Sosyal Girişimciliğin Başarı Dinamikleri / Dr. Nuray Türkeş
Sosyal girişimciliğin kritik başarı faktörlerini belirlemeye yönelik kapsamlı çalışmanızda önemli bulgulara ulaşmışsınız. Etik değerlerin sosyal girişimcilik başarısında en kritik faktör olduğu ortaya çıkmış. Sosyal girişimciler bu değerlerin yol haritası oluşturduğunu belirtiyor. Peki, bu değerler günlük iş kararlarına nasıl yansıyor? Örneğin, etik değerlere bağlı kalmanın zorlayıcı olduğu durumlarda nasıl bir yol izleniyor?
Sosyal girişimciler sahip oldukları değerlerle çevrelerinde ve toplumda değişim oluşturmaya çalışıyorlar. Etik değerlere sahip olmak, farkındalık oluşturmak, paylaşmak, farklı bakış açıları sunmak, ufak adımlarla ama sabırla ilerlemek, kârdan çok kalıcı faydaya odaklanmak ve sosyal etkiyi ön plana çıkarmak gibi değerler sosyal girişimcilerin yol haritasını oluşturuyor.
Sosyal girişimciler sahip oldukları değerlerle paydaşlarında güven sağlıyorlar. Sosyal girişimcilerin bireysel menfaat için değil, toplumsal fayda için çalıştıkları paydaşları tarafından anlaşıldıkça, hem yürütülen faaliyetlere hem de sosyal girişimcilere saygı artabiliyor. Değerler, rotadan sapmamayı sağlıyor aynı zamanda. Sosyal girişimcilerin enerjileri, azimleri, cesaretleri ve kararlılıkları diğer girişimcilere de rol model olabiliyor.
Sosyal girişimcilerin sahip oldukları değerler işi yapma şekline ve günlük iş kararlarına yansıyabiliyor. Değerler, sosyal girişimcilerin kurdukları ekibin çalışma prensiplerini oluşturuyor. Etik değerlere sahip olan kişilerle ekip kuruluyor ve bunun sonucunda sağlıklı bir çalışma alanı oluşabiliyor. İş ilişkilerinde de karşılıklı saygı, iş birliği ve şeffaflık önemli oluyor. Ayrıca faaliyetler doğal çevreye zarar vermeden gerçekleştiriliyor.
Etik değerlere bağlı kalmanın sosyal girişimciler için zorlayıcı olduğu durumlar da olabiliyor. Etik değerler kapsamında dış paydaşları ikna etmek için daha fazla konuşmak ve çaba sarf etmek gerekebiliyor. Bu da zaman zaman yorucu olabiliyor. Ayrıca doğal çevreye zarar vermeden üretim yapmanın maliyetleri yüksek olabiliyor. Şeffaflık ortamını oluşturmak da zor olabiliyor. Bu gibi durumlarda alınan eğitimlerle ve desteklerle, kurulan iş birlikleriyle, verimliliği artırmaya yönelik çalışmalarla zorluklar aşılmaya çalışılıyor. Özellikle kamu, özel, sivil toplum ve üniversite iş birlikleri bu kapsamda etkili olabiliyor.
Çalışmanızda iş tecrübesinin/deneyimin demografik özellikler arasında en önemli faktör olduğu ortaya çıkmış. Sosyal girişimciler tecrübenin problem çözme yeteneği kazandırdığını ve vizyonerlik sağladığını belirtiyor. Bu deneyimin sosyal girişimcilik başarısına nasıl yansıdığını açıklayabilir misiniz?
Sosyal girişimciler deneyimlerine, mesleklerine ve iş tecrübelerine göre çeşitli faaliyetler yürütüyorlar. Yürütülen bu faaliyetlerle toplumsal sorunları çözmeye çalışıyorlar.
Bazı sosyal girişimciler mesleki birikimlerine göre faaliyetler yürütüyorlar. Onlar sahip oldukları tecrübe ve vizyonla sektörlerindeki sorunları çözebiliyorlar. Örneğin, ziraat mühendisi olan bir sosyal girişimci, tarımda gördüğü problemlere çözüm bulabiliyor. Deneyim tasarımcısı olan bir sosyal girişimci, ürünlerini veya hizmetlerini hedef kitlesine hızlıca ve kolayca ulaştırabiliyor.
Farklı mesleki bilgi ve deneyime sahip sosyal girişimciler bir araya gelerek de çeşitli sorunlara çözüm bulabiliyorlar. Örneğin, mühendisler ve eğitimciler bir araya gelerek öğrenme problemi yaşayan çocuklar için dijital eğitim materyalleri tasarlayabiliyorlar.
