Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

Sosyal Medya Dilenciliği / Eda Gedikoğlu

Bu Yazıyı Paylaşın:
Sosyal Medya Dilenciliği / Eda Gedikoğlu

Yeni medyanın sosyal ağ unsurlarında kimlik sunum aracı olarak neleri gözlemliyorsunuz?

Sosyal medya; kimlik, mevcudiyet, ilişkiler gibi birçok işlevsel özelliği değiştirmektedir. Kimlik bağlamında ele aldığımızda sosyal medya, kullanıcıların sanal kimlikler kullanmasına ve bunu yaparken de sosyal medya araçlarının yapısına göre farklı dijital habituslar oluşturmasına neden olmaktadır.

Sosyal medya aracılığıyla toplumsal hayat değişirken bireylerin kimlik yapısı ve kimliği ele alış biçimi de değişime uğramaktadır. Çevrimdışı ortamlarda kimlikler bireylerin yaptığı iş ve toplumsal hayattaki rolüne göre belirlenirken çevrimiçi kimlikler görüntü ve profilde yer alan aktivitelere göre şekillenmektedir. Sosyal ağlarda kullanıcıların sanal kimlikler oluşturması ve sergilemesi konusuna dikkat çeken kuramcılardan biri de Goffman’dır. Goffman, “Günlük Yaşamda Benliğin Sunumu” adlı kitabında çevrimdışı ortamlarda bireylerin karşıdaki kişiyi ikna etmek için bir performans sergilediğini ifade etmektedir. Goffman’ın dile getirdiği performans yöntemi sosyal medya için de geçerlidir. Sosyal medya hesaplarında profil oluşturan kullanıcılar, profildeki kişi olduklarına ikna etmek için paylaşımlarıyla bir performans sergilemektedir. Kullanıcının giydiği kıyafetten gezdiği yere kadar, kullandığı makyaj malzemesinden dinlediği şarkıya kadar hepsi bir performansın parçasıdır ve bir unsurun oluşturulan profile uymaması inandırıcılığın kaybedilmesine neden olabilmektedir.

Sosyal medya dilenciliği nedir? Nasıl bir ortamın ürünüdür? Fenomenlerin yaptığı dilencilik üzerinden konuyu biraz açar mısınız?

Sosyal medyanın etkileşimlilik özelliğiyle birlikte görünme ve göstermeye dayalı yapısı gündelik yaşam pratikleri ve normlarını da sosyal medyaya transfer etmeye başlamıştır. Dilencilik eylemi de sosyal medyanın dikizleme kültürü oluşturmasıyla birlikte sosyal medya mecralarına yönelen eylemlerden biri olarak karşımıza çıkmıştır. Sosyal medya dilenciliği tanım olarak “kullanıcıların yüz yüze gelmediği kişilerden sosyal normları göz ardı ederek ısrarlı ve rahat bir şekilde ürün, para ya da takip isteğinde bulunması” şeklinde ifade edilebilmektedir. Sosyal medya dilenciliğinin en önemli noktası kullanıcıların ısrarlı ve rahat bir şekilde talepte bulunabilmesidir.

Sosyal medya dilenciliği; internet dilenciliği, dijital dilencilik, çevrimiçi dilencilik, siber dilencilik ve e-dilencilik gibi çeşitli isimlerle de adlandırılmaktadır. Sosyal medya dilenciliğine Instagram, YouTube, Twitter, TikTok ve Facebook gibi birçok dijital platformda rastlamak mümkündür ve dilencilik her platformda sosyal medya mecrasının yapısına göre farklı kalıplarda karşımıza çıkmaktadır. Örneğin Twitter’da IBAN paylaşılarak dilencilik yöntemi uygulanırken Instagram’da yorum ve DM yoluyla istekte bulunulabilmektedir.

