Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

Parolamız: Bireysel Hizmet Yok Toplumsal Hizmet Var / Erbaa Belediye Başkanı Hüseyin Yıldırım

Bu Yazıyı Paylaşın:
Parolamız: Bireysel Hizmet Yok Toplumsal Hizmet Var / Erbaa Belediye Başkanı Hüseyin Yıldırım

Özgeçmiş:

1981 yılında Erbaa’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Erbaa’da tamamladı. İstanbul Üniversitesi Eczacılık fakültesini 2001-2005’te bitirdi. 2006 yılından beri Erbaa’da serbest eczacılık faaliyeti yapıyordu. Siyasî hayatına 2006 yılında Ak Parti İlçe Başkan Yardımcılığı görevi ile başlayan Hüseyin Yıldırım, 2014 yılı 30 Mart Yerel Seçimlerinde Ak Parti’den Erbaa Belediye Başkanı seçildi. Hüseyin Yıldırım, evli ve 2 çocuk babasıdır.

Sayın Başkan, geçen bir yılın kısaca değerlendirmesini yapar mısınız?

Bismillah deyip başladık. Önce belediyeyi tanımaya çalıştık. Sonra kurumsallaşmayı gerçekleştirdik. Müdürlüklerimizin yönetmelikleri, şefliklerin yapılandırılması vs. gibi kendi ekibimizi oluşturduk. Daha sonra hem mevzuatlar hem yönetmelikler hem de bilgi teknolojileri anlamında bir yatırım yaparak şehrin bilgi altyapısını oluşturduk. İnternet belediyeciliğine geçip Erbaa’da Digikent’i kurduk. Bu çok önemli bir şey. Belki de Tokat bölgesinde interaktif olarak borç sorguladığımız ve online olarak borç ödeyen tek belediyeyiz. Ciddi bir yatırım yaptık ve Beyaz Masamızı da kurduk. Vatandaşlarımız Beyaz Masa sayesinde bizimle direkt iletişim kuruyor. Şu an e-imzaya da geçtik. Belediyede evraklarımız beklemiyor. İlk önce bunu hedefledik ve büyük ölçüde başardık. Ama bilgi her zaman yenilenir, bunu takip etmek gerekir.

Biz ortak aklı gerçekleştirdik. Müdürlerimizle toplanıyor fikir alışverişi yapıyoruz. Daha sonra önceliklerimiz ne olsun diye halkımızla anketler yaptık. Çünkü şehrimizi birlikte yöneteceğiz, tek adamı kabul etmiyoruz, çok sesli olacağız dedik. Bu anketler ve tespitlerimizde büyük bir altyapı sorunu gördük. Altyapı ile ilgili çalışmalar yaptık. Sosyal tesisler açığını gördük, daha sonra sosyal tesisler ile ilgili Çamlık projemiz, Park Vadi projemiz oldu. Yeni Erbaa Meydanı dediğimiz bir önemli çalışmamız var. Bunlarla ilgili girişimlerimizi yaptık. Ciddi anlamda bir ilerleme sağladık. Aynı zamanda biz, seçimden seçime değil de her dönemde milletle kucaklaşacağız, bunu önemsiyoruz. Bunun için Halk Meclisleri yaptık. Halk Meclislerinde vatandaşların sorunlarını yerinde dinledik. Şimdi inşallah formatı değiştireceğiz ve seçim dönemindeki gibi mahalleleri gezerek, sorunları yerinde çözeceğiz.