Kurumsal hayatta yoğun olarak çalıştıktan sonra kendi girişimini kuran sosyal girişimciler de olabiliyor. Onlar kurumsal hayatta edindikleri bilgi ve tecrübelerle kendi girişimlerini kurup çözüm üretebiliyorlar. Bazı sosyal girişimciler de kurumsal tecrübelerini eğitim faaliyetleriyle genç sosyal girişimcilere aktarıyorlar, yol göstericilik ve mentörlük yapabiliyorlar.
Üniversitede eğitim görürken bir sosyal girişimde gönüllülük faaliyetlerine katılan kişiler de elde ettikleri bu deneyimleriyle kendi sosyal girişimlerini kurabiliyorlar.
Tüm bu deneyimler ve iş tecrübeleri sosyal girişimcilerin başarısına yansıyabiliyor ve önemli katkılar sunuyor. Hedef kitlenin ihtiyaçları, beklentileri, öncelikleri biliniyor ve buna göre çözümler üretilebiliyor. Ayrıca deneyimler ve iş tecrübeleri sayesinde sosyal girişimlerin hayatta kalması ve uzun ömürlü olması sağlanabiliyor. Böylece üretilen çözümlerin kalıcı ve sürdürülebilir olması sağlanabiliyor.
Bilişsel özellikler arasında liderliğin en yüksek öneme sahip olduğu görülüyor. Sosyal girişimci liderlerin sahip olması gereken özellikler neler? Özellikle toplumun tüm kesimlerini ikna etme ve güven oluşturma süreçlerinde liderlik nasıl bir rol oynuyor?
Sosyal girişimcilerin sahip oldukları liderlik özellikleri arasında ekibini iyi tanımak, ekiple beraber değerlerle ve nezaketle çalışmak, iyi bir gözlemci olmak, fırsatları görebilmek ve analiz edebilmek, hedef odaklı olmak, iyi iletişim kurmak, disiplinli olmak, risk alabilmek, dürüst ve şeffaf olmak, güven oluşturmak, krizlerle ve belirsizliklerle baş edebilmek, değişime açık olmak, sabırlı ve sebatlı olmak gibi özellikler bulunmaktadır.
Sosyal girişimciler liderlik özelliğini kullanırken toplumun farklı kesimlerinin seslerine kulak verip eşit mesafede olmaya da dikkat ediyorlar. Saygı, dürüstlük ve şeffaflık özellikleri sayesinde toplumda güven oluşturuyorlar. Ekiplerine olan güvenleri de bu kapsamda önemli oluyor.
Kararlı olmak ve bu kararlılığı paylaşmak da sosyal girişimci liderlere olan güveni artırmaktadır. Kararlılıkla yapılan faaliyetler ve üretilen çözümler sosyal etki analizleri ile paylaşıldığında ikna etmede ve güven oluşturmada başarı sağlayabiliyor.
Sosyal etki analizleriyle sahip olunan üye sayıları, gönüllü sayıları, toplanan bağış miktarları, bu bağışlarla ulaşılan ihtiyaç sahipleri, karşılanan ihtiyaçlar, ulaşılan kişiler, verilen eğitimler ve burslar gibi sayısal veriler şeffaf bir şekilde paylaşılıyor. Böylece hem elde edilen sosyal sonuçlar daha görünür hale geliyor hem de ikna ve güven sağlanabiliyor.
Başarma ihtiyacı en önemli motivasyon kaynağı olarak görünüyor. Sosyal girişimcilikte başarının ticari girişimcilikten farklı tanımlandığı vurgulanıyor. Sosyal girişimciler başarıyı neye göre ölçüyor? Finansal göstergeler yerine hangi kriterleri kullanıyorlar?
Sosyal girişimcilerin başarma ihtiyacı, ulaşılmak istenen hedefin sonucudur. Bu bir bireysel başarı ihtiyacı ya da kâr elde etmek değildir. Sosyal girişimcilerdeki başarma ihtiyacı, toplumsal fayda sağlamaya ve artırmaya yönelik başarıya ulaşmaktır.
Sosyal girişimcilerin başarma ihtiyacının temelinde yapılan iyi işlerin görülmesi, elde edilen iyi sonuçların artması, sürdürülebilir olması, daha fazla kişiyle paylaşılması ve rol model olması bulunmaktadır.
Sosyal girişimciler hedef kitlelerinden gelen güzel mesajlarla, çözdükleri problemlerle, sahadaki gözlemleriyle, yapılan faaliyetlerle ilgili olumlu dönüşlerle, oluşturulan faydanın büyümesiyle, rol model olmakla, ilham vermekle, aldıkları manevi ödüllerle, oluşturulan etkinin sürdürülebilir ve kalıcı olmasının sağlanmasıyla başarılı olduklarını görüyorlar.
