Milli Teknoloji Vizyonumuz ve Yakın Gelecekteki Fırsatlar / Altınay Robot Teknolojileri A.Ş. Gen. Müd. Hakan Altınay
Türkiye’de Milli Teknoloji hamlesinin hayata geçirilmesi için neler yapılmalı?
Devletler kendi ülkelerinin gelişmesini sağlamak için kendi girişimcilerini, yenilikçi alana girme konusunda desteklerler, onlara yol açarlar. Bilim ve teknoloji politikaları da böylece olgunlaşır. Gelecekte ülkeler hangi teknolojileri üretecekler, hangi ürünleri üretecekler, bunları ne tür insan kaynağı ve altyapıyla üretecekler, bunların politika ve vizyonlarını çizerler.
Ülke olarak bizim en büyük sıkıntılarımızdan bir tanesi, geleceğe dönük hangi teknoloji alanlarında ülke olarak var olacağımızı bilme konusunda bilim ve teknoloji vizyon çalışmalarını yapmış olmamıza rağmen, uygulamakta sorunlar yaşamamız. En büyük problemimiz, organize olamamak; geleceğe dönük işleri yapma konusunda hazırlanmış olan sistemleri uygulama konusunda problemler yaşamışız. Hatta şöyle bir örnek vereyim. Türkiye, son 50-60 yıl arası, bilim ve teknoloji konusunda 4 tane büyük vizyon çalışması yapmış ve bunlar yaklaşık 10-20 yıllık vizyon çalışmalarını kapsamış. 1983’te bir vizyon çalışması yapılmış, 3. Ulusal Bilim ve Teknoloji Politika ve Strateji Çalışması yapılmış. O çalışma, 1983-2003 yılları arasında 20 yıllık bir süreyi kapsıyor. “20 yılda Türkiye, üniversitelerinde hangi konularda araştırma yapacak, ne düzeyde insan kaynağı yetiştirecek, hangi teknolojileri geliştirecek, kaç tane bilim insanı oluşacak?” gibi çok büyük sorulara cevap verecek bilim ve teknoloji politikaları oluşturmuş. Ama maalesef, hiçbirisi uygulanmamış. En sonuncusu, 2003 yılında gerçekleşmiş olan 4. Ulusal Vizyon 2023 Projesidir. Vizyon çalışması, yapıldığı dönemden biteceği döneme kadar ülkenin hangi büyüklüğe ulaşacağını tarif ediyor. Önümüzdeki 20 yılda Türkiye’nin nereye doğru gitmesi gerektiğini tarifliyor. Bugün Türkiye olarak, gayri safi milli hasıla sıralaması olarak bakarsak, 830 milyar dolarla 17. sırada görünüyoruz. Vizyon 2023 diyor ki: “Türkiye’nin kişi başı geliri 2023 yılında 25 bin dolar olacak.” Bugün 10 bin dolar mertebesinde olan gelirimizi önümüzdeki 10 yıl içerisinde kişi başı 15 bin dolar daha arttıracağız. Yani 80 milyonla çarparsanız bunu, çok büyük bir geliri arttıracağımızı söylüyoruz. Bu vizyon çalışmaları, teknolojiyle yüksek katma değerli ürünleri üreterek sizi bir yere getireceği için, birden fazla teknoloji faaliyet alanını Türkiye’de geliştirerek tabana yaymamızı da sağlıyor. Özellikle bilim ve teknoloji çalışmalarının hem sosyoekonomik hem de ekonomik olarak ülkeyi farklı bir yere götürüyor olmasından dolayı, Türkiye’nin sahip olduğu teknolojik altyapıyı incelerken, bu vizyon çalışmalarına da dikkatli bir şekilde bakıp “Neden birçok teknolojiyi biz geliştiremiyoruz?” sorusunu sormamız gerekiyor.
Bugün birçok alanda teknolojiyi iyi kullanan bir toplumuz. En basit örneğiyle, yaklaşık 39-40 milyona yakın, GSM operatörüne üye olmuş bir insan potansiyelimiz var. Bu müthiş bir potansiyel. 70 milyon nüfusta, sadece bir GSM operatörüne 39 milyon insan müşteri olmuş vaziyette. Yani çok yoğun bir şekilde kullanıcı boyuttayız, teknolojiyi inanılmaz bir şekilde kullanıyoruz. Eğer geçmişte kültür olarak bilim ve teknoloji geliştirmeyi ulusal bir gereklilik olarak almış olsaydık, bunu bir devlet politikası olarak en tavandan en tabana kadar yayabilseydik üniversitelerde, okullarda, sanayide, her yerde, bugün bu kadar yoğun bir şekilde kullanıcısı olan bir toplum, aynı zamanda yoğun bir şekilde teknoloji üreticisi pozisyonuna da gelmiş olurdu. Bugün belki 25 bin dolarlık gayri safi mili hasılada kişi başı geliri olan bir toplum olabilirdik; yani 10 sene sonra, 15 sene sonra ulaşmak istediğimiz yere bugün gelmiş olurduk.
