Kültürel Mirasımız Müzeler / Etnografya Müzesi Müdürü Yücel Kumandaş
Müzeler hak ettiği ilgiyi görüyorlar mı?
Türkiye’de müzeler maalesef hak ettiği ilgiyi görmüyor. Bunun nedenlerinden birisi, eğitim programlarımızda müzecilikle ilgili çok yaygın eğitim olmamasıdır. Yani gençlerimize, öğrencilerimize müzeciliği ve kültür varlıklarımızı sevdiremememizden, insanlarımızın bakış açısını değiştiremememizden dolayı müzeciliğe olan ilgi çok üst düzeyde değil.
Müzelerin ziyaretçi sayıları hakkında ne söylersiniz?
Belirli müzeler dışında, genel olarak müze ziyaretçilerinin sayıları çok yüksek değil. Önemli müzelerimizin ziyaretçi sayıları oldukça iyidir. Mesela, Topkapı Sarayı, İstanbul’daki Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Etnografya Müzesi, Antalya Müzesi, Konya Mevlânâ Müzesi gibi önemli müzelerimizin ziyaretçi sayıları diğer müzelere oranla yüksektir.
Bu müzelerimiz yurtdışından ve yurtiçinden ziyaretçi almaktadırlar. Ama tabi ki ziyaretçi profilleri değişiktir. Mesela, Türk ve İslam Eserleri Müzesi ile Ankara Etnografya Müzesi gibi müzelerimiz daha çok yerli ziyaretçilerin ağırlıklı olarak gezdiği müzelerdir. İstanbul Arkeoloji, Antalya müzeleri, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi gibi müzelerimizin de ziyaretçi profilini daha çok yabancı ziyaretçiler oluşturmaktadır.
Müzeciliğin günümüz insanına kattığı değerler nelerdir?
Müzeciliğin günümüz insanına kattığı çok önemli değerler var. Tabi ki geçmişteki yaşantının izlerini takip etme, onlardan ders alabilme oldukça önemli. Çünkü müzeler geçmişi yansıtan aynalardır. Geçmişi günümüze yansıtan aynalar, aynı zamanda geleceğe taşıyacak olan aynalardır. Geçmişteki yaşantıdan ders alıp ileriye hazırlanmak açısından oldukça önemlidir.
Gençleri müzelere nasıl çekebiliriz, neler yapılabilir?
Bu gerçekten çok önemli bir konu. Eğitimin bir ayağının da bu olması lazım, yani müzelere verilen önemin eğitimde çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu açıdan, müzecilik eğitimiyle ilgili bugün üniversitelerimizde de bu uygulamalar başlamıştır. Birçok üniversitemizde müzecilik eğitimleri, bölümleri açılmıştır. Bunun iyi bir başlangıç olduğunu düşünüyoruz ama esas eğitimin Milli Eğitim programlarına girmesi ve ilköğrenimdeki genç öğrenciler, genç çocuklarımızın bu eğitimi almalarıyla olacağını düşünüyoruz. Bu da tabi ki birden bire olacak bir olay değil, zamanla olacak bir uygulamadır. Ama bunun değişik uygulamalar şeklinde olabileceğinin örneklerini yurtdışında görmüştük. Örneğin, belediyelerin sosyal aktiviteler halinde, gençlere bir rehber eşliğinde müzeleri gezdirmeleri veya değişik derneklerin, değişik sosyal kuruluşların gençler üzerindeki bu tür faaliyetleriyle beraber müzeciliğin ve kültür varlıklarımızın sevdirilmesi. Bu şekilde faaliyetlerle gençlerimizi müzelere yönlendirebileceğimizi düşünüyorum.
Ülkemizde eğitim programına, müzeciliğin veya kültür varlıklarımızın tanıtılmasının mutlaka girmesi gerekiyor. Aynı zamanda müzelerin bir eğitim kurumu olduğu algısının yerleştirilmesi lazım. Öğrencilerimizin müzelerde mutlaka eğitim yapmalarının sağlanması lazım. Çünkü müzeler gerçek bir eğitim kurumudur, öğrencilerin eğitimine yönelik de hemen hemen her çeşit materyalin bulunduğu yerlerdir. Bu açıdan, iyi bir planlamayla beraber öğrencilerin müzelerde eğitim yapmalarının sağlanmasının eğitim programlarına girmesi gerekir.
Türkiye bir açık hava müzesi. Bu konuyla ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Türkiyemiz, dünyanın en zengin taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarına sahip ülkelerinden bir tanesidir. Taşınır kültür varlıklarının müzelerde toplanması ve oralarda korunup insanların beğenisine sunulması; taşınmaz olan kültür varlıklarımızın da yerlerinde muhafaza edilerek o yerlerde ziyaretçilere sunulması amaçlanmış ve bu şekilde bir uygulama sürmektedir. Eski tarihi kalıntıların olduğu yerlere ören yerleri diyoruz. Ören yerlerimiz açık hava müzeleri halindedir. Bunlara örnek; Ankara’da Roma Hamamı, Antalya’da Perge, Aspendos. Buraların doğal haliyle korunarak, ziyaretçilerin gezebileceği şekilde düzenlenerek ziyarete açılmasına, açık hava müzesi şeklinde oluşturulmasına açık hava müzesi diyoruz. Ama bunun dışında açık hava müzesi olarak düzenleme yapılan yerler de var tabi ki. Bölgedeki eserlerin bir yerde toplanması ve açık alanda ziyaretçilere teşhir edilmesi şeklinde oluşturulan yerler açık hava müzeleri. Bu tür yerlerimiz daha çok ören yerlerimiz. Mesela, Denizli’de Hierapolis, Pamukkale, İzmir’de Efes ören yeri ki bunlar aynı zamanda dünyanın çok önemli ören yerleri ve açık hava müzeleridir.
