Özgür Can Çoban İle Söyleşi
Müziğe başlama hikâyenizi anlatır mısınız?
Ben Kırşehirliyim, benim müziğe başlamam dünyaya gelmem ile aynı tarih. Müziğin içine doğdum diyebilirim. Mahallem abdallar, sanatçılar mahallesi diye bilinir. Burada hayatta kalmak için müzik yapmaktan başka şansınız yoktur. Ben de o şansı Allah’ın bana olan bir hediyesi olarak görüyorum. Ankara’ya yerleşmeden önce tam olarak bir köy çocuğuydum. Gerçek bir köyde yaşadım, yörem içerisinde yapılan müziği, ustalardan kendime tarlaya atılan tohumlar gibi aldım; şimdi ise o tarlanın ekinini sürüyorum.
Altı yaşımda Ankara’ya yerleştik. İlköğretim yıllarım, lise yıllarım da dâhil müzik ile alakalı tüm alanlarda bulunmaya çalıştım ki bir şeyler öğreneyim. Lise yıllarımda ses yarışmalarında Ankara birincilikleri aldım. Tabi ki bu yarışmalar kaybedenleri hayal kırıklığına, kazananları ise işine daha güçlü sarılmaya teşvik ediyor. Ben de sıkı sarılanlardanım. TRT’de de yayınlanan bir TV yarışmasında yer aldım. O yarışmadan birincilikle ayrıldım. Ardından TRT’de sözleşmeli çalışmaya başladım. Müzik yapıyorsam tam anlamıyla öğrenmem gerektiğini düşünerek İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuarı’na başladım. Konservatuar bana müziğe farklı bir açıdan bakmamı sağladı. Yalnız şu gerçeği söylemeden geçemem; ben gördüm ki konservatuarda benim geldiğim yeri yani işin özünü öğretiyorlar. Gerçekler yaşanmışlıklar olmazsa okullar ancak teoride kalır. Mühim olan teoriyi pratiğe çevirmek. Ben de bu bilinç ile sahneyi ve gerçeği seçtim.
İlk albümünüz “Yaralandım” ardından “Sana Dair” çıktı. 1 seneye 2 albüm sığdırdınız. Siz müziğin her türünü yorumluyorsunuz. Albüm hazırlık süreçlerinizle ilgili neler söyleyeceksiniz?
Anadolu kültürünün harika zenginliği içerisinde yetişmiş, sahne konusunda ise birbirinden farklı müzisyenlerle, birbirinden farklı mekânlarda ve dünyanın en önemli sahnelerinde konser yapma fırsatı bulmuş biri olarak bu çeşitlilik içerisinde tek düze olmayı seçmem zaten imkânsızdı. İçerisinde bulunduğum bu kültür ve aldığım eğitim beni yorumcu olmaya yönlendirdi; ben de bunun hakkını vermek için çok çalışıyorum. Bu yolculuğun en önemli noktası ise kendin olmak ve ruhunu dinleyiciye hissettirmek. Konu ruha gelince ise yetenek ikinci plana, iyi insan olmak birinci plana geçiyor. Ruhundan geleni yapmak konu ne olursa olsun size doğruyu bulduruyor.
Biz albümlerimiz için çok çalışıyoruz. İnsanların dört dakikada dinlediği şarkılar için gece gündüz büyük bir ekip çalışıyor; müzisyeni, aranjörü, görsel tasarım vb. konularda bu işler tam bir ekip çalışması. Son dönemde çoğu sanatçı stüdyo çalışmaları yerine akustik canlı kayıtları tercih ediyor, bir defada kayıt ve bitti. Biz bu işi önemsiyoruz ve öyle ki çoğu zaman stüdyolarda sabahlayıp kısa bir ara verip tekrar devam ediyoruz. Çalıştığınız ekip bir sanatçı için en önemli unsurdur. Ben bu konuda çok şanslıyım Yapımcım Ahmet Çelenk, yapımcı olmak dışında müzik bilen, fikir alışverişi yapabildiğim en önemlisi müzik konuşabildiğim bir insan. Bir yıla iki albüm sığdırmak ise albüm yapılmayan bir dönemde ciddi bir iş ama ben bu ciddiyeti, çalışmayı, sürekli olarak üretmeyi çok seviyorum. Yaşadığım zaman süresince dilerim bu durum gelişerek devam eder.
Albümlerinize bir şarkı dâhil ederken nelere dikkat edersiniz?
