Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

Selami Şahin'in Yarım Asırlık Müzik Serüveni

Bu Yazıyı Paylaşın:
Selami Şahin'in Yarım Asırlık Müzik Serüveni

Sanat hayatınıza başlayalı neredeyse yarım asır oldu. Bu zor piyasada tutunmak nasıl mümkün oldu ve Selami Şahin markası nasıl oluştu? Başarınızı nelere bağlıyorsunuz?

Ben tabi ki besteci ve yorumcu olarak kimseyi taklit ederek yola çıkmadım. Bir Selami Şahin modeli oluşturmaya ve yıllar geçse de unutulmayacak şarkılar yapmaya çalıştım. Aslında benim hayatım bir roman. 16-17 yaşında İstanbul’a geldim, muhtelif yerlerde çalıştım. Acılı günler yaşadım. O tarihlerde IMÇ-Unkapanı daha inşa edilmediği için oradaki plakçılar da yoktu.

1966 yılında Doğubank İş Hanı’ndaki bir plakçının yanında masa silerek çalışmaya başladım. Bir yandan da belki sesimi dinlerler ve bana bir plak yaparlar diye düşünüyorum. Bir gün dedim ki: “Amca, benim sesim güzel. Bana plak yapar mısınız?” dedim. Güldüler ve “Sen 16 yaşında bir çocuksun, burada işçi olarak çalışıyorsun. Nota bilmiyorsun, ilkokul mezunusun.” dediler. Ben de “Ama sesim çok güzel. Dinlemezseniz ben işten ayrılacağım.” dedim. Sonunda “Hadi oku bakalım bir şarkı...” dediler. Yarım şarkı okudum. Ayağa kalktılar, “Bir dakika, bu ne ses! Böyle bir şey olamaz!” dediler. Gerek İrfan Özbakır, gerekse Avni Anıl bana çok yardımcı oldular ve bana bir 45’lik plak yaptılar.

1967 yılına girerken bir tek TRT radyo vardı. Televizyon dahi yoktu. O 45’likle ben ünlendim ve neye uğradığımı şaşırdım. Tabi ki ilk yaptığım besteler de çok önemli. Ama her türde müziği dinliyor ve çeşitli tarzlarda beste yapmayı seviyorum. Batı müzik, türkü, Ankara türküsü, Türk sanat müziği, arabesk tarzında besteler çalışıyorum. Kalıcı ve iyi eser yapmak için uğraşıyorum.

Gerçekten sizin müziğinizde çok geniş bir yelpaze var.

Umumiyetle bir besteci sadece batı müziği veya halk müziği ya da arabesk yapar. Ben ise hepsine imzamı attım ve bütün eserlerim tuttu.

Buradaki başarınızı nasıl yorumluyorsunuz?

Şimdi Türkiye’de ya da bütün dünya ülkelerinde bir yere gelmek kolay, orada kalmak ise zordur.

Hayatımın ilk bestesini 69 yılında yaptım. Söz ve müziği bana ait olan “Sen mevsimler gibisin” adlı eserim 70’li yıllarda Altın Kelebek 1’incilik ödülünü aldı. Ama ben kendimi bulunmaz Hint kumaşı olarak görmüyorum. Ama Allah’a çok şükür, yaptığım beste adedim 370 civarında. 200’ü ise hit oldu. Bu hiçbir besteciye nasip olmadı.

1960’larda başladınız. O günlerden bugüne müzik tarzınızın gidişatıyla ilgili ne söyleyebilirsiniz? Nasıl yönlendiniz? Neler hâlâ aynı veya neler değişti bugünlere gelindiğinde?

Tabi ki zaman sana değil, sen zamana uyum sağlayacaksın. Ama eser sözcüğü kalıcı olmalı ve 100 yıl da geçse o eser unutulmamalı diyorum. Benim 69-70’li yıllarda yaptığım şarkıları bugün hâlâ rockçılar, popçular alıp okuyor. Çünkü şarkılarım dört mevsime hitap ediyor.

