Karşıdaki İnsana Sevgi Nasıl Aktarılır / Eğitimci Yavuz Kartol
Empati insan ilişkilerinde anahtar ahlaktır. Empati diye bu yüzyılda ifade edilmesine rağmen İslam kültüründe empatinin adı aslında sencilliktir, diğergamlıktır. Başkasını hakkaniyet sınırları içerisinde düşünmektir. Aynı zeminde bir araya gelmektir. İslam’ın muhabbetini ve neşesini günümüzde empati diye ifade edilen ama aslında derinliğini asıl güzelliğini sencillikte bulan, ince düşüncelilikte bulan estetikte bulan başkasını düşünebilme ahlakında bulabilirsiniz. Başkasını düşünmek çok formatlı bir ifade ama aslı düşünebilmek. Çünkü hadiseye böyle baktığımızda davranışlara ahlaki bir boyut katmış oluyoruz. Bu konuda içimizden geçen dirence karşı direnç göstermiş oluyoruz. Dolayısıyla senciliği yakalamak yani empatiyi yakalamak aslında bu ahlakın zıttı olan bencillikten kaçmaktır. Empati nasıl sencillik anlamına geliyorsa bencillikte tam tersi insanı düşünmemek kendini düşünmektir. Yani sadece kendini düşünmektir. Zaten sadece kendini düşünmek deyince bir hukuksuzluk çıkıyor ortaya.
İki insan varsa ortada ikisi arasındaki ilişkiden söz edebiliriz. Dolayısıyla empati de dereceleri olan seviyeleri olan bir şey. İnsan varsa ilişkilerde var. Nasıl moleküller arası iyonik bağlar var kovelant bağlar varsa öyle. Birisi zayıf bağlar birisi güçlü, sağlam bağlarsa insan ilişkilerinde de empati ve sencillik varsa o iki insanın doğru yerde durduğunu düşünebiliriz. Biz hizmet mantığında ahir zaman mantığında konuya böyle bakmalıyız. Niçin günümüz insanı ile ilgili en önemli tespitlerden birisi bencilliktir. Çünkü bencillik aynı zamanda sevgisizliktir. Karşıdaki insana sevgiyi nasıl aktaracaksınız. Sevgi, öyle çok kelimelere dökülerek anlatılacak bir şey değil. Hatta edebiyatını yaptığında riyakarlık olarak değerlendirilir bu konu. Çünkü sevmek insanın özünde insanın hasında, derununda olan bir şey. Dolayısıyla empati yaparken aktarılan şey aslında sevgidir. Bu kadar sevgisiz günümüz insanına İslam ahlakını anlatırken empati yapmayacağız da ne yapacağız. Bizzat bunu göstermek, göstererek yapmak gerekiyor. Empati yapmalıyız sohbetleri yerine, bizzat empati yapılarak bu duruş ortaya konulabilir.
Sencillik Karşılıklı Olur
Karşılıklı sencil bireyler, karşılıklı empati yapabilen bireyler olacak ki insan ilişkilerinden bahsedelim. Yoksa ilişkiden bahsedilemez. Yoksa birinin diğerini eğitmeye çalıştığı zoraki bir ilişkiye döner bu. Günümüzdeki ilişkilerin çoğu böyle olduğu için bundan da korkup kaçmamak lazım.
Birbirimize iyilik adı altında yaptığımız her şeyin adı aslında empati. Yani onun müşkül durumunu fark etmek, sıkıntılı durumunu fark etmek, kendini onun yerine koyup hemen yüreğinin bir yerlerinde, kalbinde buna dair bir şeyler oluşturmak. Empati sadece insan ilişkilerinde insanın insana yaptığı iyilik olarak kalmıyor. İnsan başkasına iyilik yaparken aslında kendine iyilik yapar. Empati dolayısıyla geri dönüşü çok iyi olan bir ahlaktır. En önemliside Allah’ın rızasına yönelik olduğu için müthiş bir geri dönüştür. Ahir zaman açısından baktığımızda empati madem anahtar bir ahlak , empatiden kaçılmaz. Empati yapacak bir yüreğimiz varsa, biz bazı kötü şeylerden de uzaklaşmışız demektir. Empatinin anahtar ahlak oluşunun sebeplerinden birisi bu. Empati yapan aslında bir kere hasetten uzaklaşmış adamdır. İyilik yapmak kolay bir iş olmadığı için riyadan da uzaklaşmıştır. Çünkü insan riya ahlakından bile riyasızlık yapmaya çalışarak kurtulabilir, empati yapmaya çalışarak kurtulabilir. Empati yapan adam riyadan, kibirden, hasetten uzaklaşır. Tam tersi iyi doğru güzel olan ne varsa merhamet, tevazu, cömertlik gibi hepsine yaklaşır.
Empati, kişisel gelişim klişeleri arasında insanlara iyi insan olun, empati yaparsanız iyi insan olursunuz diye sadeleştirilecek bir şey değil demek ki. Özünde İslam ahlakı olan her şey güzeldir. Bunun derununa vakıf olmak hem Allah ile kul ilişkisini, hem kul ile kul ilişkisini oturtur.
Yunus Emre’nin ‘Kulu severim, yaratandan ötürü’ sözünde de aynı şey var. Çünkü temel felsefe burada Allah’ı razı etmektir. Bu Allah’ı razı etmek içinde kullarını razı etme mantığıdır. Allah’a ulaşmak için iki yol var. Birisi Allah’a kulluk ikincisi kullarına hizmet. Empati yapmadan da hizmet edemezsin. Demek ki empati çok anahtar bir ahlak. Bu bir ahlak, enayilik değil, ahlak. Allah’ın razı olduğu güzel bir ahlak.