Sosyal medya mecralarında takipçi ve takip etme butonlarının ayrı olması bir fenomen algısı oluşturmaktadır. Bu nedenle sosyal medya dilenciliği tiplerini fenomenlerin ve sıradan kullanıcıların -takipçilerin- yaptığı dilencilik olmak üzere ikiye ayrılmak daha doğru olacaktır. Instagram’ın görünme ve göstermeye dayalı yapısı, YouTube’un katılımcı kültür özelliği, Twitter’ın diğer sosyal medya mecralarına oranla duyguların yazılı olarak daha net olarak ifade edilmesine olanak tanıması, TikTok’un hediye gönderme ve nakit para akışı sağlaması farklı dilencilik tiplerinin meydana gelmesine neden olmaktadır. Sıradan kullanıcıların yaptığı dilencilik ürün talebi, ödeme ve etkileşim talebi olarak ayrılırken fenomenlerin yaptığı dilencilikler etkileşim, ürün ve hediye (rozet) talebi olarak karşımıza çıkmaktadır. Fenomenler açısından irdelediğimizde öncelikle şöhret ile fenomen kavramlarının tanımlarının ve özelliklerinin bilinmesi, sosyal medya dilenciliğini daha iyi kavramak için fayda sağlayacaktır.

Global şöhret pazarı olarak anılan bir pazar mevcuttur ve ünlü isimlerin sosyal medyadaki takipçi ve abone sayıları ile beğeni sayıları, onları diğer ünlü isimler arasından ayrıştırmaktadır. Fenomenlerin hepsi aynı etkiye sahip değildir ve etki alanlarının aynı olması için bazı özelliklerinin bulunması gerekmektedir. Bu özelliklerin bazıları şunlardır: Takipçilerine oranla fenomen ve ünlü isimlerin sosyal medyayı kullanma oranları daha fazladır, daha yenilikçidirler ve çevreyle ilişkileri daha fazla olan kozmopolit insanlardır. Rojek, şöhreti; aileden gelen şöhret, sonradan kazanılan şöhret ve atfedilen şöhret olmak üzere üçe ayırmaktadır. Gerçekleştirdiğimiz çalışmada sosyal medya dilenciliğinden gelir elde edilmesini ve sosyal medya aracılığıyla tanınmayı ön planda tuttuğumuz için aileden gelen şöhret araştırmamızın dışında tutulmuştur. Ayrıca atfedilen ve sonradan kazanılan şöhrette kullanıcılar fenomenlerin gelirinde bir hak iddia edebilirken aileden gelen şöhretlerde bu durum en aza indirgenmektedir. Kazanılan şöhret, kişinin yetenekleri ve sanatsal faaliyetleri sonucunda oluşurken atfedilen şöhrete göre sosyal medya aracılığıyla şöhret olan kişiler, kültürel aracılar sayesinde dikkate değer biriymiş gibi sunulabilmektedir.

Sosyal medya fenomenleri takipçilerden etkileşim talep etmek için YouTube’da “beğen”, “abone ol”, “yorum yap”, “ekranın sağına/soluna tıkla” gibi ifadeler kullanırken Instagram’da “beğen”, “yorum yap”, “yukarı kaydır” şeklinde taleplerde bulunabilmektedir. Influencer olarak adlandırılan fenomenlerin her anının merak edilmesi markaların dikkatini çekmektedir. Fenomen ve markaların iş birliği sonucunda ürün tanıtımı normalde olduğundan daha fazla kişiye kısa sürede ulaşmaktadır. Bu bağlamda değerlendirildiğinde fenomenler tarafından gerçekleştirilen dilencilik türlerinden biri de ürün talebinde bulunmaktır. Fenomenler iş birliği yaptığı ya da sonradan dikkatini çeken markalardan hediye ürünün yanı sıra firmalardan indirim, ücretsiz üyelik gibi maddi karşılığı olan taleplerde de bulunabilmektedir. Fenomenler sosyal medya araçlarında yer aldığı ilk yıllarda “sizden gelenleri açıyorum” isimli konsept videolar çekerken zamanla bu konseptin yerini “markalardan gelenleri açıyorum” isimli videolar almıştır. Bu noktada fenomenler, video sırasında yeni ürünler de talep edebilirken giderlerini markalara karşılatmakta ve ürünleri depolayabilmektedir. Diğer bir dilencilik türü de özellikle TikTok uygulamasında karşılaşılan “hediye (rozet) adı altında ödeme talep etmek”tir. TikTok uygulaması diğer uygulamalara oranla fenomenlere direkt olarak ödeme alabilecekleri bir olanak sunmaktadır. Canlı yayın yapan fenomenler, gelen hediyelerin ücretlerini anında hesaplarında görebilmektedir. Bu noktada TikTok uygulaması da ödemenin belirli bir kısmını fenomenden keserek uygulamaya almaktadır. Böylece diğer sosyal medya araçlarına oranla bir yandan fenomen kazanırken bir yandan da uygulama kazanmaktadır.

