Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

Sağlıklı Cinsel Hayat Nasıl Olmalı? / Prof. Dr. Ali İhsan Taşçı

Bu Yazıyı Paylaşın:
Sağlıklı Cinsel Hayat Nasıl Olmalı? / Prof. Dr. Ali İhsan Taşçı

Sağlığı; fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden iyilik hali olarak tarif etmekteyiz. Buna paralel olarak da cinsel sağlık, “cinsel yönden fiziksel, ruhsal ve sosyal iyilik hali” olarak tanımlanır. Dikkat edilirse sadece bedensel veya sadece ruhsal veya sadece sosyal değil, bu üçünün de normal olması, iyi olması halinde sağlıklı cinsellikten bahsedilebilir.

Kişinin fiziksel yönden iyi oluşu, beden organlarının anatomik olarak normal olması ve bu organların fonksiyon yani çalışma bakımından normal oluşuna bağlıdır. Doğuştan veya sonradan olan bazı hastalıklar veya kazalar neticesinde sağlıkla ilgili problemler yaşanabilir. Doğuştan olan veya kazalar neticesindeki sağlık sorunları bizlerin elinde olmamakla beraber, birçok bedensel hastalıkta korunma tedbirleri alarak veya hastalandığımızda tedavi olarak sağlığımızı koruyabiliriz. Fiziksel yönden cinsel sağlığımızı korumak için temizlik başta olmak üzere bedenimizin bakımı, cinsellikle ilgili hastalıkları bilmek ve onlardan korunma tedbirlerini almak, riskli davranışlarda bulunmamak gerekir.

Sağlıklı cinselliğin ikinci öğesi olan ruhsal yönden iyilik halinde iş bize düştüğü kadar annelerimize, babalarımıza, eğitmenlerimize ve başka büyüklerimize düşmektedir. Sevgi, saygı, kendine güven, sevgiyi sunabilme kabiliyeti, başkalarının zarar görmesini istememe gibi olumlu duygusal gelişim, bebeklikten itibaren ebeveynlerimizden, büyüklerimizden görerek ve duyarak öğrendiğimiz şeylerdir. Bunların yanında, cinsel organlar ve cinsellik hakkındaki olumlu veya olumsuz bakışlarımız eğitim ve öğretimle ortaya çıkmaktadır. Sevgi, saygı, kendine değer verme, kendine saygı ve güven duyguları ruh sağlığımız ile yakından ilgilidir. Bu duygularımız yeterince gelişememişse, cinsellik hakkında olumsuz kanaatlerimiz oluşmuşsa, cinsel sağlığın ikinci öğesi olan cinsel yönden ruhsal iyilik hali, dolayısı ile cinsel sağlığımız bozulur. Cinsel konularda eğitimsizlik, cinsellikle ilgili yanlış bilgi ve inançlar, ilişki sorunlarının ruhsal etkileri, bedensel sorunların ruhsal etkileri, ruhsal sağlıkla ilgili hastalıkların cinselliğe etkileri “ruhsal yönden cinsel sağlık” sorunları olarak görülebilmektedir.

Sağlıklı cinselliğin üçüncü öğesi olan sosyal yönden iyilik halinde insanların birbirleriyle olan ilişkilerinin önemi büyüktür. Burada toplumun kültür yapısı, gelişmişlik ve refah durumu yanında insanların davranışları önemlidir. Başkalarına saygı gösteremiyorsak, başkalarının sağlığı, üzüntüsü, felaketi bizleri ilgilendirmiyorsa sadece kendimizi, kendi zevk ve menfaatlerimizi düşünüyorsak, insanî değerlerimizin eksik olduğu düşünülmelidir. Cinsel davranış ve kimlik bozuklukları, gençlerin cinselliği ve cinsel yolla bulaşan hastalıkların sosyal etkileri, evlilik dışı hamilelikler, cinsel sadakatsizlik, cinsel istismar, cinsellikle ilgili eğitimin aksaması, cinsellikle ilgili bağımlılıklar “sosyal yönden cinsel sağlık” sorunları olarak görülebilmektedir.