Tevazulu Adam Kaba Olamaz
Kaba insanı hiç kimse sevmez. Dolayısıyla kabalıktan uzaklaşmak hilm ve tevazuya yaklaşmaktır. Hz. Peygamberimiz de bir insanda yumuşaklık ve hilm varsa onun cennetlik olacağını söylüyor, hadisi şerifte. Tevazu ve hilm. Dolayısıyla kabalığın zıddı olan şeyler tevazu ve hilimdir. Tevazulu adam kaba olamaz. Yumuşak adam hiç kaba olamaz.
Eskilerin İstanbul beyefendisi diye tabir ettiği kavram vardır. Yani kabalığı sadece kendisinden kurtulduğumuzda güzel şeyleri elde edeceğimiz yüzeysel bir ahlak zannetmemek lazım. Felsefesiyle, estetiğiyle, ağırlığıyla gelen bir şey; kabalıktan kurtulan insanın bütün davranış ve duruş halidir. Dolayısıyla kabalıktan kaçmak insanı formatlayan bir şey. Kabalıktan kaçan adam felsefi ve irfani bir duruş sergiliyor. Bu kabalıktır diyen adam nazik bir adamdır, bu iç dünyasında da öyledir. Mesela iyiliği yapıp başa kakmak kabalıktır. İyiliği açıktan yapmak ve bunu pazarlamak bir kabalıktır.
Kabalık Sadece Sertlik Olarak Algılanmamalı
Kaba deyince akla sert yontulmamış adam gelmemesi lazım. Kabalık sadece sertlik olarak algılanmamalı. Bizim derdimiz daha farklı yerlerde. Yani ince ruhluluk, ince düşünüş, nezaket, estetik hepsi bir arada. Yani bir şeyi, usulüyle sunmak. Dört başı mamur bir şekilde sunmak. Estetik bir şekilde sunmak inceliktir. Dolayısıyla her kötü ahlak kabalığın bir yansımasıdır. Kaba olmayan adama insanların yapacağı ilk tespit insanın hası demektir. Hastır çok hoştur derler. Allah-u Teala Hz. Peygambere dahi, sen onlara sert davransaydın onlar çevrende kalmayacaktılar buyuruyor. Demek ki hizmetin önünü açan bir şey kabalıktan uzaklaşmaktır.
Sencillik ve İncelik Birbirinin Tamamlayıcısıdır
Sencillik ve incelik birbirinin tamamlayıcısıdır. Sencillik ve incelik hem karşındakine diğergam olmak hem de bunu çok estetik bir şekilde sunmaktır. Ahlaki ölçüleri en güzel şekilde yaşayan, hem de ölçü koyan Feyz Dergisi’nin kurucusu ilim irfan ve yakin sahibi olan Şenel İlhan Beyefendi'nin insan ilişkilerinde bunları gayet güzel görüyoruz. Gerektiğinde sertleşiyor gerektiğinde o sertliği bile irfan adına ortaya koyuyor. Gerektiğinde de ihtiyacı olana sevgi dolu ve son derece mütevazi davranabiliyor. Hepsi bir arada tam olması gerektiği gibi. Hizmet edecek kişinin davranışlarında bu sağlam ölçüler bir bütün halinde başarılabilirse, aynı zamanda bu durum o kişinin hizmette durduğu konum anlamına da gelir.
Hep böyle birbirini ite kaka büyümüş nezaketsizliğin çok görüldüğü bir toplumda kesinlikle bu ahlaklar açısından kendini geliştirmiş birinin dikkat çekmemesi ve ardından insanları sürükleyememesi mümkün değildir. Bazı güzel şeylerin alıcısını hemen bulamayabiliriz ama istikrarlı bir şekilde ahlaken bunlara devam ettiğimizde bunların alıcıları da yavaş yavaş çıkacaktır.
Hizmet Eden İnsanlarda Beş Kriter
Ahlaki terakkide bunların vazgeçilmez olduğunu bilip her halükarda bunları zorlanarak değil severek yapmalıyız. Bazen zorlansak bile yapmamız lazım. Şenel İlhan Beyefendi'nin hizmet eden insanlar için beş kriter saymaktadır.
1- Sevgi
2- Saygı
3- Sabır
4- Doğru İlgi
5- Sıfır Beklenti
Şenel İlhan Beyefendi'nin bu ölçüsünde dikkat çeken en önemli şeyin derin bir ‘sencillik ahlakı’ olduğunu görüyoruz. Demek ki bu çerçevede hizmet etmek istiyorsak bu ahlaklar bizde mutlaka olmalıdır. Empati yaparken insanların bizi yanlış anlamaması noktasında “Şenel İlhan Beyefendi'nin Kişiliğini, Kimliğini Koruyarak İyi Olmak ‘İslam Ahlakı’dır. Aksi halde karşımızdaki insanlar bizi, kibirli iseler yalaka, cimri iseler enayi, ahmak iseler deli zannedebilirler” ahlaki ölçüsünü unutmamak lazım.
Hz. Peygamberin ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim hadisi şerifindeki tecelli hiç şüphesiz en güzel nezaket, incelik ve sencillik üzerinden yürütülür.
