Kişiler Üstü Toplumsal Empati / Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Yüzeysel Empati
Bir kimseyle konuşurken onun için duygusal analiz ve derin düşünce yapmadan kalıplaşmış ve klişeleşmiş sözlere başvurulursa, yüzeysel empatide kalınmış olur. “Kendi düşen ağlamaz; etme bulma dünyası; ben seni anlıyorum ama beterin de beteri var, takma kafana” gibi öneriler empatinin yüzeysel olduğunu gösterir. Bu tür yaklaşımda, karşı tarafa yardım ediyormuş, empati varmış gibi gözükür ama aslında empati değildir. Yüzeysel empati, daha çok psikiyatrik hastaların yakınları tarafından yapılır. Hasta acı çekmektedir, bunalmıştır, psikolojik ızdırabı vardır. Bu durumdaki birine “Kendi kendinin doktoru ol, iradeni kullan, gez toz, geçer” sözleri söylendiğinde kendini daha kötü hisseder. Bu durumlarda o kişinin hastalığının istem dışı olduğunu, elinde olmadığını, çektiği ızdırabı anladığını hissettirdikten sonra yol göstermek doğru davranıştır. Yüzeysel empatiler kişiyi daha çok uzaklaştırır, yalnızlaştırır, zarar verir.
Ben Seviyesi
Empatinin ikinci seviyesidir. “Ben senin yerinde olsaydım böyle yapardım” şeklinde, kişiye kendi duygularını ve doğrularını dayatma aşamasıdır. Bir bakıma kendisini üstün akıllı gibi görüp nasihat verme yaklaşımıdır. Nasihat, konferans, vaaz, akıl verme hatası empati gibi gözükse de empati değildir.
Sen Seviyesi
Bu seviyede fikir aşılaması vardır. “Sen şöyle yapmalısın, böyle hareket etmelisin” şeklinde buyurganlık yapılır.
Biz Seviyesi
Biz seviyesinde iki veya daha fazla kişinin birbirlerini mutlu etmesi söz konusudur. Empatinin kişiler arası ayağında iki kişinin birbirini mutlu etmesi gözardı edilebilir. Çünkü ikisini de mutlu eden bir ilişki kurulabilir. Ama ailede diğer çocuklar, akrabalar, komşular hatta toplum vardır. Bunlar gözardı edilerek kurulan empati bizciliktir, bölgeciliktir, takım tutma tarzında grupçuluk, cemaatçilik, ırkçılıktır. Bunların hepsi bir empati gibi gözükür.
Toplumsal Empati (Kişiler Üstü Empati) Seviyesi
Empatinin en derin ve yüksek seviyesi şöyle açıklanabilir: Kişinin kendinden ve karşısındaki insanın kişiliğinden bağımsız olarak o kişiyi anlamaya çalışması ve artılarını- eksilerini, güçlü-zayıf, olumlu-olumsuz yönlerini de bilerek kişiler üstü iletişim kurabilmesidir. Empatinin en ideal seviyesi budur.
Sosyal empatide liderlik önemli bir konudur. Klasik lider olan yöneticiler, kendisini bir bakıma yeryüzü tanrısı gibi görür. Karizmatik liderler, toplumu harekete geçirir, sürüklerler ama kendisi odaklı davranırlar. Bazı tür liderler de kendisini topluma adar, paspas yapar. Toplum için kendisini, her şeyini, ailesini yok sayar. Ama bilimsel yöneticilikte ise kişi bir gemi kaptanı gibidir. Geminin kendisinin yanı sıra, çalışanları ve kaptanı da vardır. Kaptanın duyguları ve düşünceleri gibi çalışanların duyguları ve düşünceleri de önemlidir. Ama geminin sağlıklı gitmesi için kaptanın kurumsal bakabilmesi ve gemi için doğru kararları alabilmesi gerekir.