Oluşturulan etkinin sürdürülebilir ve kalıcı olması için finansal göstergeler de önemli oluyor. Bu kapsamda bir tarafta sosyal fayda ve sosyal etki oluşturulurken diğer tarafta bu etkinin kalıcı olması için finansal sürdürülebilirliğin sağlanması gerekiyor.
Sosyal girişimlerin gelir kaynakları arasında ürün satışları, danışmanlık hizmetleri, hibeler ve bağışlar sayılıyor. Dışarıdan yatırım alma konusunda ise farklı yaklaşımlar var. Bu çeşitlilik sosyal girişimlerin finansal modellerini nasıl şekillendiriyor?
Sosyal girişimler kurulurken şahsi finansman kaynaklarından, aile ve arkadaş desteklerinden, devlet, vakıf, uluslararası kurum veya kuruluşlardan alınan hibe desteklerinden, sponsorluklardan, ayni ve nakdi ödüllerden, bağışlardan, ticari kredilerden, fon veren kurum veya kuruluşlardan yararlanıyorlar.
Türkiye’de sosyal girişimler için bir yasal statü bulunmamaktadır. Bu nedenle sosyal girişimler kuruluş aşamasında ihtiyaçlara göre yasal statüye karar veriyorlar. Bu yasal statüler arasında kooperatif, limited şirket, şahıs işletmesi, dernek veya vakıf gibi seçenekler bulunuyor.
Sosyal girişimlerin hangi iş modelini kullanacağı girişimin hedef kitlesine, amacına ve faaliyet gösterdiği sektöre bağlı olarak değişebiliyor.
Sosyal girişimlerden bazıları sadece ticari faaliyetlerle gelir elde edip, bu gelirleri misyonları için kullanıyorlar.
Sosyal girişimlerin bazıları faaliyetlerini yürütürken hibrit iş modelini kullanıyorlar. Yani bu modelin kullanıldığı sosyal girişimlerde bir tarafta bağışlardan diğer tarafta ticari faaliyetlerden gelir elde ediliyor.
Bazı sosyal girişimler vakıf veya dernek gibi sivil toplum kuruluşu olarak faaliyet gösteriyorlar. Kâr amacı gütmeyen kuruluşlar olarak adlandırılan bu sosyal girişimler gelir elde etmek için bağışlardan ve desteklerden yararlanıyorlar. Kâr amacı gütmeyen kuruluşlardan bazıları gelir sağlamak amacıyla iktisadi işletmelerini de kurabiliyor. Böylece elde edilen gelir çeşitlendirilmiş oluyor ve kuruluş misyonuna katkı sağlamak için kullanılıyor.
Sosyal girişimler finansman geliştirme ve büyüme planları için dışarıdan yatırım almak, mevcut satışları artırmak, iş birlikleri geliştirmek, yeni ürün/hizmet geliştirmek, yeni müşteriler bulmak, yeni bölgelere satış yapmak gibi seçenekleri de kullanabiliyorlar.
Bireysel faktörlerin çevresel ve kurumsal faktörlerden daha yüksek öneme sahip olması dikkat çekici. Bu durum Türkiye’de sosyal girişimciliğin hâlâ bireysel çabalara mı dayandığını gösteriyor? Yoksa kurumsal ve çevresel destek mekanizmalarının yetersizliğinin bir yansıması mı?
Bu çalışmada sosyal girişimcilikte başarı için bireysel faktörlerde yirmi dokuz kriterin, kurumsal faktörlerde yedi kriterin, çevresel faktörlerde altı kriterin öncelik ve önem dereceleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Elde edilen bulgular bireysel faktörlerin çevresel ve kurumsal faktörlerden daha yüksek öneme sahip olduğu sonucunu ortaya çıkarmıştır. Bu durum Türkiye’de sosyal girişimciliğin bireysel çabalara dayandığını gösterebilir.
Bir sosyal girişim fikrinin bulunmasında ve sosyal girişimin başlatılmasında bireysel çabalar önemlidir. Ancak bu aşamada kurumsal ve çevresel destek mekanizmaları da önemli olmaktadır. Örneğin; belediyeler, kalkınma ajansları ve üniversiteler tarafından kurulan sosyal girişimcilik merkezleri ve sosyal inovasyon merkezleri bulunmaktadır. Bu merkezler İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Bursa, Eskişehir, Adana, Mersin, Konya, Gaziantep, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş illerinde faaliyet gösteriyorlar. Özellikle yeni kurulacak sosyal girişimler için bu merkezlerinin sağladığı hizmetlerin bilinirliği ve görünürlüğü artırılabilir.
