirmek ve muhafaza yolunda mücadele etmek bizzat bir millî güvenlik meselesidir. Devletimiz de bu noktada üzerine düşen görevleri yapmaktadır, elbette aksayan, eksik kalınan bir nokta varsa araştırılır, incelenir ve gereği ne ise yapılır. Bu doğrultuda atılacak adımlara ilişkin yapıcı düşüncelere ve bu yola katkı sunacak fikirlere her zaman zihnimiz de kapımız da açıktır.
İnsan ve hayata dair, mütevazı bir okuma listesi ve “izlenmeli” dediğiniz sinema film isimleri alabilir miyiz? Sanat, felsefe ve içerik açısından…
Takip ettiğim çok kıymetli yazarlarımız var elbette ama; Cemil Meriç ve Nuri Pakdil gibi yazarlarımız bu ülkenin önemli değerleri okunması hatta üzerine düşünülmesi gereken eserlere sahipler. Örneğin Cemil Meriç’in Mağaradakiler kitabını önemle tavsiye ederim. Yine uluslararası anlamda Japon Yazar Kazuo Ishiguro’nun Günden Kalanlar kitabını tavsiye ederim. Film olarak; sanatsal ve sinematik açıdan bakıldığında Interstellar (Yıldızlararası) ve Oppenheimer filmlerini sinema meraklıları için tavsiye ederim.
Sinema ekran boykotu yoluyla Hollywood, siyonist zihin yapısı, dijital mecralar, siyonist propagandaların her türlüsünün önlenmesi, her zaman çok önemli. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Boykot kelimesi anlam itibarıyla tüketicinin ürünlerle arasına mesafe koyması, bu ürünleri tüketmekten kaçınması olarak özetlenebilir. Boykot birden fazla boyutlu bir kavramdır yani yalnızca tüketmeme üzerine değil, bilinçli olarak desteklemekle de boykot edilebilir. Sinema sektörüne geldiğimizde de ürün filmler, tüketici ise seyircilerdir. Bilindiği üzere Hollywood çok büyük bütçeli üst düzey filmleri çatısında barındıran ve geniş bir kitleye sahip olan dünyaca ünlü bir mecradır. Ancak böylesine önemli bir mecra maalesef siyonist fikriyatın gölgesinde kalmış, belli başlı lobilerden etkilenerek amacından şaşmış ve bir propaganda aracı haline gelmiştir. Bugün izlediğimiz birçok filmin alt metninde, kullanılan diyalog ya da söylemlerde, anlatılan konu ya da fikirlerde ilk bakışta gözlerden kaçsa da tasvip etmediğimiz, mücadele içerisinde olduğumuz belli amaçların güdüldüğünü fark ediyoruz. Öncelikle siyonizmin nasıl bir motivasyon ile hareket ettiğini gerek fikri olarak gerekse somut adımlarla dünya geneline yayılma çabasını biliyor ve görüyoruz. Bu düşüncenin neden olduğu acıların her geçen gün artarak devam ettiğine şahitlik ediyoruz. Dinî, etnik, mezhep veya meşrep farklarımızdan müstesna olarak buna tepki vermek insan olmanın gereğidir. Bu vicdani sorumluluk bilinci doğrultusunda fert fert kararlı bir duruşa sahip olmalıyız. Bahsi geçen karanlık fikriyatın temsilcisi olan yapımlara gerektiği gibi tepki göstermeli, onları ilgiden ve teveccühten mahrum bırakmalıyız. Ancak bununla ilgili başka fikirlere de muhakkak ihtiyacımız vardır. Sanat sonsuz bir deryadır. Yaratıcılık bu deryanın en kıymetli katresidir. Yaşanan insanlık dramını dikkat çekici bir şekilde anlatan, çarpıcı bir biçimde aktaran filmler yapılmalı ve toplumsal olarak bu tarz filmlere gösterilen ilgi ve destek artırılmalıdır. Yani bu acının temsilcilerine olan tepkimizi yalnızca ürünlerini tüketmeyerek değil, kendi ürünümüzle onların yaptığı hataların altını çizerek ve bu ürünleri destekleyerek dünyaya duyurmalıyız kanaatini taşıyorum. Ümidim de temennim de Filistin’de yaşanan acıların etkili bir biçimde anlatıldığı filmlere daha sık rastlamaktır.
Başkanım bizlere vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.
Önemli gündemlerle hayırlara vesile olmanız hasebiyle ben sizlere teşekkür ederim.