CİNSEL EĞİTİM

Cinsel eğitim; cinsellikle ilgili gerekli bilgileri öğrenme, olumlu duyguları ve değerleri kazanma, bunları davranış ve tutum haline getirme, cinsellikle ilgili tehlikeleri önleme çabalarıdır. Cinsel eğitim, ebeveynlerin çocuklarını yetiştirirken sözleri, davranışları, eğitim kurumundaki eğitim ve öğretim faaliyetleri, devletin eğitici ve bilgilendirici faaliyetleri şeklinde olabilir.

Cinsel eğitimin amacı, cinsel yönden sağlıklı bireylere ve sağlıklı bir topluma ulaşmaktır.

Cinsellikle ilgili bilgiler ve kanaatler; arkadaşlardan öğrenilenlerden, medyadan izlenimlerden, kişinin bireysel deneyimlerinden, hatta fıkra ve esprilerden kaynaklanmaktadır. Genellikle ebeveynler cinsellikle ilgili konularda konuşmakta zorluk çekerler. Hatta birçok çocuk-ebeveyn iletişiminde cinsellik yok gibidir. Eğitim kurumlarında cinsellikle ilgili anatomi ve fizyoloji bilgileri verilse bile yeterliliği ve uygunluğu tartışmalıdır.

Cinsel eğitimden kastedilenin ne olduğu, gerekli olup olmadığı, metodu, eğitimin yaşı, seviyesi, faydaları, zararları, eğitimi kimin vermesi gerektiği gibi birçok konu tartışılmış ve bu tartışmalar halen devam etmektedir.

CİNSELLİĞİN ETKİLERİ

Cinsellik ilk planda bireyi ilgilendiren bir konu olsa da etkileri ve sonuçları bakımından aileyi ve tüm toplumu ilgilendirmektedir.

Cinsel yönden sağlıklı kişi ve toplumun özellikleri ile cinsel eğitimsizliğin yol açtığı sorunların bilinmesi, cinsel eğitim konusunun önemini kavramaya yardımcı olacaktır.

Cinsel Yönden Sağlıklı Kişi:

• Sevme, sevgisini sunabilme ve sunulan sevgiyi algılayabilme kapasitesine sahiptir.

• Saygı, güven, hoşgörü duygularına sahip olup bunları davranış ve tutum haline getirmiştir.

• Kendine ve başkalarına karşı olan sorumluluklarını bilir ve bunları yerine getirmeye gayret eder.

• Cinsel arzularını uygun tarzda gidermeyi ister ve gerektiği zaman cinsel arzularını baskılayabilir.

• Kendinin ve karşı cinsin temel bedensel yapı ve özelliklerini bilir. Bu konularda yanlış kanaatlere sahip değildir.

• Cinsellikle ilgili sorunlarını nasıl çözmesi gerektiğinin bilincindedir.

• Kendine ve yakınlarına yönelik cinsellikle ilgili tehlikeleri bilir ve bunları önlemek için tedbirler alır.

Cinsel Yönden Sağlıklı Toplum:

• Gençler, sağlıklı cinsel duygularla yetiştirilmiştir.

• Cinsel ihtiyaçlarını evlilik kurumu içerisinde karşılamayı hedefleyen ahlâkî değerler hâkimdir.

• Sevgi, saygı, hoşgörü ortamıyla örülü, kendilerine ve çocuklarına karşı sorumluluklarını bilen sağlıklı aile yapısı mevcuttur.

Cinsel Eğitimsizliğin Yol Açtığı Sorunlar:

• Çocukların ve gençlerin sevgi, saygı, güven ve hoşgörü duyguları yeterince gelişmemiştir.

• Gençlerin uygun olmayan cinsel faaliyetleri neticesinde, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, istenmeyen gebelikler, duygusal travmalar, kürtaj ve bununla ilgili sağlık sorunlarında, sahipsiz çocuk oranlarında artma olur.