Erbaa’nın çehresini değiştirecek çok güzel projelerimiz var, bu projeleri yapacağız. Ama bu projeler insanların fiziksel ve bedensel konforu için. Peki, insanımıza iç huzuru ve mutluluk verecek manevi dünyasına ait neler yapabiliriz? Biz bunu da çok önemsiyoruz. Nitekim bugün sizin burada bulunma sebebiniz de bu değil mi? Aslında insanları olduğu gibi mi bırakacağız, yoksa onların eğitimi için bir şeyler mi yapacağız? Çünkü insanoğlunun, “iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak” gibi önemli bir kulluk amacı var. Bu aslî görev ihmal edilirse sadece namaz kılmak, oruç tutmakla toplum gelişemez. Neticede ahlakî ve kültürel anlamda gelişmeyen toplumlar maddî veya teknolojik olarak hangi refah seviyesine gelirlerse gelsinler yine de büyük bir eksiklik içindedirler. İşte biz bunun için ne yapabiliriz dedik ve Kültür Müdürlüğünü aktif hale getirdik. Daha önce vardı ama atıl durumda idi. Buna % 15 gibi bir bütçe ayırdık. Kültür Müdürlüğümüz inisiyatifinde Ramazan etkinlikleri yaptık. Erbaa’da ciddi bir aktivite, paneller, konferanslar, söyleşiler oldu. Bu etkinlikler aynı zamanda Erbaa’nın tanıtımına da katkı yaptı. Erbaa’nın tanıtımı için topluma rol model ve önder olmuş tarihçileri, sanatçıları, panelistleri, araştırmacıları getirdik, ciddi bir katkı ve katılım oldu. Bundan dolayı çok mutluyuz. Bugün neyi en iyi başardınız derseniz, en iyi projemiz bu oldu derim. Tabi hâlâ eksiklerimiz var. Onları da inşallah önümüzdeki yıllarda tamamlayacağız. Çocuklarımıza, gençlerimize, kadınlarımıza eğitim vermek istiyoruz. Bunun için halkı ayağımıza getirmek değil de halkın ayağına gitmek çok daha etkili. Bunu gerçekleştirmek için önümüzdeki günlerde en az 5 tane Bilgi Evi açıp buraları iyi bir sistemle donatıp insanımıza dokunmak istiyoruz. Bir yılın değerlendirmesinde bunları söyleyebiliriz. Aynı zamanda da söz verdiğimiz projelerin takibi, bunların finansmanı ve imar sorunları da büyük ölçüde halledildi. İnşallah önümüzdeki günlerde hem hükümet hem belediye yatırımları ile biz yeni Erbaa’nın temellerini atacağız. Bir yılımız açıkçası böyle dolu dolu geçti diyebiliriz.

Sizin tespitlerinize göre Erbaa’nın önemli acil sorunları nelerdir, ne gibi eksikleriniz var?

Bizim aciliyetimiz ve önceliğimiz insandır, çünkü her şeyin başı insan. İnsanı insan yapan ise millî, manevî ve kültürel değerleridir. Şimdi Erbaa’da güzel bir proje olan Park Vadi yapıldı ama kime hizmet edecek? Mesela orada gençler birbirini rahatsız eder ve bizim dinî ve kültürel anlayışımıza ters işler yaparlarsa bunun ne anlamı var? O zaman önce buradaki gençlere de bir dokunuş lazım... Bu dokunuşu sağlamak amacıyla derdi Allah olan, siyasete bulaşmamış bütün gönüllü sivil toplum kuruluşlarına destek veriyoruz. Zira onlar bizim eksiklerimizi tamamlıyorlar. Biz belediye olarak insanımızın kaliteli yaşamı için gerekli tüm temel ihtiyaçlarına yöneldik. Bilgidir, sosyalleşmedir, eğlenmedir, barınmadır, güvenliktir… Bu sebeple insanımızın güvenliği için kaçak yapılaşmaya dur dedik ve diyeceğiz. Kaçak yapılaşmanın olduğu yerler bize en çok oy gelen yerler ama kusura bakmasınlar, onların iyiliği ve güvenliği için, bize kızıp darılsalar da taviz vermeyeceğiz. Öncelikle de altyapıyı halledeceğiz. İnsanı merkeze alan bir bakışla tüm sorunları aciliyetine göre çözeceğiz. Bu Avrupai bir bakış, aslında Müslümanca bir bakıştır. Çünkü bu bakışı Batılılara biz verdik.

