Siber Zorbalık Nereye Kadar? / Dr. Rüstem Göktürk Haylı
Siber zorbalık davranışlarına neden olan faktörlerden bahseder misiniz?
Siber zorbalığa neden olan faktörlerin başında çevrimiçi iletişim ile ilgili kavramlar gelmektedir. Bu kavramlardan siber zorbalığa en çok neden olanlar problemli internet kullanımı, çevrimiçi iletişim araçlarının kullanım süresinin fazla olması ve internet bağımlılığıdır. Çevrimiçi veya yüz yüze ortamlarda zorbalık mağduru olmak, siber zorbalığın nedenlerinden bir diğeridir. Bunun nedeni yüz yüze veya siber zorbalık mağdurlarının zorbalardan çevrimiçi ortamda intikam alma isteğidir. Buna ek olarak zorbalık mağduru olmayan fakat arkadaş çevrelerindeki ilişkileri bozulan bireyler de bozulan ilişkilerinden kaynaklı duygusal tatminsizlik hissetmesi, bunun sonucunda ise başkalarına yönelik öfke ve nefret duygularına sahip olması nedeniyle siber zorbalık yapabilir. Birtakım sosyal ve toplumsal koşulların da siber zorbalığa neden olduğu söylenebilir. Araştırmalar, sosyal ve toplumsal yapı ile ilgili kavramlardan biri olan ve ahlaki değerlerden uzaklaşma olarak tanımlanan ahlaki çözülmenin siber zorbalık davranışlarına neden olduğunu göstermektedir. Sosyal yapı ile ilgili kavramlardan diğeri olan akran etkisi de siber zorbalığa neden olmaktadır. Çünkü çocuk ve gençlerin sosyal eğilimleri, bulunulan gruptaki tutum ve davranışlar veya okul ve mahalle arkadaşlıkları aracılığıyla şekillenmektedir. Arkadaşlarının birçoğunun akran zorbalığı ve siber zorbalık davranışı gösterdiğine tanık olan veya gösterdiğini düşünen ergenler daha fazla siber zorbalık yapmaktadır. Siber zorbalık düzeyi yüksek olan diğer bir grup ise sosyoekonomik düzeyi yüksek ailelerdeki gençlerdir. Bu gençlerin teknolojiye ve iletişim araçlarına ulaşma imkânı daha fazla olduğundan bu araçları kullanma konusundaki becerileri de daha fazladır. Bu durum ise daha fazla siber zorbalık yapmalarına neden olmaktadır. Siber zorbalığa neden olan diğer bir unsur olarak çevrimiçi ortamların yapısından kaynaklanan bir empati yoksunluğundan söz edilebilir. Çevrimiçi ortamlar, siber zorbanın tutum ve davranışlarının hedef aldığı kişiler üzerindeki etkisini göremediği için zorbada pişmanlık veya benzeri duyguların ortaya çıkmasına ket vurmaktadır; bu durum ise zorbanın empati düzeyini azaltmaktadır. Bireyin aşağılık kompleksi yaşaması da siber zorbalık davranışları göstermesine neden olan bir diğer faktör olarak değerlendirilmektedir. Bireyin, başka bir birey karşısında kendisini daha yetersiz hissetmesi, o birey hakkında çevrimiçi ortamda hakaret veya iftira niteliğinde paylaşımlar yapma eğilimini arttırabilir. Akademik başarısı düşük olan gençler, kendisini yetersiz hisseden ve aşağılık kompleksi yaşayan birey gruplarından biri olarak gösterilebilir. Akademik başarının düşük olmasının siber zorbalık davranışlarına neden olabilen diğer bir faktör olduğu göz önünde bulundurulduğunda, akademik başarısı düşük bir gencin kendisini yetersiz hissettiği için öğretmenlerine veya yüksek akademik başarı gösteren öğrencilere siber zorbalık yapmasının muhtemel olduğu ifade edilebilir. Gençlerin sahip olduğu bazı kişilik özelliklerinin siber zorbalığın ortaya çıkmasında rol oynadığı söylenebilir. Siber zorbalık davranışlarına sıklıkla başvuranların baskın bir kişiliğe sahip, kurallara uyma konusunda sıkıntılar yaşayan, saldırgan davranışlar sergileyen, düşmanca duygulara sahip, psikotik belirtiler taşıyan, saldırganlık eğilimi olan, ilgi görme isteği duyan ve duyguları anlama konusunda yetersiz bireyler olduğu görülmektedir. Siber zorbalığa neden olan faktörlerden bir kısmı ise aile ile ilgili nedenlerdir. Çocukluk döneminde sevgiden yoksun bir aile ortamında olan, fiziksel şiddete maruz kalan ve temel ihtiyaçları yeterince karşılanmayan bireylerin siber zorbalık davranışları sergileme eğilimleri yüksektir. Bu durum, bireylerin ebeveynlerini rol model alması sonucu olumsuz davranışları sıradan davranışlar olarak kabul etmeleri şeklinde açıklanabilir. Ayrıca ergenlerde düşük düzeyde ebeveyn bağlanmasının da siber zorbalık davranışlarını arttıran bir faktör olduğunu gösteren araştırma bulguları mevcuttur.