1950’lerde Kore’yi kurtarmak için, askeri anlamda yardımda bulunduk. Biz Kore’ye yardıma giderken Kore’nin kişi başı geliri çok düşüktü, hatta bizim 4’te 1’imizdi, yani yaklaşık 250-300 dolarlar mertebesindeydi. Tabi savaşın da etkisi var. Bizim de 1.000 dolarlar civarındaydı. 1950’lerden sonra, aynı dönemde bizden daha fakir olan bir ulus, 1970’lerde bir hamle yaptı ve 2015’li yıllara geldiğimizde Kore’nin kişi başı geliri 25 bin dolarlar mertebesine geldi. Yani bizden daha geri olan bir toplum bir irade ortaya koydu ve “Benim, hayatımı geliştirmem, büyümem lazım, milletin refahını arttırmam lazım. Bunun yolu da teknolojiyi üretmek ve sanayileşmektir.” kararını aldı. Bu kararı uyguladı, hayata geçirdi ve bugünkü konuma geldi. Şimdi, Kore’deki bir kişinin geliri bir Türk’ün gelirinin neredeyse 2,5 katı civarında. Demek ki Kore bir şeyleri bizden farklı yaptı ki buraya geldi. Bizden farklı yaptığı şey, bilim ve teknoloji politikalarını tasarlamak, vizyon çalışmalarını tasarlamak; tasarladıktan sonra da halka, sisteme ve yapıya uygulamaktı. Aramızdaki en büyük fark bu. Bunu gerçekleştirdikten sonra zaten ardışık olarak arka arkaya birçok konuda başarı elde ediyorsunuz; hem milli anlamda üniversitenizde başarıyı geliştiriyorsunuz hem sanayinizde başarıyı geliştiriyorsunuz hem de üniversitelerinizde, okullarınızda, her yerde. Yani böyle bir yapı oluşuyor, kartopu gibi büyümeye başlıyor. Bilim teknoloji ve stratejisini tabana yaymadığınız bir ülkede, kendi markanızla ulusal bir ürünü ortaya çıkarmanız kolay değil. Bilim ve teknoloji konusunda farkındalık oluşturmak, bütün katmanlarıyla geleceği planlamak, bununla alâkalı bir yol haritası çıkartıp bunu uygulama konusunda azimli olmak, mutlaka bir başarı getirir ve getirmektedir.
Teknoloji, özünde basit bir kelimeyi barındırır. Eğer siz, “Ben bunu yapabilirim.” diyorsanız, siz, bu konuyla ilgili o teknolojiye sahipsiniz demektir. “Ben cep telefonu yapabilirim.” diyorsanız, siz, o teknolojiye sahipsiniz demektir. “Ben bir uçak yapabilirim.” diyorsanız, uçak teknolojisine sahipsiniz demektir. Tabi buradaki yapma fiili, gerçekten rekabet edebilir bir ürünü ortaya koyma anlamına geliyor; yoksa basit bir uçak yapmak anlamında değil. Bugün satılan ürünlerin yanına siz de ürününüzü koyup “Onlarla beraber rekabet edebilir bir ürün yapabilirim.” diyorsanız, sizde bu teknoloji vardır. “Ben araba yapabilirim.” Araba yapmak bir şey değil; bazı açılardan bakarsanız kolay bir teknoloji artık. Bunun sizde olan bilgisi, sizdeki teknolojik altyapısıdır. Her parası olanda bu imkân var mıdır derseniz, bu imkân yok. Çünkü bu, tabandan tavana doğru gelişen bir olay. Bütün eğitim sisteminizle, okullarınızla, sanayinizle, üniversitenizle, kamunuzla bir bütüncül hareketin sonucunda ortaya çıkan bir şey teknoloji, yetkinlik ve yetenek. Tabi buna daha farklı yerlerden de bakabiliriz. Artık son dönemde, özellikle günümüzde, sadece teknolojiye hâkim olmak yeterli değil. Sahip olunan teknolojiyi öğrendikten sonra, onu bir üst seviyede tekrar üretebilme yeteneği, onu tekrar geliştirme yeteneği, en az teknolojiyi geliştirmek kadar önem arz eden bir konu.