Sosyal girişimler kurulurken iş kurma maliyetlerinin düşürülmesi, uygun ve düşük maliyetli finansmana ulaşılması gibi konular da önemli olmaktadır. Bu kapsamda ilgili taraflardan gerekli desteklerin sağlanması önemli olabilir.
Sosyal girişimler kurulduktan sonra da destek mekanizmaları önemlidir. Yerel yönetimler, kamu kurumları, STK ve diğer sosyal girişimler arasındaki iş birliklerinin artırılması, görünürlüğü artırıcı platformların olması, üniversitelerle bilgi paylaşımının yapılması, vergi muafiyetlerinin sağlanması ve yatırım alabilme imkânlarının sağlanması gibi konular için gerekli destekler sağlanabilir.
Sosyokültürel çevre unsurlarının en yüksek öneme sahip olduğu belirtiliyor. Sosyal girişimciler bu çevreden nasıl etkileniyor ve karşılığında toplumda nasıl bir dönüşüm sağlıyor? Özellikle sosyal sorumluluk bilinci, güven artışı ve yardımlaşma kültürü gibi etkiler nasıl oluşuyor?
Yine bu çalışmada çevresel faktörlerde sosyokültürel çevre unsurları en yüksek öneme sahip kriter olarak bulunmuştur. Sosyokültürel çevre unsurları bir toplumdaki inançları, gelenekleri, değer yargılarını, tutumları, alışkanlıkları, olaylara bakış açılarını, davranış ve yaşam biçimlerini içermektedir.
Yapılan araştırmalarda Türkiye’deki sosyal girişim kurucularının ya da yöneticilerinin eğitim düzeyinin yüksek olduğu ve en yaygın olarak eğitim sektöründe faaliyet gösterdikleri görülmektedir. Bu durum sosyal girişimcilerin eğitime değer verdiğini, eğitim faaliyetleri ile toplumu geliştirmeye ve dönüştürmeye çalıştıklarını gösteriyor.
Yine yapılan araştırmalarda sosyal girişimlerde kadın çalışan ve kadın gönüllü sayılarının yüksek olduğu görülmektedir. Bu durum toplumdaki kadın istihdamını artırmaya yönelik dönüşümü de destekliyor.
Türkiye gibi kolektif kültürlerde kişiler kendi yararları kadar toplumun yararını da düşünmektedir. Bu kültür yapısında paylaşmak, iş birliği oluşturmak gibi kavramlar öne çıkmakta ve toplumun yararı gözetilmektedir. Böylece sosyal sorumluluk bilinci ve yardımlaşma kültürü artmaktadır. Bu unsurlar da sosyal girişimciliği desteklemektedir.
Sosyokültürel unsurlar arasında bulunan hayırseverlik ve gönüllülük yaklaşımları da toplumdaki iyilik hareketine katkı sağlamaktadır. İhtiyaç sahiplerine yardım etmek veya bir sosyal girişimde gönüllü çalışmak gibi davranışlar sayesinde toplumdaki paylaşma ve yardımlaşma kültürü artmaktadır. Bu kültürün devam etmesi için toplanan yardımların kullanıldığı yerlerin şeffaf bir şekilde paylaşılması da güveni arttırmaktadır.
Bulgularınız ışığında Türkiye’de sosyal girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesi için hangi alanlara odaklanılmalı? Özellikle bireysel faktörlerin bu kadar baskın olduğu bir ortamda, kurumsal ve çevresel desteklerin nasıl güçlendirilmesi gerekiyor?
Sosyal girişimcilikte başarı için bireysel faktörler daha ön plana çıkmaktadır. Ancak bu durumun kurumsal ve çevresel desteklerle güçlendirilmesi de önem arz etmektedir. Çalışmada elde edilen bulgular kapsamında Türkiye’de sosyal girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesi için aşağıdaki konulara odaklanılması önerilmektedir:
• Sosyal girişimlerin görünürlüğünü artırmak için çalışmaların yapılması,
• Sosyal ağ, ilişki ağları ve iş birliği kurulabilmek için gerekli ortamların sağlanması ve etkinliklerin yapılması,
• Yerel yönetim desteklerinin arttırılması,
• Markalaşma ve pazarlama gibi konular hakkında bilgi ve destek mekanizmalarının kurulması,
• Sosyal girişimler için yasal mevzuatların oluşturulması, vergi indirimi gibi desteklerin sağlanması,
• Hibelere başvuruların kolaylaştırılması,
• Kuruluş masraflarının azaltılması ya da çeşitli muafiyetlerin sağlanması.