Ergenlerin siber zorbalığa (zorba, mağdur veya zorba/mağdur olarak) dahil olma oranı nedir? Bu oran bize neler anlatmakta?
Birçok araştırma gençlerin neredeyse yarısının siber zorbalığa zorba olarak, mağdur olarak veya hem zorba hem de mağdur olarak dahil olduğunu göstermektedir. Bu durumun, gençlerin günümüzde internet ve cep telefonu gibi çevrimiçi iletişim araçlarını yoğun biçimde kullanması nedeniyle beklendik bir sonuç olduğunu söyleyebiliriz. Yine de neredeyse her iki gençten birinin siber zorbalık sürecine zorba veya mağdur (ya da hem zorba hem de mağdur) olarak dahil olduğu gerçeği, siber zorbalığın gençler için oldukça ciddi bir sorun olduğuna işaret etmektedir. Siber zorbalığa ilişkin bu denli yüksek oranların elde edilmesinin hiç şüphesiz birtakım sebepleri vardır. Bunlardan biri, çevrimiçi ortamların yapısının gençlerin kimliklerini gizleyebilme durumu algılanan anonimlik düzeylerini arttırmasıdır. Bu durum ise gençlerin daha fazla siber zorbalık yapmasına neden olmaktadır. Gençlerin çevrimiçi ortamlarda algıladığı yüksek anonimlik, bu ortamlarda sergilediği davranışlar konusunda sosyal normlara daha az dikkat etmesine neden olur ve kimlikleri açığa çıkmadığı için bu davranışları nedeniyle ceza almaktan kurtulurlar. Yüksek siber zorbalık düzeylerinin diğer bir sebebi olarak çevrimiçi iletişimde yüz ifadesi ve ses tonu gibi sosyal ipuçlarının anlamının yüz yüze iletişimdeki kadar anlaşılamamasıdır. Bu durum hem mesajların yanlış yorumlanabilmesine hem de siber zorbalık sürecinin mağdurdaki olumsuz etkisinin zorba tarafından gözlenememesine neden olmaktadır. Bu nedenle zorbalık yapan kişi daha az vicdan azabı duymakta, neredeyse hiç suçluluk hissetmemekte, bunun sonucunda da bu davranışlarını sürdürmektedir.
Yüz yüze sergilenen akran zorbalığı ile siber zorbalık davranışları arasında nasıl bir ilişki bulunmakta?
Zorbalığın yüz yüze ve çevrimiçi hali, birbiri ile yakından ilişkili davranışlar olarak değerlendirilmektedir. Siber zorbalık sonucunda çevrimiçi ortamda istediği sonucu elde edemeyen gençler, hedef olarak seçtiği kişiyle okul gibi ortamlarda yüz yüze olduğu için daha yakından etkileşim kurarak zorbalık davranışlarına devam edebilir; üstelik siber zorbanın kimliği çevrimiçi ortamda gizli kaldıysa yüz yüze zorbalık davranışlarını daha şiddetli biçimde sergiler. Öte yandan bilgisayarlar ve cep telefonları gibi iletişim araçları, zorbalığın okul gibi ortamlarla sınırlı olan kapsamını genişleterek çevrimiçi ortamlarda tüm gün boyunca kesintisiz olarak karşılaşılabilecek bir durum haline getirmiştir. Bu nedenle yüz yüze başlayan zorbalık davranışları, çevrimiçi ortamda da devam eder hale gelmiştir.
Siber mağduriyet siber zorbalığa dönüşebiliyor mu?
Çevrimiçi iletişim ortamlarında zorbalık mağduru olan aynı ergenler, zorbalık davranışları da sergileyebilmektedir. Ergenler, kendisine kötü davranan bireylerden sanal ortamda intikam alma güdüsüyle siber zorbalık yapmaktadır. Dolayısıyla siber mağdurların kendilerine çevrimiçi iletişim aracılığıyla zorbalık yapan bireylerden intikam almak amacıyla siber zorbalığa başvurabileceğini söyleyebiliriz. Ayrıca siber mağduriyet de dahil olmak üzere bireylerin yaşadığı birçok deneyim gerilime neden olmakta, bu gerilime karşı bir başa çıkma veya uyum sağlama mekanizması olarak intikam alma veya suça yönelme davranışları dahilinde ise siber zorbalık davranışları ortaya çıkmaktadır. Siber mağduriyetin siber zorbalığa dönüşmesinin başka bir sebebi olarak, zorbalık mağdurlarının duygusal ve zihinsel açıdan yeterli durumdaysa davranışlarını kontrol edebildiği; fakat duygusal ve zihinsel anlamda yetersizlik duyuyorsa bu süreçte stres hissederek zorbalık davranışlarına başvurabileceği sunulabilir. Bu nedenle birçok ergenin siber mağduriyet yaşadıktan sonra siber zorbalık davranışları sergilediğini ifade edebiliriz.
