Kıyafetler İnsanın Ruh Hâlini Etkiliyor - Engin Hakverdi
Kısaca moda nedir sizce?
Moda, kişiliği yansıtan bir çerçevedir. Bir tarzınız vardır, giyim tarzınız da sizin kişiliğinizi yansıtır.Nasıl giyindiğiniz, ne giydiğiniz aslında sizin kişiliğiniz, biraz da olsa kişiliğinizi yansıtır. Buradan yola çıkarsak renkler değişir; uç noktalardaki uçuk tarzdaki insanlar daha renkli, daha çılgın şeyler kullanabiliyor. Resmî, ağır insanlar klasik giyim tarzına yönelebiliyor; onların içinde takım elbiseler, blazer ceketler, kot pantolon üzerine gömlek ceket tarzı giyinen insanlar var. Bir de yırtık pantolonlar, parçalanmış tişörtler, rengârenk tişörtler, farklı renkte montlar, ayakkabılar… Bunlar da o kişinin tarzını yansıtıyor. Metalci siyah giyinir, repçi bol giyinir, klasik adam takım elbise giyer diye ayrışıyor aslında. Modaya baktığınızda insanın kişiliğini yansıtan ögeleri bulabilirsiniz.
Giyimde renk uyumuda çok önemli değil mi?
Renkler de insanın kişiliğini yansıtır. Modayı yönlendiren renkler vardır. Mesela bu senenin renkleri pastel renkler kahverengiler, siyah zaten klasiktir. Kışın beyaz çok kullanılır ama Türkiye’de beyaz renk hiçbir zaman kışın çok kullanılan bir renk olamadı. Aslında Avrupa’da kışın beyaz popüler bir renktir; beyaz kazaklar, montlar, ayakkabılar vardır, birçok ünlü marka da kullanıyor ama Türkiye’de her zaman siyah, kahverengi, lacivert gibi gidiyordu bu sene biraz daha renkler girmeye başladı. Türk erkeğinin biraz daha renkliye gittiğini gösteriyor ama o tabular kolay kolay yıkılmıyor. Bunun sebebi de bizim toplumumuzda klişeleşmiş baba, genç delikanlı tarzı... En üst tabakadan en alt tabakaya kadar ufak da olsa hareketlilik var ama hiç değişmemiştir aslında, giyim tarzı hep aynıdır.
Moda danışmanları esasında ne yapar? İnsanların doğru ve yakışanı giymesini mi yönlendirir?
Bizim işimiz, moda danışmanlarının işi; iş adamlığı yapan ama içinde çılgınlık da bulunduran insanların kıyafetlerinin içine küçük küçük böyle onu tatmin edecek mutlu edecek şeyler yerleştirmektir. Çok resmî giyinen biri de bir bileklikle kendini rahatlatabilir, tarzını yansıtabilir. Giydiği ayakkabı her ne kadar klasik olsa da şu anki markalara baktığımız zaman her birinde klasik spor tarzında ayakkabı çeşitleri vardır, bunlarla tarzını yansıtabilir. Tam tersine çok spor giyinen biri biraz da klasik giyinebiliyor. Karakterinizle oynamadan tarz değişimi yapabiliyorsunuz, sizi bozmayacak şekilde. Ufak oynamalar yaparak içinizdeki çocuğu dışarı çıkartabiliyorsunuz. Burada renklerin, kalıpların ve tarzların önemi vardır aslında, çok da oynamamak gerekir renklerle ya da kişinin kıyafetiyle. Bu ruh hâlini bozabiliyor. Kendini mutsuz edebilir. Gördüğü, çok beğendiği kırmızı bir mont, hayatında giymemiştir, sadece beğendiği için giyer ama iki gün sonra o montun ona yakışmadığını duyduğu anda mutsuz olabiliyor. Kişiliğini değiştirmeyebilir ama onun ruh hâlini etkileyebiliyor. Günlük giyim tarzınız da sizin ruh hâlinizi yansıtır; çok mutluysanız daha farklı giyinebiliyorsunuz, moraliniz bozuksa daha farklı giyiniyorsunuz. Kişiliğe göre kıyafet vardır, her seferinde değişir, giyinmek çok enteresan bir şeydir. Ruh hâlini yansıtır, karakteri yansıtır, moralinizi yansıtır. Çok rahatsınızdır o gün çok salaş giyinirsiniz, bir şey umursamazsınız, eşofman tişörtle çıkarsınız. Gerginseniz, agresifseniz klasik giyinirsiniz, daha resmî olmaya çalışırsınız. Neşeliyseniz daha renkli giyinirsiniz...
Uzun boylu bir kişi nasıl giyinmeli sizce?