Özgün çalışmanızda sosyal normlar ve değerlerde yaşanan değişimlerin sosyal medya dilenciliğine neden olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çerçevede sosyal medyada dikizleme kültürü ve değişen mahremiyet kavramı üzerine düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Sosyal medya mecralarının kendine özgü yapısı ve araçla iletişime geçiyormuş duygusunu vermesi nedeniyle bazı sosyal normlarda ve değerlerde birtakım değişimler meydana gelmiştir. Çevrimdışı ortamlarda istenilen fakat sosyal hayattaki baskı nedeniyle gerçekleştirilemeyen düşünce ve istekler, yeni medyanın sunduğu özgür ortam ile birlikte etkileşime girilen kişiye herhangi bir düşünce süzgecinden geçmeden ifade edilebilmektedir. Yüz yüze iletişimin etkisinin en aza indirgendiği çevrimiçi iletişimlerde utanma duygusu da yok denecek kadar azdır. Çevrimdışı hayatlarda istekte bulunurken utanan bireyler, sosyal medyada tuhaf ya da lüks görülebilecek şeyleri rahatlıkla talep edebilmektedir. Bu durumun sıkça meydana gelmesiyle birlikte çevrimdışı ortamlarda gerçekleştiğinde değer noksanlığı olarak görülüp ayıplanan durumlar, sosyal medya mecralarında normal olarak kabul edilmektedir. Bunların başında ise isteme eylemi gelmektedir. Örneğin gündelik hayatta birinden, ihtiyaç duyulan şeyi istemek bile ayıp olarak nitelendirilirken ve isteme eylemini gerçekleştiren kişi utanma durumu yaşarken sosyal medyayla birlikte birebir tanınmayan kişiden bile keyfî olarak lüks diye adlandırılan ve hak etmediğini istemek normal olarak görülmeye başlanmıştır. Nezaket normları da sosyal medyayla birlikte kaybolmaya başlayan normlardan biridir. Tanıdık biriyle karşılaşınca selam vermek, el sıkışmak ve hal hatır sormak nezaket normları arasında yer almaktadır. Çevrimdışı ortamlarda nezaket normlarına uymadan iletişime girmek ayıp olarak nitelendirilse de çevrimiçi ortamlarda bunların norm olduğu düşünülmeden karşıdaki kişiyle bir muhabbet devam ettiriliyormuş gibi iletişime başlanmaktadır. Nezaket normları kullanılmadan istek içerikli bir dil kullanılması, fenomen için çıkar odaklı bir iletişim kurulduğunun göstergesidir. Sosyal medyada kullanıcıların bazı değerleri göz ardı etmesi; dilencilik eyleminin gerçekleşmesi ve tepkileri anlamak noktasında oldukça önemlidir. Fenomen ve kullanıcı arasında sorunlara neden olan bu isteme şekli değer çatışmasının da temelini oluşturmuştur. Değer çatışmalarının sıkça yaşandığı sosyal medya mecraları, sosyal medya dilenciliği başta olmak üzere farklı sosyal problemlerin de yaşanmasına neden olmaktadır.

