Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

O An Dondu Hatıralar Canlı Kaldı / Rukiye Taşçı

Bu Yazıyı Paylaşın:
O An Dondu Hatıralar Canlı Kaldı / Rukiye Taşçı

Fotoğraf çekme tutkunuz ne zaman başladı ve bu tutkuyu nasıl meslek haline çevirdiniz?

Fotoğraf çekme tutkum çocukluğuma dayanıyor. Çocukken gezdiğim yerleri, tatil anılarımızı biriktirmek için param yettiğince 36’lık pozlar alır makineme takardım. Tabi o zaman dijital makineler bu kadar yaygın değildi ve herkesin alamayacağı lüks denilecek gruba girerdi. İstediğim kadar deklanşöre basamadığım için kareleri seçerek çeker, pozum bittiği zaman da çok üzülürdüm. Ama şimdi dijitalin çıkmasıyla birlikte bu ritüel değişti. Çocuktum, büyüdüm, bu alanda okul okumak hayalimdi ama olmadı. Evlendikten sonra bu hevesimi bilen eşim bana bir Canon hediye etti ve askere gitti. Onun askerde oluşunu fırsat bilerek kendimi fotoğraf kurslarında buldum.

Aslına bakarsanız portre üzerine fotoğraf çekemezdim, çeksem de beğenmezdim. Şu an bakıyorum da zamanla insan değiştikçe gelişiyor, geliştikçe de her geçen gün farklı bir boyuta geçme isteği uyanıyor, ben şu an bu boyuttayım. Amatör ruhla hevesimi mesleğe dönüştürenlerdenim.

Fotoğrafçılık üzerine nerelerde eğitim aldınız? Fotoğrafçılığa yeni başlayacaklar için tavsiyeleriniz nelerdir?

İlk olarak İsmek’ten temel fotoğraf eğitimi alarak işe başladım. Daha sonra sırasıyla belgesel fotoğraf atölyesi, doğum fotoğrafçılığı atölyesi, dijital düzenleme eğitimleri ve son olarak da İstanbul Moda Akademisinde moda fotoğrafçılığı eğitimi aldım.

Fotoğrafçılığa başlayacaklar için ilk tavsiyem tabi ki eğitim. Bu, illaki bir kursa gitmek değildir. Şu an bilgiye ulaşabileceğimiz o kadar çok araç var ki bunun başında internet geliyor. Günümüzde internetten her türlü kaynağa ulaşmak mümkün. Kısacası istemek bu iş için yeterli, isteyince her şey zamanla oluyor. Bol bol kitap, kaynak karıştırmak, fotoğraf inceleyip değerlendirmek ve bol bol fotoğraf makinesini eline alıp pratik yapmak çok önemli. Her fotoğraf bir tecrübedir ilkesini benimseyen biriyim ve her çekimden sonra kendime tecrübe edecek bir detay yakalayabiliyorum, bu da beni geliştiriyor.

Çekim öncesi nasıl bir süreç izliyorsunuz?

Öncelikle sosyal medya olsun, blogum olsun zaman içinde belirli takipçi sayım ve bilinirliğim oluştu. Takipçiler ve tavsiyeler sayesinde çiftler bana ulaşıyor ve çekim için sözleşiyoruz. Genelde çiftler düğün, nişan çekimlerini evlilik/nişan gününde yapmayı tercih ediyorlar. Bazı çiftler de düğün gününün stresinden uzak olmak düşüncesiyle düğün öncesi ya da sonrası tercih edebiliyorlar. Belirlediğimiz mekanlarda buluşup çekimlerimizi gerçekleştiriyoruz.

Fotoğraf konseptlerini nasıl, kim belirliyor?

Fotoğraf konseptlerini ben belirliyorum genelde. Artık kimse klasik pozlar istemiyor malum. İlk başladığım günden beri farklı ne yapabilirim, fotoğrafları nasıl sıradanlıktan kurtarabilirim diye düşünüyorum. Bu konuda benden sonra bu işe başlayan birçok kişiye öncü olduğumu düşünüyorum. Gezdiğim gördüğüm yerler, aksesuarlar sürekli bende bir fikir oluşturuyor. Neye elimi atsam bunu çekimde kullanabilirim düşüncesiyle almak istiyorum. Bu yüzden yakında ortalık aksesuardan geçilmeyecek. Eşim bile artık ilginç bir şey görse bunu da kullanabilirsin çekimlerde diyerek beni yönlendiriyor. İşimle ilgili olması da beni ayrıca mutlu ediyor.

İnsanlar neden daha çok dış mekanları tercih ediyor?

Dış mekanlar çünkü daha doğal. Artık kimse stüdyoya girip bir fon önünde ya da photoshopla arka plan yapılan fotoğrafları istemiyor. Böylesi çok daha doğal gözüküyor.

İnsanlar neden nişan, düğün, doğum vb. fotoğrafçısına ihtiyaç duymaya başladılar sizce?

Düğün, nişan fotoğrafları çekimlerinde daha doğal daha gerçekçi fotoğraflar elde ediliyor; yani yapaylık yok doğallık var. Eskilerden hep duyarız, “Çocukluğuma ait bir fotoğrafım bile yok.” derler. Artık daha çok anı biriktiriyoruz. Ben de oğlum doğmadan önce bir doğum fotoğrafçısı ile anlaştım. Ailemiz için sonsuza kadar saklanacak, belge niteliğinde fotoğraflarımız oldu. Bundan güzel bir hatıra olamaz bence, anne adaylarına kesinlikle tavsiyemdir.

İnsanların en mutlu anlarına şahitlik ediyorsunuz. O anlarda peki siz neler hissediyorsunuz?

Biz de onlar gibi o mutlu günün telaşına kapılıp onlarla ağlayıp onlarla gülebiliyoruz. Özellikle düğün ve doğum hikayesi çekimlerinde aileden biri gibi oluyoruz. Onlar ne yaşıyorsa her ân’a şahitlik ediyoruz. Mutluluk, heyecan hepsi bir arada…

Mesleğinizde başarılı bir insansınız. Peki bu başarınızı neye borçlusunuz?

Teşekkür ederim. Elimden geldiğince işimin hakkını vermeye çalışıyorum. Bu işte empati çok önemli. İlk olarak sanırım evlilik, bebek gibi en mutlu anları yaşamış biri olarak ben de bu yollardan geçtiğim için daha iyi empati kurabiliyorum. Daha sonra da tabi ki eş ve aile desteği olmasa bu aşamalara kadar gelemezdim, onların desteği yadsınamaz.

Tesettürlü olmanızın işinize olumlu veya olumsuz etkisi oluyor mu?

Tesettürlü olmam sanırım en çok bir erkeğe poz vermeye utanan, sıkılan, ya da poz vermek istemeyen bayanların işine yaradı diyebilirim. Ağırlıklı olarak beni tercih edenler tesettürlü gelinler oluyor. Buradan Anı Fotoğrafları çektirmek isteyen herkese genel bir bilgilendirme yapmış olalım; sadece tesettür çekimleri yapmıyorum. Tarzımı, çalışmalarımı beğenen herkes için çekim yapıyorum.

Bu güzel sohbetiniz için teşekkürler.

Gönül Dergisi’ne bana bu fırsatı verdiği için teşekkürlerimi sunuyorum.