Siber zorbalık davranışları, ergenlerin duygusal ve psikolojik iyi oluşları üzerinde ne gibi etkiler bırakmakta?
Siber zorbalığın etkilerini daha çok bu tür zorbalığa maruz kalmış mağdurlarda gözlemekteyiz. Siber zorbalığa maruz kalmış bireylerde kaygı, okula ve derslere yoğunlaşamama, yalnız, güvensiz ve aşağılanmış hissetme, üzüntü, öfke, hayal kırıklığı, korku, düşük öz saygı, utanç ve umutsuzluk hissi, depresyon belirtileri, intihar düşüncesi, madde ve alkol kullanımı, yeme bozuklukları, okuldan uzaklaştırılma, gözaltına alınma veya okula silah getirme; baş, karın ağrısı ve uykusuzluk gibi psikosomatik belirtiler sıkça görülen özelliklerdendir.
Siber mağduriyet, akran zorbalığı, karanlık üçlü kişilik özellikleri, riskli davranışlar ve prososyal davranışlar, siber zorba olan ve olmayan ergenleri ne düzeyde etkilemektedir?
Siber mağduriyet, akran zorbalığı, riskli davranışlar ve karanlık üçlü kişilik özelliklerinin üç boyutu olan narsisizm, Makyavelizm ve psikopatinin siber zorbalıkla ilişkili olduğunu gösteren birçok araştırma bulgusu mevcuttur. Öte yandan prososyal davranışlar ve siber zorbalık arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmaların sayısı oldukça azdır. Bu araştırmaların çok küçük bir kısmında siber zorbalık ile prososyal davranışlar arasında ilişki olduğu belirlenmiştir. Ancak siber mağduriyet, akran zorbalığı, karanlık üçlü kişilik özellikleri, riskli davranışlar ve prososyal davranışların ortak etkisinin siber zorba olan ve olmayan ergenleri ayırt ediciliğini inceledik ve tüm bu değişkenlerin siber zorba olan ve olmayan ergenleri ayırt edicilik düzeyinde az veya çok rolü olduğunu gördük. Bu değişkenler arasında özellikle siber mağduriyet, akran zorbalığı, riskli davranışlar arasından antisosyal davranışlar, alkol kullanımı ve olumsuz beslenme alışkanlıkları; karanlık üçlü kişilik özellikleri arasından ise Makyavelizm ve psikopati değişkenlerinin siber zorba olan ve olmayan ergenleri ayırt etme konusundaki rolünün manidar düzeyde olduğunu belirtebiliriz.
Ergenlerin siber zorbalık davranışlarının azaltılması için neler yapılabilir? Veli ve eğitimcilere neler düşmekte?
Öncelikle gençlerin çevrimiçi ortamlarda olumlu ve saygılı bir iletişim tarzı benimsemesi konusunda bilinçlenmesine yardımcı olacak etkinlikler yürütülmelidir. Böylece gençlerin çevrimiçi iletişim tarzları olumlu yönde etkilendiği için siber zorbalık davranışlarını sergileme oranları da azalabilir. Ardından, siber zorbaların yanında akran zorbalarının da sürece dahil edildiği bütüncül bir yapıya sahip siber zorbalığı önleme programları yürütülmelidir. Bu kapsamda drama türündeki etkinliklerin yanında görüş ve önerilerin paylaşıldığı toplantılar, siber zorbalığın önlenmesinde etkili olabilir. Bu tür programlarda zorbalara yönelik duygu eğitimi, empati, bilişsel çarpıtmaların ortadan kaldırılması, çatışma çözme, sosyal beceri, karar verme becerileri ve kültürel uyum konularına önem verilmesi gerekmektedir. Siber mağduriyet davranışları siber zorbalığa dönüşebildiği için siber mağdurlara yönelik önleme ve müdahale programları, siber zorbaların sayısını azaltabilir. Buna ek olarak, siber mağduriyeti önlemeye yönelik olarak bireylerin siber zorbalığa karşı kendilerini savunabilmeleri amacıyla girişkenlik düzeyini arttıracak çalışmalar yürütülmelidir. Ayrıca gençlere, tanınmayan kişilerin iletişime geçmesini engellemek amacıyla sosyal medya hesaplarına ait ayarların “güvenli” konumda tutulması, çevrimiçi ortamlarda şifreler ve kişisel bilgilerin paylaşılmaması, tanınmayan kişilerden gelen mesaj ve arkadaşlık isteklerine dikkatli yaklaşılması, zorbalık içerikli mesajların cevaplanmaması ve mesajı gönderen kişinin hesabının engellenmesi gerektiği hatırlatılmalıdır. Son olarak, yüz yüze sergilenen antisosyal davranışların çevrimiçi ortamdaki saldırgan iletişim tarzıyla yakından ilişkili olması nedeniyle siber zorbalığın önlenmesi amacıyla antisosyal davranışların azaltılması ve engellenmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirilmelidir. Bu kapsamda antisosyal davranışlara dayalı psiko-eğitim programları geliştirilerek gençlere uygulanabilir.