Sosyal medya mecraları başlarda arkadaşları bulmak ve sohbet etmek için kullanılan platformlar olsa da zamanla kullanıcılarına gelir elde etme imkânı sunmuştur. Kullanıcılar, sosyal medya platformunun izin verdiği ölçüde çevrimdışı hayatlarından çok farklı dijital kimlikler oluşturabildiği gibi birebir aynı kimlikleri de kullanabilmektedir. Yeni bir iletişim ve etkileşim modelinin oluşmasını sağlayan sosyal medya mecralarında dikizleme kültürü de varlığını sürdürmeye başlamıştır. Bu süreçte ise geleneksel panoptikonda yer alan baskı ortadan kalkmış, onun yerine kullanıcılar bireysel rıza ve gönüllülüğe dayalı olan omniptikon ile “haz veren ve eğlenceli” bir denetimi kabul etmiştir. Görüntü ve göstermenin önem kazanması mahremiyet algısında da değişimlere neden olmuştur. Çevrimdışı alanlarda mahrem olarak kabul edilen birçok durum sanal mecralarda normal olarak kabul görmeye başlamıştır. Böylece gidilen yerden giyilen kıyafete, yenilen yemekten kullanılan ürünlere kadar her şey sosyal medya mecralarında rahatlıkla paylaşılmaktadır.

Akademik çalışmanızda geleneksel dilencilik eyleminin sosyal medya mecralarına farklı pratikler ile transfer olduğunu ifade ediyorsunuz. Dijital kimliklerinin gerçek hayattakinden çok farklı olmadığı da biliniyorsa, bu konuda değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?

Sanal mecralarda gerçekleştirilen dilenciliğin sebepleri geleneksel dilencilikle benzerlik gösterse de iki temel farklılık bulunmaktadır. Bunlardan ilki; dilencilik yapan kişinin fenomenin kazancında hak iddia etmesidir. Fenomeni takip ettiği için Influencer’ın gelir elde ettiğinin farkında olan takipçi, bundan kâr elde etmeye çalışmaktadır. Diğer bir sebep ise fenomenin oldukça yüksek miktarlarda ve kolayca gelir elde ettiğinin düşünülmesidir. Bu noktada takipçi, istediği şeyin fenomen için çok cüzi bir talep olduğunu ve talebi karşılandığı noktada fenomenin hiçbir kaybının olmayacağını düşünmektedir. Geleneksel dilencilikte genellikle bireysel dilencilik yapılırken ve toplu dilencilik sayıları oldukça az iken sosyal mecralarda yapılan dilencilik çeşidinde de dilenciliğin topluca yapılabildiği dikkat çekmektedir. Dilenme eylemini gerçekleştiren bireyler çocukları ve eşleri için de istekte bulunabilmektedir. Çoğu zaman ise çocuklarının fotoğraflarını buzdolabının önünde paylaşıp yardıma gerçekten ihtiyacı olduğunu kanıtlamaya çalışmaktadırlar. Başka bir yöntemde ise eylemi gerçekleştiren kişiler, eşleri için de istekte bulunabilmektedir. Bu noktada ise ihtiyaçlardan ziyade isteklerin ön plana çıkması dikkat çekmektedir. Dilenciler, eşleri için tatil ya da yüzük gibi isteklerde bulunabilmektedir. Tüm performansını gönderdiği mesajda sergilemek zorunda olan dilenciler, geleneksel dilenciliğin aksine başkaları tarafından bir zorlamaya maruz kalmamaktadır. Genellikle kişinin kendi isteği doğrultusunda yaptığı dilencilikte dinî ibarelere de sıkça yer verdiği görülmektedir.

Geleneksel dilencilik ile sosyal medya dilenciliği arasındaki en önemli ayrımlardan biri de kullanılan dil kalıplarıdır. Geleneksel dilencilikte “Allah rızası için” gibi rica ve minnet içerikli bir dil kullanılırken sosyal medya dilenciliğinde geleneksel dilencilik kalıplarına ek olarak daha sert ve kaba bir üslup yer almaktadır. Bu tarz bir dil kullanılmasının sebebi de yüz yüze iletişimin etkisinin dijital ortamda yok olmasıdır. Bu nedenle sosyal medya dilencisi istekte bulunacağı kişiye karşı herhangi bir saygı ifadesi kullanmak zorunda hissetmemektedir. Sosyal medya dilencilerinin mesajlarında dinî ve manevi bir içerikten ziyade dünyevi ve maddi istekler söz konusu olmaktadır. Geleneksel dilencilik eyleminde karşıdaki kişiyi, ihtiyaç sahibi olduğuna inandırmak için bütünüyle bir performans sergilenmektedir. Bu performans sosyal medya platformunda yazı diline dökülmektedir. Dilencilik eylemini gerçekleştiren kişi ihtiyaç sahibi olduğunu kanıtlamak için sözel bir performans sergilemekte, gerekli durumlarda fotoğraf paylaşabilmekte ve verdiği bilgilerle inandırıcılığı sağlamaya çalışmaktadır.