Yöneticilikte uygulanan doğru empati anlayışında bir hedef vardır ve kişi kendini ve çalışanları aşarak o hedefe uygun olarak davranır. Bunun için ideal empatide iyi, güzel ve doğru kavramlarının olması gerekir. Farklı düşüncelerin olduğu ortamda ölçü, bu kavramlar olmalıdır. Kişinin kendi düşüncesi iyi, güzel, doğru kavramlarına ters düşse bile “Bunu aslında yapmak isterim ama yapamam; böyle olması daha iyidir” diyebilmelidir. Bu sebepten dolayı soyut bir idealin olması önemlidir. Gerçek empatide iyi, güzel ve doğru kavramları göz önüne alınarak kişi veya kişilerle iletişim kurulur. Empatinin sosyal ayağı açısından önemlidir.
Evrensel Empati Seviyesi
Bu seviyede, bütün dünya ve evren göz önüne alınarak düşünülür. Dünyadaki bütün insanları, ırkları, canlıları, hayvanları, bitkileri, kainatı ve gelecek kuşakları düşünerek hareket etmektir. Evrensel düşünebilen bir insan, empatiyi gerçek anlamına uygun bir şekilde yaşıyor demektir.
Zamanlar Üstü Empati Seviyesi
Bütün evreni ve evrenin geleceğini düşünerek, kıyameti de göz önüne alarak empati kurabilmek zamanlar üstü em patidir. “Kıyamet kopacağını bilseniz bile ağaç dikiniz.” anlayışı zamanlar üstü empati anlayışına en güzel örnektir.
Empatinin Öğretilmesi
Empatinin öğrenilmesinin biyolojik boyutunda, insanoğlunun karşılaştırarak öğrendiğini de göz önünde bulundurmak gerekir. Mesela kişi, sıcağın ve soğuğun derecelerini karşılaştırarak öğrendiği gibi, öğrenmenin duygusal boyutu da karşılaştırarak olur. Akıl yürütmede benzerlik-farklılık, tümden gelim, tüme varım ve kıyaslama temel yöntemlerdendir. Kıyaslamada benzer ve farklılıklar karşılaştırılarak sonuç çıkarılır. Bu metot, insanın mantıksal zekasında öğrenmeyi sağladığı gibi, duygusal muhakemesinde karşılaştırma da yapar ve duygusal sonuç çıkarır.
İnsanoğlunun sosyal duygularının kapsamı içine giren sosyal heyecanları vardır. Bu sosyal heyecanlar 3 gruba ayrılır. Sevgi, mutluluk, neşe gibi duygulara olumlu sosyal heyecan denir. Korku, nefret, öfke, aşağılama gibi duygular olumsuz sosyal heyecanlardır. Hayret duygusu da, nötr sosyal duygu grubuna girer. Bu üç grup duygu da karşılaştırılarak öğrenilir. Bu duyguların yaşanması için insanın yalnız olmaması gerekir. Karşısındaki bir kişi vasıtasıyla öfke, kızgınlık, sevgi, nefret, hayret hissederek bu duygularla ilgili bilgiler beyninde birikir.
Duyguları karşılaştırarak sosyal heyecanları öğrenmenin boyutları vardır. Birinci boyutu duyguları karşılaştırmak, ikincisi izlenim oluşturmak, üçüncüsü de sevilip sevilmediğini kategorize etmektir. Mesela bir kimse dört ayaklı bir sandalye gördüğü zaman onu beyindeki sandalye dosyasına kaydeder. Üç ayaklı sandalye gördüğü zaman onu oraya yazmaz.