Yine bu güzel niyetle okul ligi başlattık. Amacımız çocuklar spor yapıp enerjilerini atsınlar. Zira bilgisayarın başındalar ve devamlı kötü bir enerjiye maruzlar. Çocuk parklarını bile yanlış yapıyor, yerlere kauçukları döşüyoruz. Çocuklar oynarken elektrik biriktiriyor, alıp eve götürüyorlar. Yani eğlendirirken bile onları strese soktuğumuzun farkında mıyız? Toprakla temasları olsun ki elektriğini boşaltıp rahatlasınlar. Bu konularda dikkatliyiz.

Erbaa’ın tarihi ve kültürel dokusunu ortaya çıkaran projeler nelerdir?

Erbaa’da da ciddi bir tarih ve turizm potansiyeli var. Bunu hem Erbaalılara hem tüm Türkiye’ye göstereceğiz. Erbaa çok eski bir yerleşim yeri, tarihi MÖ. 3000 yıllara kadar gidiyor. Horoztepe çok önemli bir antik bölge. Bölgenin antik değeri ilk defa 1944 yılında Prof. Kılıç Ökten tarafından tespit edildi. Horoztepe’deki höyüklerde Bakır Çağı, Hitit ve Frig dönemlerine ait birçok tipik eşyalar bulundu. 1954 yılında Raci Temizer, Horoztepe’nin Alacahöyük tipinde bir özellik gösterdiğini ifade etmiştir. Horoztepe’de uluslararası arenada yer alacak projeler hazırladık, 5 yıllık yol haritamızı belirledik.

Bizans dönemine ait “Eupatorya” şehrine ait kale kalıntıları var. Emeri Kaya Mezarı var ki Amasya’da bulunan kral kaya mezarlarına benzer bir mezardır. Simeri Kalesi, Kevgir Kalesi gibi Erbaa’da ciddi bir tarih ve turizm potansiyeli var. Bu konuyla ilgili ciddi çalışmalarımız devam ediyor. Biz bir de proje yarışması yapıyoruz. Türkiye’de 11 tane proje yarışması yapıldı bir tanesi de Erbaa’da oldu. Türkiye’de bu konuyla ilgili çevrelerde yarışmanın konuşulduğunu duyuyoruz. 67 tane proje çıktı ortaya. Biz bunu ihale etsek 3 tane firma gelirdi; şimdi hepsi birbirinden kıymetli projelerimiz var. İnşallah onların en güzelini hayata geçireceğiz, çünkü bizim bir tane çamlığımız var.

Tarımsal projeleriniz nelerdir?

