Teknoloji Sanat Dünyasını Nasıl Etkiliyor? / Doç. Dr. Ahmet Dolunay
Doç. Dr. Ahmet Dolunay Kimdir? /
adolunaya@gmail.com
Isparta'da doğan A. Dolunay, 1999 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Bölümü'nden mezun oldu. 2011 yılında Beykent Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İletişim ve Tasarım Yüksek Lisansını ve Yıldız Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsünde, Sanat ve Tasarım Doktora eğitimini tamamlamıştır.
İstanbul'daki bazı özel üniversitelerde de (Arel, Gelişim, Altınbaş) öğretim görevlisi olarak çalışmış ve halen bu görevine Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesinde devam etmektedir.
Yağlıboya Resim tekniğinde çalışmalarını sürdüren akademisyen, Kültür Sanat bağlamında ulusal ve uluslararası projeler gerçekleştirmektedir.
Teknoloji, sanat dünyasını nasıl ve ne yönde değiştiriyor?
Teknoloji pek çok alanda etkisini gösterdi ve ilgili mecraya olumlu katkılarda bulundu. Her araç gereçte olduğu gibi onu nasıl kullandığınız çok önemli. Kullanım şeklinize göre uygulanmakta olan işin kalitesini artırırken, her zaman zamanı da kısaltabilirsiniz.
Gelişen bu teknoloji ortamında sanatçı kendi alanında yenilikleri çok başarılı bir şekilde kullanmaktadır. Sanat eserinin üretim aşamasında ya da sanatseverle buluşma aşamasında teknoloji etkin olarak kullanılmaktadır. Sanat alanında kullanımına şu örnekleri verebiliriz;
• Dijital sanat eserleri her geçen gün daha yeni ve daha etkin uygulamalar olarak karşımıza çıkmaktadır.
• Sanat sergilerinin duyurulmasında web sayfaları ve sosyal medya aktif olarak kullanılmaktadır.
• Müzeler, galeriler ve sanat eserleri web ortamına taşınmış ve dünyanın herhangi bir yerindeki eseri ya da mekânı görmek, incelemek mümkün hale gelmiştir.
• Yüksek güce sahip ram ve işlemcilere sahip bilgisayarlar sayesinde grafik tasarım çalışmaları daha hızlı ve daha kaliteli sonuçlar vermektedir.
• Sinema sanatında kullanılan efektler bu sektöre yeni bir soluk getirmiştir.
… Bu ve bunun gibi örnekleri artırmak mümkündür.
Teknolojinin bazı sanat dallarının sonunu getirdiğine inanıyor musunuz, örneğin resim sanatı?
Sorunuz kapsamında sanat ve teknoloji birbirlerinin alternatifi olarak ortaya çıkmadığı için resim sanatının sonunu getirme gibi bir durum söz konusu değildir. Aksine sanatsal faaliyetlerin geniş kitlelere duyurulmasında internet ve sosyal medya önemli bir görevi yerine getirmektedir. Sanatçı ve sanat eserinin görünürlüğü ve bilinirliği daha kolay ve daha yaygın hale gelmektedir. Yeni gelişmelerin çeşitli disiplinlerde farklı etkiler ortaya koyması doğaldır. Bu anlamda sanat tasarım sektöründe bazı uygulamalar değişim ve dönüşüm göstermiştir ama bu ilgili sanatın yok olması ile sonuçlanmamıştır.
Teknolojinin sanata olan olumsuz etkilerinden, dezavantajlarından bahseder misiniz? Örneğin sanat eserleri çoğaltılarak özgünlüğünü kaybetmiş mi oldu?
Sanat eserinin özgünlüğü, sanat değeri az ya da çok sayıda olmasıyla birebir bağlantılı değildir. Eserlerin ticari amaçlar doğrultusunda çoğaltılıyor olması ilgili eserin orijinalinin değerini kaybetmesine neden olmaz. Kopyaları satın alan kişiler aldıkları ürünün bir eserin kopyası olduğunu bilerek almaktadırlar. Sorunuz kapsamında ben duruma da olumlu tarafından bakmayı tercih ediyorum. Ekonomik gücü olmayan sanatseverlerin almaları mümkün olmayan bir eserin kopyalarını dahi olsa alma bilinçleri, ilerleyen zamanda imkânları olması durumunda orijinal eser almalarını doğurabilir. Ancak imkân olduğu halde kopya ya da taklit tercih eden kişilerin durumu eserlerin kopyası ile ilgili değil sanat eserlerine nereden baktıklarıyla ilgili bir durumdur. Bu cümlede vurgulamak istediğim durum lisans ve telif hakları ödenerek yapılan çoğaltmalardır. Plastik sanatlar ya da müzik, sinema gibi eserlerin izinsiz olarak yapılan çoğaltma ve satma durumu teknolojinin gelişip gelişmemesi ile ilgili bir durum değil, bu davranışı sergileyen satıcı ve alıcı tarafların etik ve emeğe nasıl baktıklarıyla ilgili bir durumdur.