• Cinsel duyguların sürüklediği arkadaş gurupları içinde, alkol, uyuşturucu alışkanlıkları, şiddet olayları ve suçlar artar.

• Cinsel sorunların artması neticesinde, evlilik ilişkileri ve bağları zayıflar. Evlilik dışı ilişkiler, geçimsizlikler ve boşanmalarda artma meydana gelir.

• Aile bağlarının zayıflaması neticesinde, çocukların eğitim ve duygusal gelişimlerinde aksama, cinsel tehlikeler karşısında kontrolsüz ve korumasız kalma riski ortaya çıkar.

OLUMLU DUYGULAR VE DEĞERLER EĞİTİMLE KAZANILIR

Sevgi, saygı, hoşgörü, güven, doğruluk, dürüstlük, empati, yardımseverlik gibi olumlu duygu ve davranışlar, kişinin hem kendisiyle hem de başkaları ile olan ilişkilerini ve davranışlarını etkilemektedir. Başarı ya da başarısızlıklarda, mutluluk ya da mutsuzluklarda belirleyici rolü olan bu duygular, ancak öğrenilerek kazanılabilmektedir.

Hayatın tüm alanlarında etkili olan olumlu duygular ve değerler cinsel alanda da önemlidir. Bir başka deyişle; olumlu duygusal gelişim kazanamamış kişinin cinsel hayatında mutlu olabilmesi zordur. Bu nedenle, cinsel eğitimin ilk aşaması sevgi, saygı, hoşgörü ve güven gibi duyguların kazanılmasına yönelik olmalıdır.

Normalde ebeveynler, çocukları için en iyi olanı isterler. Onlar için her türlü fedakârlığa katlanmaya hazırdırlar. Fakat her ebeveynin, yaptıklarının doğru ya da yanlış olduğunu düşündüklerini söylemek mümkün değildir. Kendi duygularını, davranış biçimlerini, farkında olmadan çocuklarına aktarmaktadırlar. Duygusal yönden kendi yetersizliklerini bilmek, davranışlarını olumlu yönde değiştirmek ve çocuğunu daha iyi eğitmek kolay bir iş değildir. Bunu başarmak hem bilgiyi hem de gayreti gerektirir.

• Olumlu duygusal özelliklerin kazandırılmasında sözler yeterli olmamaktadır. Çocuklara iyi örnek olmak da gereklidir.

• Yeterince sevilmeyen, sevildiğini hissedemeyen çocuk, erişkinliğinde sevemeyecek, sevgisini gösteremeyecek veya kendine sunulan sevgiyi algılayamayacaktır.

• Çocuğa değer verilmesi, çocuğun da değerli olduğunu bilmesi neticesinde çocuk “kendine saygı” duygusunu kazanmaktadır. Kendine saygısı olmayan kişiler, başkalarına da saygı göstermekte güçlük çekeceklerdir.

• Çocuk, kendine gösterilen hoşgörü ve çevresinde gördüğü hoşgörülü davranışlar neticesinde bu duyguyu kazanabilir.

• Kendine güven, çocuğun beğeni ve takdir sözlerini duyması ile mümkündür. Hep eleştirilmiş, beceriksizlikleri vurgulanmış çocuğun kendine güvenebilmesi mümkün değildir.

EBEVEYNLERİN GÖREVLERİNİ KİMLER YAPIYOR?

Birçok ebeveyn çocukları ile cinsel konuları konuşmakta zorluk çekerler. Başlangıçta, çocukların cinsel içerikli sorularına verilen geçiştirici cevaplar, sorular karşısında kendi rahatsızlıklarının çocuklara hissettirilmesi, çocuk-ebeveyn arasındaki iletişimi ortadan kaldırır. Hem çocuk hem de ebeveynin konuşmalarında, cinsellik adeta yokmuş gibi bir durum ortaya çıkar. Ebeveynlerin bu tavrı kültürel özelliklerden kaynaklanmaktadır. Kendi ebeveynleri ile cinsel konuları konuşamayanlar, çocukları ile bu alandaki iletişimde doğal olarak zorluk çekeceklerdir.