Biz bunu hep söylüyoruz Tokat’ın ve Erbaa’nın aslına dönüşü ve kalkınması tarım ve hayvancılıkla olacaktır. Kazova, Artova, Kelkit, üç tane çok mümbit ova. Burada Erbaa öne çıkıyor, Kelkit ovası öne çıkıyor, niye? Çünkü eski D100 karayolu ve eski ipek yolu burada. Nakliye ve transfer sorunu olmayan bir bölgede olduğumuz için bu bölge ön planda. Peki, bu bölgeyi yeterince kullanabiliyor muyuz? Geçenlerde biz GZFT analizi yaptık; güçlü yönlerimiz, zayıf yönlerimiz, fırsatlarımız nelerdir diye. Erbaa ile ilgili güzel fikri olabilecek herkesi çağırdık. Sanayiyi, sosyal hayatı, tarımı ele aldık. Tarımla ilgili en büyük sorun olarak pazarlama ve eğitimsiz çiftçiler sorununu tespit ettik. Üretilenlerin tek elden kontrollü bir şekilde ve vatandaşın mağduriyet yaşamadan hal kanunu içerisinde pazarlanması için inşallah bölge hali kuracağız. Küreselleşen dünyada ülkeler bile birlikte hareket ederken, biz belediyeler ayrı hareket ederek kaynaklarımızı israf ediyoruz. İnşallah Niksar’la bölgesel bir hal içerisinde pazarlama sorununu çözeceğiz. Tabi aynı zamanda domatesimizi üretiyor, Erbaa dışında fabrikalara gönderiyoruz. Bunu biz yapsak nasıl olur. Dolayısıyla tarımsal üretimi artırıp sonra da tarımsal sanayiye geçmek istiyoruz. Bugün bizim güçlü bir organize sanayimiz var, doğalgazı da getiriyoruz. İnşallah Türkiye’de sayılı sanayilerden olacağız. O yüzden ben organize sanayide artık tarım ürünleri üreten, paketleyen, onlardan farklı ürünler elde ederek satan fabrikaların artacağını düşünüyorum. Bununla ilgili çalışıyoruz. Biz kurtuluşu burada görüyoruz. Çünkü tekstil gidebilir bu ülkeden. İngiltere terk etti tekstili, çünkü emeği yoğun katma değeri ise düşük bu işin. Hâlbuki katma değeri yüksek işlerde başarılı olmak lazım. Bu noktada da gıda önemli. Gıdanın hem ülke içinde hem ihracatta ciddi bir pazar payı var. Antalya’dan Rusya’ya gıda pazarlanıyor. Diyoruz ki buna biz de talip olalım. Tabi bunun alt yapısı gerekli. Tarımsal ürünlerin kontrolü için, uluslararası sertifikasyonları verecek gıda laboratuarları lazım. Bu derslerimize iyi çalışıyoruz.

Bir de biz Tokat’la bütün çalışıyoruz, özellikle belirtmek isterim. Ben Tokat’ı bir bütün olarak görüyorum. Bütün belediyelerimizin de böyle düşündüğünü umuyorum. Erbaa güçlü olursa Niksar güçlü olur. Niksar güçlü olursa Erbaa güçlü olur. Zile güçlü olursa Turhal güçlü olur. Turhal güçlü olursa Zile güçlü olur. Sonuçta Tokat güçlü olur. İlçe milliyetçiliğini bırakıp bizim Tokat milliyetçisi olmamız lazım. Ancak o zaman başarılı oluruz ve ancak o zaman Tokat’la beraber Erbaa büyür. Yoksa Erbaa’nın tek başına büyümesi bir şey ifade eder mi? Beraber hareket etme kültürünü artık kazanmalıyız ki bu bir fırsattır. Çünkü on iki belediye başkanı da aynı görüşteler. Bu Tokat için büyük bir fırsattır, bunu iyi kullanmalıyız.

Erbaa’da biz göreve geldikten sonra, Erbaa Sulama Birliği’nin 1 milyon TL’lik elektrik borcunu ödeyip kanallara su akıttık ve çiftçinin mağduriyetini giderdik. Erbaa ekonomisine de bir dönüşüm oldu. Bununla beraber yapılan yeni Tepekışla Barajı’ndan uygun fiyata elektrik kullanacağız, bununla ilgili taahhütleri var. Dolayısıyla sulamada elektrik maliyeti düşecektir. Ama biz buna da razı olmadık, DSİ’ye 50 trilyon bedelli Kapalı Sulama Sistemi Projesi sunduk. Böylece Erbaa cazibeli suya dönecek, daha az su harcayacağız, daha çok verim alacak, toprağın tuzlanmasına da engel olacağız.

Bu arada şu gerçeği özellikle belirtmek istiyorum. Erbaa ve Tokat projelerinin altında milletvekilimiz Zeyid Aslan Beyefendi’nin emeği çoktur. Bundan herkes emin olsun, bir bakan kadar etkili bir kişidir. Biz birçok şeyi yaptıysak vekilimiz Zeyid Aslan Beyefendi’nin katkısı bunda çok fazladır. Bunu bir şükran borcu olarak hatırlatmak isterim.