1,98 ile 1,80’lik bir adamın eğer göbeği yoksa fit biriyse bir kere kesinlikle klasik giymesi gerekir. Günlük hayatında kullanıyorsa eğer daha İtalyan kalıpları daha fit kalıpları kullanması gerekiyor ki boyu ve fiziği ortaya çıksın. Uzun boylu birinde salaş bir kıyafet -takım elbiseden bahsediyorum- çok hoş durmayabilir, kişinin konseptini bozabilir, kişiliğini yansıtmayabilir. Hatları düzgün ve uzun boylu biriyse daha dar kesimli kalıplar kullanabilir; tek düğme, çift düğme gibi drop ceket tarzları, pilesiz pantolonlar, bunları kullanabilir.
Orta yaş, daha göbekli kişilerde ise dört düğme ceketler, kısa drop kollar, gömlek dışarı çıkacak, saat ön planda olacak. Aslında kişinin görüntüsünü kamufle edebilmek için daha çok aksesuara yönelmek gerekir bu tarz şeylerde.
Kıyafetin en büyük özelliği de budur, beğenmediğiniz noktaları kapatabilme imkanınız vardır; kalıbıyla oynarsınız, ufak detaylar eklersiniz. Mesela Takım elbise giydiğinizde boynunuz fazla çıkıyordur, bu durumda kravatı çıkartıp fular kullanırsınız. Uzun boylu kişilerin kışın, dizin üzerinde palto, pardösü giymesi gerekir, daha şık durur. Daha kısa boylu insanlarda, kilolu insanlarda uzun paltolar, uzun ceketler, uzun pardösüler bacak boyunu kısa gösterir. Bacak boyunu kısa gösteren ürün de sizi daha kısa gösterir. Dışardan bakıldığında sadece diz kapağına kadar inmiş bir pardösü, geri kalanı bacak; bu karşı tarafa sizi daha kısa gösterir. Ama daha yüksek belli pantolon, daha kısa ceket, dört düğmeli ceketler ön tarafı kamufle edebiliyor, göbeğiniz varsa bunu gizleyebilirsiniz. Kol boyunuz kısaysa ceketin kol boyunun biraz kısa olması kol boyunuzu uzun gösterir. Daha yüksek belli pantolon bacak boyunuzu uzatır gibi küçük detaylı hileler ile kişi beğenmediği şeyleri kamufle edebilir.
Bunun dışında kullanacağı renkler vardır. Kısa ve şişman kişiler yani orta yaş üzerindeki göbekli ve kısa boylu insanlar, kesinlikle ve kesinlikle çok fazla açık renge gitmemeleri gerekir, açık renk kiloyu daha belli eder. Açık renk giyerseniz boyunuzun kısalığı ve kilonuz ön plana çıkar. Bunu kamufle edebilmek için koyu renkler... Şu an klasikten bahsediyorum, kumaşların içinde küçük parlak renkler vardır, detaylar vardır, kumaşın özelliğidir onlar, kişiyi aldatmaya yöneliktir aslında. Üzerinizdeki kıyafetin göz alıcılığı sizin geri kalan bütün detaylarınızı kamufle eder. Göbekli ve kısa boylu şahıslar daha hileli ürünler kullanmak zorunda. En zor karakterdir; giyinmekten pek hoşlanmazlar, çok zor beğenirler, alışveriş yapmayı sevmezler. Çünkü her aldığı şeyin göbeğini ortaya çıkarttığını ya da boyunu kısa gösterdiğini düşünür. Bu bizim sürekli karşılaştığımız bir şey ve bu insanları, öyle olmadıklarına ikna etmemiz gerekiyor.
Peki, insanların ten rengiyle kıyafet uyumu... Bu konuda neler tavsiye edersiniz?
Mesela çok esmersinizdir, koyu renk kullanmamanız gerekir, siyah giymemeniz gerekir. Tabii bu esmerlikten esmerliğe fark ediyor. Bronz tenli biriyseniz, güneşte yanmışsanız, bronzlaşmışsanız beyaz gömlekle takım elbise çok şık durur. Ama doğal bir esmerliğiniz varsa, tensel bir koyuluğunuz varsa siyah takım ya da siyah gömlek, ya da siyah bir malzeme sizde çok hoş durmayabilir. Bütün yüz hatlarınızı kapatır, sizi olduğunuzdan daha esmer ve daha kara gösterir.
Beyaz tenliler hangi renkleri tercih etmeliler?
Beyaz tenliler tamamen daha koyu renkler; yaz ve kış olarak ayırt edebiliriz bunu. Kışın sarışınlarda renkli tavsiye ederim, çünkü direkt ten rengini ön plana çıkartır, çünkü birbirine zıt renklerdir. Beyaz kullanmamaları gerekir. Beyaz ve sarı onların yüz hatlarını, tenlerini, göz alıcılıklarını kapatır. Onun dışında siyah, kahverengi, daha pastel koyu renkler bu tarz kişilerin yüz şekli ve görüntü itibariyle daha ön plana çıkmasını sağlar.