Ebeveynler, çocuklarının cinselliğini görmezlikten geldiklerinde ve cinsel eğitimlerini önemsemediklerinde, kendi bıraktıkları boşluğun nasıl doldurulacağını, çocuklarının bilgi ihtiyaçlarının nereden karşılanacağını düşünmek zorundadırlar. Ebeveynler bu durumu önemsemek, çocuklarının cinsel eğitiminden birinci derecede sorumlu olduklarını ve bu görevlerini başkalarına devredemeyeceklerini bilmek durumundadırlar.

Ebeveyn, görevini yapmadığında, çocuğun bilgi ve düşüncelerinin kaynakları şunlardır:

• Çocukların hayal dünyaları: Küçük çocuklar, cinsellikle ilgili akıllarına gelen sorularını soramadıklarında, kendi dünyalarında hayal mahsulü cevaplar üretirler. Bu düşüncelerin birçoğu doğru olmamasına rağmen doğruymuş gibi yıllarca çocukların hafızalarında saklı kalır.

• Arkadaşlar: Çocukların cinsel konulardaki en büyük bilgi kaynaklarından birisi de akranlarıdır. Çocukların arkadaşlarından öğrendiği bilgilerin de birçoğunun doğru olma ihtimali oldukça düşüktür.

BİLGİ GÜÇLENDİRİR

Cinsel eğitim için çocuklar, yaşlarına uygun, ihtiyaçlarını karşılayabilecek doğru bilgilerle donatılmalıdır. Doğru bilgi, sadece merak gidermekten öte, önemli faydalar sağlar:

Yaşa uygun olarak, çocuklar, doğru ve yanlış ayrımı, seçim yapma ve hayır diyebilme kabiliyeti, sevgi, saygı, hoşgörü, empati, yardımseverlik, sorumluluk ve benzeri insanî değerler ile bedenin temel yapı ve fonksiyonları konularında eğitilmelidirler.

Çocukların eğitiminde, pedagojik eğitimin gerekleri ile hareket edilmelidir. Ebeveynler talimatlar vererek ve sadece yasaklayarak değil, örnek davranışlar göstererek rol-model olmalıdırlar.

• Ergenlik döneminde, bedensel değişiklikler konusunda bilgilendirilen çocuklar, farklılaşmalarını daha çabuk kabullenirler, anormallik endişeleri ve yetersizlik korkuları azalır. Ergenlik dönemindeki çocukların bilgisizlikleri ya da yanlış bilgileri, cinsel organ ve fonksiyonlarında anormallik düşüncesine neden olmaktadır. Gazeteler, dergiler, internet sitelerinin sağlıkla ilgili bölümlerine sorulan soruların çok büyük bir kısmı gençlerden gelmekte ve cinsellikle ilgili anormallik endişelerini yansıtmaktadır. Anormallik endişesi giderilemediğinde ruhsal sıkıntılar ve kendine güvensizlik kaçınılmazdır.

• Doğru bilgilerle donanmış kişi, cinsellik hakkında duyduğu yanlış bilgileri kolaylıkla reddeder. Yanlış bilgi ve kanaatler bilgisizlikten daha zararlıdır. Günümüzde birçok cinsel problemin nedeni, yanlış bilgi ve kanaatler sebebiyle gerçekçi olmayan beklentilerin ortaya çıkmasıdır. Bunun sonucunda ergende, yetersizlik veya anormallik hissi oluşmaktadır.

• Bilgili kişiler, arkadaşlarının uygunsuz teklif ve baskılarına direnmekte daha başarılıdırlar. Cinsel arzuların, cinsellikle ilgili tekliflere karşı konulmasını zorlaştırdığı bir gerçektir. Davranışlarının neticesini düşünemeyen gençler, kendilerini kontrol edemeyeceklerdir.