Erbaa’nın verimli ovaları var, bunun için biz tarımı önemsiyoruz. Sonra da hayvancılık bölgesi belirleyip orada bilinçli ve sistemli hayvancılığa geçelim istiyoruz. Çünkü tarım ürünlerini artıracaksanız burada hayvanları beslemek için bir ürün oluşacak demektir. Hayvanlardan çıkan gübreler de organik tarımsal ürünleri besleyecek ve birbirlerini tamamlayacaklardır.

Elbette bunlar uzun süreci gerektiren projeler, yani bir iki yılda olacak işler değil. Halkımızın bizden beklentileri yüksek. Vatandaşlarımız başkanlarda sihirli değnek var sanıyor ama öyle değil. Biraz sabrederlerse görecekler ki Tokat sıçrama yapacak illerin başında. Çünkü Tokat Belediye Başkanı Eyüp Beyefendi, Turhal Belediye Başkanı Yılmaz Beyefendi, Zile Belediye Başkanı Lütfi Beyefendi gibi büyük ilçelerin başında vizyon sahibi ve artık birleşelim diyen güçlü başkanlar var.

Parolamız: Bireysel hizmet yok toplumsal hizmet var. Bireysel hizmetlerse ancak ihtiyaç sahiplerine olacak. Onlara öncelik verdik ve soruşturarak yardım yapıyoruz. Arkadaşlar ev ziyaretleri yapıyorlar. Bu anlamda gerçekten ihtiyaç içinde olana sonuna kadar ne yapılması gerekiyorsa yapacağız. İstismarcılara geçit yok. Böyle yapınca tepki çekiyoruz ama bizim yoğurt yiyişimiz böyle, alışacaklar.

Biz eleştirilere de açığız, tabi ki olumlu eleştiriler bizi geliştirir. Samimi olarak eleştirenlere her zaman kapımız açık. Ama öbür tarafta başka türlü beklentileri olanların dedikodusu var. Belediye’nin kapasitesi belli, herkese yardımcı olma şansımız yok. İnsanlar bizi anlamalılar.

Son olarak halkınıza neler söylemek istersiniz?

Belediyecilik zor bir görevdir. Ama biz şunun farkındayız; bütün başkanlıklar gibi belediye başkanlığı da geçicidir. Ben başkan olmak için değil kul olmak için dünyaya geldiğime inanıyorum. Belediye başkanlığı bize verilmiş bir görevdir ve aynı zamanda büyük bir imtihandır. İnşallah bunun hakkını gereği gibi verebilirsem ne mutlu bana. Aslında bu sınavı dürüstçe hem halkımız hem ben vermek durumundayım. Haktan, hukuktan, doğruluktan taviz vermem istenirse bu sınavı Allah korusun hep beraber kaybederiz. Bu anlamda Erbaa halkından da anlayış bekliyorum.

Kıymetli bir hocamızın hatırlattığı gibi; “İnsanın rızkı bellidir. Sabrederse helalden kazanır, sabretmezse haramdan.” Biz sabredeceğiz Allah bize yardım edecektir. Doğru işler yaptığımızda Rabbim yolumuzu açık edecektir. Ben buna yürekten inanıyorum. Biz yetki süremiz içinde ne yaptıysak Allah için yaptık, önemli olanın bu olduğuna inanıyorum.

Erbaa halkı bize güvendi, inandı bize destek oldular. Bu güvene, itimada biz kesinlikle sadık kalacağız ve onları utandırmayacağız. Toplumsal hizmetteki beklentileri azami ölçüde karşılayacağız. Bu konuda sabretmeleri ve bize zaman tanımaları gerekiyor. Emin olsunlar, pişman olmayacaklar, fazlasını bulacaklar.

Sayın Başkan, bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederiz.

Selametle sağlıcakla kalın, ben de teşekkür ediyorum.