Bacağı kırık sandalye dosyası açar ve oraya kaydeder, hatırlarken de öyle hatırlar. Aynı şekilde beyin, insanları da sevdiğim insanlar, sevmediğim insanlar, emin olamadığım insanlar şeklinde kategorik olarak dosya açar, bilgileri kaydeder, etiketler ve arşivler. Burada izlenim oluşturma bunun için önemlidir. Beyin, sevilen insanlar ve sevilmeyen insanlar şeklinde dosya açarak bu bilgileri kaydeder. Duyguları karşılaştırabilmeyi öğrenmek, bir ressamın renklerin ayrıntılarını ustaca fark edebilmesi kadar önemlidir. Tablodan anlamayan kimse resme bir dakika bakar, geçer ama renklerden, resimden, sanattan anlayan, sanat tarihini bilen bir kimse tablonun karşısında birkaç saat hayranlıkla durur ve anlar. Çünkü onunla ilgili beyninde bir bilgi birikimi ve farkındalığı vardır. Duygusal gelişme de aynı şekilde olur. Duygusal empatide kişi, benzerlikleri, farklıkları, olumlu olumsuz duyguları alır, izlenimler oluşturur, kategorize eder, yeni bir şey öğrendiği zaman yeniden düşünme sürecine girer. Yeniden kaynaştırma yapar, bilgiyi yeniden yapılandırır. Bu sebepten dolayı kişide duygusal gelişme, olgunlaşma hayat boyu sürer. Beyin duygusallıkla ilgili kayıtları sürekli yapar, geliştirir, yeni öğrenmelerle kaynaştırmalar gerçekleştirir ve bununla ilgili insanın olgunlaşma sürecinde ilerleme ortaya çıkar. Duygusal öğrenmeye örnek, psikiyatri literatüründe vahşi çocuk olgusu olarak karşımıza çıkar. II. Dünya Savaşı’nda, bir yaş civarında ormanda kaybolmuş çocuklar vardır. Bu çocuklar bir şekilde hayvanların arasında büyümüşlerdir. Bulunduktan sonra, bu vahşi çocuklara sevgi gibi insani duygular öğretilememiştir. Yine fareler üzerinde yapılan bir deney, görsel uyarıların gelişmeden köreltilebildiğini gösterir. Yeni doğan farenin gözleri kapatılır, fare ışığı hiç görmez. 6 ay sonra gözleri açıldığında artık görmeyi öğrenemez. Görsel uyarı girmediği için beyin görmeye karşı gelişimini kapatmış olur. Duygusal sağırlık olan otistik çocuklar da duygusal davranışları öğrenemezler. Bu durum duygusal beynin gelişmediğini gösterir.
Çocukların 0-6 yaş arasında öğrendikleri, 6 yaşından sonra öğrendiklerinden daha fazladır. İlk 6 yaşta öğrenilen duygusal öğrenmeler insanda temeldir. Bir şehrin su ve kanalizasyonu alt yapısını oluşturuyorsa 0-6 yaş grubunda öğrendikleri de insanın alt yapısını oluşturur. Bu yapı iyi ise kişi daha rahat ilerler. Yeterli değilse onları düzeltmek için zaman harcaması gerekir.
Empatisiz NLP’nin Zararları
Empatisi olmayan bir kimseyi psikolojik açıdan zenginleştirmeye çalışmak her an yıkılmaya hazır binaya dayanmak gibidir. İnsanın kendisini tanıması, psikolojik sağlığın ilk basamağıdır. Kendini tanımak güçlü ve zayıf yönlerinin farkında olmaktan geçer. NLP’ciler o yüzden empati rolü yaparlar. Kendilerinin zayıf ve olumsuz yönlerini yok sayarlar, reddederler. Kişiye sürekli olumlu yaklaşarak o an rahatlatırlar ama bir müddet sonra o kişi gerçeklerle karşılaşınca daha çok hayal kırıklıkları yaşar. NLP toplantılarına gidenler uçarak çıkar ama daha sonra evine gider, evliyse eşini beğenmez, ayrılır; patronunu, iş yerini beğenmez, yalnızlaşır. İnsana geçici bir rahatlık verir. “Ben neymişim” duygusu uyandırır. O duygusuyla coşku yaşar, bir şeyler de yapar. O başarıyla beslenir. Kapitalizmin tuzaklarından olan NLP, empatiyi öldürür. Empatide önemli olan, kişinin hem kendinde ve hem de karşı tarafta olumlu ve olumsuzu birlikte düşünüp kişiler üstü çözüm üretebilmesidir.