Günümüzden daha gerilere gidersek; Zeki Müren 30 adet olmak üzere Tanju Okan, Bülent Ersoy, Gönül Akkor, Behiye Aksoy, Şükran Ay, Yıldıray Çınar, Ahmet Sezgin, İbrahim Tatlıses de okudu. O nedenle çok mutluyum. Ölenlere Allah’tan rahmet, kalanlara sağlık dilerim.

Gençlerimize her zaman hitap ediyor ve diyorum ki: “İyi beste yapın ve kalıcı olsun.” Oysa bugün bir şarkı yapılıyor, bir-iki sene sonra unutuluyor. Dolayısıyla “eser” sözcüğünün anlamı unutulmamasıdır. Hatta yazılmamışı yazmak, yapmamışı yapmak şart bana göre.

Bizi bekleyen yeni projeler var mı? Şimdiki çalışmalarınızdan biraz söz eder misiniz?

Önümüzdeki yılın ilk ayında yeni şarkılardan oluşan bir albüm çıkarmak amacıyla çalışıyoruz. Konserlerimiz umduğumun çok üstünde devam ediyor. Şükürler olsun.

Zaten çok yoğundunuz, yine aynı şekilde devam ediyorsunuz.

Evet. “Tekrar Selami Şahin’i istiyoruz.” diyorlar. 18-25 yaşında gençler 45 sene önce yaptığım hayatımın ilk bestesi olan Yalancı’yı hep beraber okuyorlar. Tabi ki benim için çok büyük gurur kaynağı bunlar. Birlikte çalıştığım Ahmet Selçuk İlkan, Ülkü Aker, Ali Tekintüre gibi çok ünlü şair arkadaşlarım olmasına rağmen, bestelerimin % 80’nin sözleri de bana ait.

Çok başarılı bir müzik kariyeriniz var. Ama sanat hayatınızın sonuna geldiğinizde ve tam kapanış finalini yapıp emekliye ayrılayım dediğinizde, üzerine ek olarak daha neleri gerçekleştirmiş olmak istersiniz? Bu bağlamda hedeflerinizde neler var?

Benim hedefim şu: Nefes alıp yaşadığım müddetçe müzik severlere çok güzel besteler, çok güzel eserler armağan etmek istiyorum. Dolayısıyla “Emekli oldum, artık beste yapmıyorum, şiir yazmıyorum.” demem mümkün değil. Mutlaka beste yapmaya, şiir yazmaya çalışıyorum. Daha güzel şarkılarla albüm yapayım, müzik sevenleri mutlu edeyim diye savaş veriyorum. Müzisyen, bestekâr, yorumcu Selami Şahin olmaktan mutluyum, çünkü mesleğimi çok seviyorum.

Sizce iyi bir eş ve iyi bir baba nasıl olur, sizden dinlemek isteriz.

Bizim evde çocuklara bağırmak, emretmek, küfretmek yoktur. Rahmetli annem bana hiç el kaldırmadığı gibi ağzından “ulan” kelimesini de duymadım. Dolayısıyla annemden, babamdan ne gördümse çocuklarıma da aynı davranışlarda bulunuyorum. Eşim, 2 oğlum, kızım birlikte toplantı yapar, birtakım konuları paylaşırız. Tatlı bir söz yılanı deliğinden çıkarır ve akıllı insanlar mutlu yaşar. Ben, evlenen bütün insanlara, eşleriyle nazik konuşmalarını, anlayışlı ve sabırlı olmalarını tavsiye ediyorum. Ayrılıklar olmasın, çocuklar öksüz kalmasın. Çünkü babanın bir tarafta, annenin bir tarafta olması, o çocuklara büyük acı sebebi.

Dergimizin ismi Gönül. Bu isim aklınıza neler getiriyor, gönlünüzden neler geçiyor?

“Gönül” çok güzel bir sözcük ve onu anlatmak için kelimeler yetersiz kalır. Gönül’ü sevmek için her neden var, sevmemek için hiçbir neden yok. Bütün kalbimle başarılar diliyorum.