Yeni bir tarif, teknolojik üründe ve sistemde, sadece mühendislik alanında değil, sosyal alanda da yenilikçiliği tarif etmek, yenilikçi olmak, yenilikçi bir yaklaşımı sergilemek. Bir şeyi keşfetmiş olmanız, bir şeyi bulmuş olmanız, teknolojik bir yapıyı veya bir şeyi mühendislik anlamında veya temel bilimlerde veya fizikte bulmuş olmanız, sizin onu ürün hâline dönüştürüp satmanız için gerekli bilgiye sahip olduğunuzu söylemez. O yüzden, hem teknolojiyi geliştirebilme yeteneğine sahip olmalıyız hem de gelişmiş teknolojiden yeni ürünler, yeni faydalar ortaya çıkartabilecek yenilikçi bir yapımızın olması gerekiyor. Türkiye’deki altyapıya bizim iki temel noktayı yoğun bir şekilde yaymamız gerekiyor. Birincisi, kendi teknolojimizi geliştirmeliyiz, kendi geliştirdiğimiz teknolojinin üzerinde oturduğu ürünlerimizi geliştirmeliyiz, sanayi malları üretmeliyiz, sanayimizi büyütmeliyiz. İkincisi, geliştirdiğimiz bu yeni teknoloji veya dünyada gelişmekte olan bütün teknolojileri öğrenip onları bir üst seviyede tekrar üretebilen veya yeni ürünler üretebilecek düzeyde ürün geliştiren bir yapıya sahip olmalıyız.
Türkiye adına yakın gelecekteki fırsatlardan bahsedebilir miyiz?
Potansiyel olarak teknolojik ürünleri üretebilme yeteneği olan bir ülke konumuna geldiğimizde, bize yakın komşular anlamında bakarsak şöyle söyleyebiliriz: Uçakla 1 saatlik mesafede olanlar, uçakla 2 saatlik mesafede olanlar ve uçakla 4 saatlik mesafeye baktığınızda, etrafımızda yaklaşık 600 ve 800 milyonluk bir nüfustan bahsediyoruz. 800 milyonluk nüfusun olduğu bir coğrafyaya yakın komşuları olan ülkemizin, geliştirdiği bu teknolojik ürünleri, her kademedeki ürünleri rahatlıkla satabileceği bir pazar olduğunu görüyoruz. Bu anlamda, ülkemiz açısından büyük bir fırsat söz konusudur.
Türkiye, aynı zamanda önemli bir geçiş bölgesinde. Enerji anlamında bakarsanız enerji alanlarına çok yakın bir ülke. Enerji alanlarının olduğu bölgede ise farklı zenginlikler var. Bu zenginliklerin önemli bir kısmı ise gelişmiş Batı ülkelerine akıyor. Türkiye bu alanlara yakın olmasından dolayı, doğrudan veya dolaylı olarak, yatırımla kendi topraklarında birçok alanda da ürün üretebilecek potansiyele sahip, sanayileşme anlamında potansiyele sahip bir ülke. Yani kendi geliştirdiği ürünleri gelecek dönemde satabilecek konumda olan bir ülkeyiz. Aynı zamanda diğer gelişmiş ülkelerin bizim ülkemizde doğrudan yatırım yaparak ortaya çıkartacakları ürünü de satabileceğimiz bir coğrafya mevcut. O yüzden, gelecekte, hem kendi geliştirdiğimiz teknolojiyi satabileceğimiz geniş bir pazarımız var hem de ülkemize dışarıdan gelecek olan yeni teknolojilerle ortaya çıkacak ürünleri satabileceğimiz geniş bir pazarımız var. Özellikle Kuzey Afrika, Ortadoğu, Orta Afrika, Asya Pasifik’e kadar gitmesek de Afganistan, Pakistan, o bölgelere baktığımızda, sahip olduğumuz yetenek ve birikimle Türkiye’nin önemli bir fırsat olduğunu söyleyebilirim açıkçası.
Bir açıdan şöyle bir güzelliği daha var; bundan da bahsetmek istiyorum Türkiye açısından. Hakikaten bu ülkenin insanı çok vefakâr bir insan. Biz Batı toplumları gibi değiliz. Batılı için, sadece kendi ülkesinin gelişmesini sağlamak kendisi açısından yeterli olabilir. Biz ise kendi ülkemizi geliştirdiğimiz gibi, dost ve kardeş olarak gördüğümüz ülkelerin de elinden tutup onların da kalkınmasına yardımcı oluruz, yardım ederiz, her türlü desteği sağlarız. Yani Türkiye gibi bir ülkenin yalnız başına kalkınması değil; Türkiye’ye destek olan, Türkiye ile beraber hareket eden bütün ulusları da Türkiye yavaş yavaş ayağa kaldırmaya çalışır. Bunun da çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Milli teknoloji, yerli teknoloji ayrımları var; bunlara niçin gidiliyor?