Kullanıcılar gündelik hayatta utandıkları için isteyemedikleri ürün, para ve beğeni gibi taleplerini sosyal medya araçları sayesinde rahatlıkla dile getirebilmektedir. Bu taleplerde bulunurken disinhibisyon etkisi nedeniyle araçla iletişime geçiyormuş gibi düşünen bireyler sert ve kaba ifadeler de kullanabilmektedir. “Kişilerin internet ortamında yüz yüze iletişimde söyleyemeyecekleri şeyleri söylemeleri, daha rahat davranmaları, kendilerine daha az sınır koymaları” olarak tanımlanan disinhibisyon etkisiyle birlikte kullanıcılar kendilerini çevrimiçi ortamlarda daha sınırsız ve özgür hissetmektedir. Bu rahatlığın nedeni ise çevrimdışı ortamda bulunan sosyal normların varlığıdır. Çevrimiçi ortamlarda varlığını sürdüren disinhibisyon etkisi, performansa dayalı olan dilencilik eyleminin gerçekleşmesinde oldukça etkilidir. Bu nedenle dijital kimliklerin gerçek hayattakinden farklı olduğunu söylemek mümkündür. Daha önce de belirttiğim gibi gerçek hayatta kullanıcılar eğitim durumu, aile yapısı ve sosyal statüleri gibi durumlara göre kimlik sahip olurken sosyal medya mecralarında oluşturmak istediği kimliklere göre aktivite ve içerikler paylaşmaktadır. Örneğin çevrimdışı ortamlarda aldığı eğitim ve içerikleri ile farklı bir kimlik oluşturan doktor, çevrimiçi ortamlarda paylaştığı müzik ve gezi videoları ile farklı bir kimlik oluşturabilmektedir.

Önerileriniz neler olabilir?

Sosyal medya dilenciliği günümüzde oldukça ciddi bir sorun olarak kendini göstermeye başlamıştır. Eylemin ısrarlı bir şekilde “utanma” duygusundan uzak ve hak edilmeyeni isteme şeklinde yapılması eyleme maruz kalan kişiyi zor durumda bırakmakta ve iyi niyetin suistimal edilmesine neden olabilmektedir. Sosyal medya dilenciliği ile ilgili problemin çözülmesi için öncelikle sorunun detaylı bir şekilde irdelenmesi ve tüm yönleriyle ortaya konulması gerekmektedir. Geleneksel dilencilik gerçekleştiğinde bir hukuksal yaptırımı bulunurken sosyal medya aracılığıyla gerçekleştirilen dilencilik türünde fenomenin ifşa etmesi dışında herhangi bir formal yaptırım bulunmuyor. Bu nedenle sosyal medya dilenciliğinin sonraki çalışmalarda hukuksal açıdan da incelenip tartışılması gerekiyor. Yaptığımız araştırmada dilencilik, mecralara ve kullanıcılara göre sınıflandırıldı ve kullanıcıların eylemi gerçekleştirme şekilleri üzerinde yoğunlaşıldı. Sonraki çalışmalarda dilencilik eylemini gerçekleştiren hesaplar bulunup bu kişilerle derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak eylemi gerçekleştirme sebepleri araştırılabilir. Çünkü dilenciliğin gerçekleşme sebepleri, problemin ortaya konulması ve sorunun çözümü için de önemli veriler sunabilir. Sosyal medya dilenciliği sosyal normlar ve değerler açısından değerlendirildiğinde bir toplumsal sorun olarak nitelendirilmektedir. Bu noktada toplumun sosyal medya dilenciliğine bakışı üzerine de bir araştırma yapılabilir.