Yapay zekâ ile üretilen ürünler sanat eseri kabul edilebilir mi? Yapay zekâ kullanarak sanat üretmeye nasıl bakıyorsunuz?
Sanatçı farklı araç ve imkânları kullanarak sanat eseri ortaya koyabilir. Burada tüm bu imkânların sanatçının özgün düşüncesiyle şekillenmiş olması önemlidir. Sanatçı eser üretimi aşamasında yapay zekâ ya da farklı teknik imkânları kullanabilir. Ortaya çıkardığı çalışma bir sanat eseridir.
Bazı bilim adamları yazılımlar aracılığı ile robotlara (resim vb.) sanat eseri yaptırdığı konusunda bilgi ve örnekler paylaşmaktadırlar. Bu konu alanın uzmanları ve akademisyenler tarafından yeterince tartışılıp bir sonuca varılacaktır. Sanatçı “Harold Cohen” yapay zekânın sanatçı olma ve sanat eseri üretmesi fikrine uzak olmadığını belirtmektedir.
Gerçek hayatta sanatçının özgürlüğü ve özgünlüğü kendi yaşanmışlığı ve deneyimleriyle oluşurken, yapay zekâ da yazılımcı bilim adamının veya yazılım şirketinin ona vermiş (kodlanmış) olduğu veriler (yazılım) kapsamında gerçekleşmektedir. Bir ressam her eser üreteceği zaman başka birinin fikrini alıyor ve kendi bilgisini değil de ilgili kişinin bilgisi üzerine eserini inşa ediyorsa burada özgünlükten bahsedilemeyeceği gibi yapay zekâ da robotun değiştiremeyeceği ve kendine dikte edilmiş kodlarla bir eser ortaya koyması mümkün olabilir ama bu eserin özgünlüğü tartışmalı olacaktır. Teknolojiyi imkânlar ölçüsünde aktif olarak kullanan bir kişi olarak yeniliklere açığım ve bu kapsamda ilerleyen zaman içinde yapay zekâ uygulamalarını ve örneklerini gördükçe yapılan çalışmaların sanat eseri mi değil mi olduğu konusunda daha net ve doyurucu sonuçlar çıkacağını düşünüyorum ve bu konuda ön yargılı değilim.
Teknolojinin oluşturduğu değişime adaptasyon sorunu hakkında neler söylemek istersiniz?
Geçmiş dönemlerde bilim alanındaki değişim ve gelişimler yüzyıllar alırken günümüzde bu süre yer yer on yıllarla ifade edilir bir duruma gelmiştir. Örneğin bir kullanıcı almış olduğu cep telefonunun taksitini daha bitirmemişken telefonun bir üst modeli satışa çıkmaktadır. Bu hızlı gelişim farklı kuşakları doğurmuştur. Aynı toplum içinde “Z” kuşağıyla birlikte daha eski kuşaklara ait bireyler de bulunmaktadır. Bu kapsamda yer adaptasyon sorunu yaşanması doğal bir durum haline gelmektedir. Eser üretiminde teknolojiyi kullanmanın özgünlüğü azalttığını düşünen tasarımcı ya da sanatçılar olabilir ama bu adaptasyon sorunu değil, bilerek bu yönde verilen bir karardır.
Adaptasyonu teknoloji kullanımına yetişememek, alışamamak kapsamında ele alırken onu farklı bir yaklaşımla “sorunsal” olarak ayrıca ele almak da mümkündür. Bahsettiğim bu durum teknolojiyi kullanmadaki irade zayıflıklarıyla ve suiistimallerle ilgili bir durumdur. Örneğin teknoloji bağımlılığı ya da teknoloji zorbalığı gibi. Burada hukuk, etik, kişilik hakları gibi kavramlar devreye girmektedir.