Milli teknoloji; sahip olunan bilginin tamamı sizin ülkenizin insanı tarafından geliştirilmiş ve üretilmiş demektir. Milli teknoloji; sizin ülkenizin insanının bilgileriyle, yetenekleriyle, altyapısıyla oluşmuş teknoloji demektir. Yerli demek ise sizin ülke insanınızın o teknolojinin gelişmesine kısmi katkısının olduğu, bir yöntemle veya bir transferle elde edilmiş olan o teknolojinin, yavaş yavaş sizin ülke insanınız tarafından öğrenildiği, içselleştirildiği ve kendi ülkenizde üretileceği anlamına geliyor. Milli teknolojide, her şeyi kendi ülke insanınız geliştirmiş; yerli teknolojide ise siz geliştirmemiş olsanız bile o teknolojiyi almışsınız, kendi insanınız da öğrenmeye başlamış ve siz onu üretmeye çalışıyorsunuz. Burada üretilen, Türkiye’de üretilen yabancı bir teknolojiyi Türkiye’de üretmeye yerli teknoloji diyoruz, yerli ürün diyoruz. Türk insanıyla veya bu ülke insanıyla geliştirilmiş, fikrî anlamda geliştirilmiş, sonra da üretilmiş olana milli teknoloji diyoruz.
Girişimcilere, teknolojinin ileri gitmesi konusunda ne gibi tavsiyeleriniz olacak? Nasıl bir yöntem izlesinler veya ne yapsınlar?
Bunun tam, net bir tarifi yok. Öncelikle bu işler gönül işi. Yani ancak büyük bir sevgi ve muhabbet beslemekle elde edebileceğiniz şeyler.
Birincisi, sabırlı olmak lazım; teknolojiyle uğraşacak olan, teknolojiye gönül vermiş olan insanların sabırlı olması gerekiyor. İkincisi, çok çalışması lazım. Hem kendi sahip olduğu bilgileri geliştirmesi hem de ilgilendiği alanla ve o teknoloji alanına destek olan teknoloji alanlarıyla ilgili farklı çalışmaları, uygulamaları, gelişmeleri takip etmesi gerekiyor. Üçüncüsü, teknoloji, yalnız başına bir kişinin öğrenip geliştireceği bir şey değil. Teknoloji, özellikle bugünün teknolojisi bir ekip çalışması gerektiriyor. Yani bir kişinin bir şeyi bulup çıkarması kolay değil. Kişi, “Ben buldum.” düşüncesinden ziyade; ekip çalışması kültürünü, “Biz bulduk, biz geliştirdik, biz başardık.” düşüncesini mutlaka benimsemiş olmalı. O yüzden, yolu teknolojiyle kesişecek olan gençlerimiz, ister girişimci olsun, ister araştırmacı olsun, ister öyle bir yapıda fikrî olarak veya bedenen hizmet verecek insan olsun, şunu bilmesi lazım ki: 2000’lerin dünyası yeni ürünlerin ortaya çıktığı bir dünya olacak.
Bugün artık, teknoloji olmazsa olmaz bir şey, kaçınılmaz bir yönü var. Üniversitelerde, okullarımızda, teknik okullarımızda öğrencilerimizin artık mutlaka bu teknolojiyi kullanma konusunda kendilerini yetiştirmesi lazım. En basit alanda bile teknolojiyi kullanır hâle geldik ki önümüzdeki dönemde birçok alanda teknolojiyi daha güçlü bir şekilde kullanmaya başlayacağız.
Teknoloji o kadar hızla büyüyor ki bunu bazen takip etmek de kolay değil. Gençlerimizin mümkün olduğunca okumaya zaman harcaması lazım, gelişmeleri takip etmeleri gerekiyor. Kendisini ne kadar çok geliştirebilirse bir insan, hem maddi hem manevî -mutlaka manevî gelişmeye de özen göstermeleri lazım, çünkü tek başına teknoloji de bir şey ifade etmiyor- başarı da onunla beraber geliyor. O yüzden, arkadaşlarımızın, kardeşlerimizin veya bu konudan gelecek bekleyen insanlarımızın mutlaka kendilerini geliştirmeleri lazım, kendilerine hedef koymaları lazım; yani hangi alana ilgi duyuyorsa o alanla ilgili çalışmalara devam etmesi gerekiyor.
Sonuç olarak, bu iş bir hayal işi, teknoloji bir hayal işi. Eğer bir hayaliniz varsa o hayalin peşinden koşmak için içeriden bir etki geliyorsa size, asla ve asla hayalinizi durdurmayın, hayalin peşinden koşmak için devam edin. Teknoloji geliştirmek için sadece bilgi yeterli değil; cesaret de lazım, sabır da lazım. Hepsinden ötesi de insan olmak çok önemli bir şey. İnsan olmaktan kastettiğim, topluma faydalı bir insan olmaktır. Çünkü sahip olduğunuz bilgiyle insanlara zarar da verebilirsiniz, insanlara fayda da sağlayabilirsiniz. Daima insanlara fayda sağlayacak tarafta olmaya dikkat etmek gerekiyor.