Esmerlerde bunun tam tersine, daha açık renkler daha şık duruyor.
Avrupa’dan gelen trendlere baktığımız zaman, renkler erkeklerde esmerlerde daha cırtlak renklere gidiyor; turuncular, portakal rengi, sarı, kırmızı, beyaz… Bunların içine bu sezon kışın da yazın da çok fazla giren haki ve yeşil renkleri var. Kolay kolay kullanılamayacak bir renktir; herkesin kullanmaya çekindiği, korktuğu bir renktir. Çok kişi bu rengin zor olduğunu düşünür ama aslında esmerler için de beyaz tenliler için de en kullanışlı renktir. Çünkü hem pastalize bir renktir, hem de canlı bir renktir yeşil. Esmer birinin de sarışın birinin de kullanabileceği bir renktir. Kırmızı da gene öyle, sarışında da esmerde de hoş duruyor. Ama klasik renkler vardır ki mesela siyah esmere gitmez, beyaz sarışına gitmez diye özetleyebiliriz. Bu renkler dışında çok da kaydırmamak şartıyla... Mesela, Ekru rengi sarışının en tehlikeli rengidir bana göre. Neredeyse bire bir ten rengini yakalıyor, giydiği kıyafet üzerinde hiçbir anlam ifade etmeyebilir. Tarzın dışında, renk suratla birleşmiş ten gibi duruyor, bu hoş bir görüntü olmuyor. Ama ekru rengini esmer birine giydirdiğiniz zaman direkt kişinin -albenisi diyeyim ben buna- daha ön plana çıkıyor. Çünkü kıyafet bu sefer kişiyi örten değil sadece kişiyi temsil eden bir şey olmaya başlıyor. Mesela kızıl tenli kişiler de herşeyi kolay kolay giyemezler. Özellikle turunculardan kırmızılara kadar en zor renklerdir onlar için. Kızıl tenli birinde siyah ve beyaz çok hoş duran bir renk değildir, onlar da sarışınlar gibi pastalize renklere kaçıyorlar. Sarışın tenliler sarıya kaçmadan turuncu renkleri, portakal renkleri gibi renkleri kullanabiliyorlar ama kızıl tenli insanlarda bunu yapamıyorsunuz, turunculara kadar inemiyorsunuz. Kırmızı, vişne çürüğü, nar kırmızısı bu renkleri kullanabilirler ama bunun dışında çok canlı renkler kullanamıyorlar, çünkü kıyafeti kişinin kendi güzelliğini kapatabiliyor. Çünkü kıyafet farklı bir şey oluyor, siz farklı bir şey oluyorsunuz. Kızıllar çok belirgin bir renk tonu olduğu için direkt karşı tarafın dikkatini çekebiliyor, renk ayrımını yakalayabiliyorsunuz. Sarışında bunu pek yapamazsınız, esmerde de bu çok belirgin değildir ama kızıl tenli bir insanda bunu çok bariz hissedebilirsiniz. O yüzden pastalize renkler, turuncugillere girmeden koyu tonlarda, kendi rengini ve yüz hatlarını belli edecek renklere gitmeleri gerekiyor. Bu nedenle benim kızıllara en çok yakıştırdığım renkler kahverengi ve siyahtır. Kızıllık bir özelliktir, siyah ve kahve tonlarla bu özellikleri ön plana çıkıyor ve bence daha dikkat çekici oluyor. Kıyafetle bunu örtmek yerine daha ön plana çıkartmaları gerekiyor.
Bazı insanlar kendini olduğundan farklı gösterme çabasında...
Çoğu insan bir başkasının taklidi olmaktan maalesef vazgeçemiyor, bu da bence çok yanlış bir şey. Sadece ünlü biri giyiyor diye giyiyorsanız birinin taklidisinizdir. Kıyafetten başlar kişiliğe yansır, kişilikten yaşantınıza yansır, iş hayatınıza yansır. Burada benim avantajım, bu tarz insanlarla her gün karşılaşıyorum. Mesleğe ilk başladığımda bunu hiç fark etmemiştim ama dokuzuncu yılı devirdikten sonra insanların çoğunun kişilik problemi olduğunu algılayabiliyorsunuz. Çünkü her kesimden insanla sohbet ediyorsunuz; doktoru, avukatı, savcısı, psikolojik sorunları olan, ailevi problemi olan insanlar oluyor. Hiç satış yapmadan, ailevi problemlerini dinlediğim kahve içip giden insanlar oldu.