Albümlerimde türkü, arabesk ve pop eserler var. İnsan öyle bir yapıya sahip ki sürekli olarak ruh hali değişiyor. Bir ağlayan bir gülen durumdayız. Hatta öyle ki bugün düşündüklerimizi yarın kabul etmiyor yeni duygulara giriyoruz. Seçtiğimiz şarkılarda da tam anlamıyla bu çeşitlilik var. İnsanın her haline hitap eden her tarz müzik. İşin aslı ben yorumcuyum, şarkının hangi tarzda olduğundan ziyade benim kalbime dokunup dokunmadığıyla ve ona yorumumla ne katabilirimle ilgileniyorum.
Bugünlerde neler yapıyorsunuz. TV, konser, önümüzdeki aylarda ne gibi projeleriniz var? Yeni çıkacak albüm hazırlıklarınız var mı? Bu albüm hangi tarzda olabilir?
Bugünlerde en önemli konumuz sağlık. Ülkemizdeki her insan gibi biz de evimizdeyiz. Diliyorum bu zor günler bir an önce geçer. Konser ve TV programlarımıza da kaldığımız yerden tam gaz devam edip sevenlerimizle sarılmayı bekliyorum. Konserlerimiz o kadar muhteşem bir enerjide geçiyor ki son konserimde 4 saat sahnede kalmışım :) Mevcut durumlar nedeni ile şimdilik dijital ortamlarda dinleyicilerimizin ruhuna dokunuyoruz. Bu arada, evet, yeni bir albüm çalışması var hatta albümden önce harika sürprizler hazırladım, düzenlemelerini de kendim yaptım bakalım beğenecek misiniz? Yakında detayları paylaşacağım dinleyicilerimizle.
Türkülerimiz can damarımız. Sizce türkülerimiz yeterli ilgiyi görüyor mu?
Bence soru "Yeterli ilgiyi görüyor mu?" değil de "Yeteri kadar müzik platformlarında yer veriliyor mu?" olmalıydı. Bizim müziğimiz uçsuz bucaksız derya deniz, ilgi görmesi bu müziğin inanın umrunda değil, çünkü türküler ilgi görsün diye söylenmez, türküler gerçekleri söyler. Gerçekler ilgi gördükleri zaman gerçek olmaz. Yaşanmışsa gerçektir.
Kalıcı olan sanatçıların, eserlerin ve başarının sırrı sizce nedir?
Aslında başarı görecelidir, insanın hedefleri başarıyı belirler. Ben başarının, insanın kendini tanımasından, ne istediğini iyi bilmesinden geçtiğini düşünüyorum. “Başardım” diye bir kavrama da inanmıyorum. Çünkü mesleğiniz ne olursa olsun devamlı gelişen büyüyen bir bilgi var ve bilginin sonu yok. Benim için başarı, insanların hakkımda çok iyi sanatçı demelerinden ziyade, çok iyi bir insan demeleridir. Kalıcı olan sanatçılar kalıcı acılar yaşamış, gerçek sözler yazmış, hayatın içinden gelmiştir. Onların kalıcılığını biraz bu gerçekliğe bağlıyorum.
Müziğin içinde teknolojide kullanılıyor. Sizin bu konuda düşünceleriniz neler?
Müziğin içinde teknoloji olmazsa olmaz, dönemin teknolojisi neyse insanlar müziği o teknoloji sayesinde duyuyorlar. Geçmiş dönem için plaklar, kasetler, CD’ler ve şimdi tamamen dijital ortam. Neşet Hocanın bir sözü var, “Zamana Uymasını Bil” diyor. Zaman asla bize uymaz, hızla akıyor ve teknoloji gelişiyor, dönem ne gerektiriyorsa onu yapmak gerek.
Müzikte gerçekleştirmek istediğiniz bir hayaliniz var mı?
Hayale aldandım, boşuna yandım diyor usta…
Çok fazla hayallere dalmadan, gerçeği yaşamak gerek. Tabi ki hayalsiz insan olmaz ama önemli olan hayalleri bir an önce gerçekleştirmek. Ben hayalimi müzik yapmaya başladığım her an gerçekleştiriyorum.
Oyunculuk düşünüyor musunuz?
Zaman zaman dizi ve film müziği çalışmaları yaptım. Çok başka bir profesyonellik istiyor özellikle oyunculuk. Aslında biz yorumcular da bir nevi oyuncu sayılırız. Söylediğimiz her şarkıda o eserin ruhuna bürünüp hissedip hissettirmeye çalışıyoruz. Video kliplerimde bu böyle. Hep bir hikâye oluyor, bu hikâyeler içerisinde karakter canlandırmak açıkçası hoşuma gidiyor ama dediğim gibi oyunculuk farklı bir iş. İş başa düşerse de bunun özel eğitimini almak isterim.
