Hırçınlık, Şefkat ve Kadınsılık / Psikiyatrist Mustafa Ulusoy
Kadın ve erkek olarak yaratılan her iki cinsiyet, kendi davranışlarını, duygu, düşünce, üslup ve estetiğini üretir. Kadın cinsiyeti kadınsılık denilen bir biçimi üretirken, erkek cinsiyetinden de erkeksilik denilen biçim ortaya çıkar. Kadın ve erkeği birbiri için cazip hale getiren sadece bedenin erkek ve kadın olarak yaratılmış olması değildir. Kadınsılık ve erkeksilik, iki cinsiyet arasındaki çekim gücünün enerjisidir.
Zaten bir cinsiyet olarak kadının çetrefilli yapısı yanında, bir de kadınsılığın tarifini yapmaya kalkışmayacağım. Zaten kadınsılığın ilk elde uyandırdığı çağrışımlar bize yeteri kadar ipucu verecektir: Letafet, nezaket, şefkat, incelik, yumuşaklık, sukûnet. Kadınsılığın en merkezi temasının ise, Said Nursi’nin ‘Şefkat kahramanları’ tarifinden de esinlenerek şefkat olduğu kanaatindeyim. Karşılık bekleme gereksinimi duymadan ötekine duyulan ilgi olarak şefkatin, kadının kadınsılığını üreten en temel duygulardan biri, belki de birincisi olması muhtemel görünüyor bana. Israrla altını çizmek isteyeceğim noktaysa, kadınsılığa özgü şefkatin, kadının çocuklarına yönelen özel ilgisi gibi algılanmasındaki ciddi hata. Gerçekte, kadınların şefkat kahramanlığı çocuklarla sınırlı kalmaz ve kalmamalıdır. Kadının şefkati, onun eşiyle ilişkisini ve başka birçok ilişkiyi kapsayacak genişlik ve derinliğe sahip olduğu ölçüde kahramanlıktır.
Şefkatin merkezi duygu olarak biçimlendirdiği kadınsılık tarifi, modern hayatta kadınlarda tezahür eden kadınsılığın ne kadar sakatlandığını da görme üzüntüsü yaşatıyor insana. “Mükemmel bir beden”e sahip olma tutkusuna indirgenip ayrıca erkeksiliğe ait özellikleri matah sayarak bu özelliklere sahip olma arzusuyla yeniden biçimlendirilmeye çalışılan kadınsılığın zengin içeriğinin boşaltılmasıyla, öncelikle kadınlar bu içerikten mahrum kalıyor. Tabii erkekler de.
Ne yazık ki modern hayatta kadınların kişiliği, letafet ve şefkatten hırçınlığa doğru kayıyor. Oysa hırçınlık, kadınsılığın üzerine hiç de oturmayan, kadına hiç de yakışmayan bir özellik gibi görünmüştür hep bana. Hatta sırf bu yüzden haddimi aşarak Hz. Âişe’nin Hz. Peygamber’e yönelik bazı ani çıkışlarını, hırçınca görünen davranışlarını anlamakta zorluk çekmişimdir. Örneğin şu hadise bakalım:
Hz. Âişe (ra) anlatıyor: “Rasulullah (sav) bana ‘Ben senin benden memnun olduğunu ve bana kızgın olduğunu bilirim’ dedi. Ben de ‘Bunu nereden bilirsin?’ dedim: “Benden memnun olduğun zaman ‘Lâ, ve Rabbi Muhammed (Muhammed’in Rabbine yemin olsun)’ dersin.
Eğer kızgınsan: ‘Lâ, ve Rabbi İbrahim (İbrahim’in Rabbine yemin olsun)’ dersin’ buyurdu.”
...Kâinatın var olmasının sebebi olan bir insana kırgınlığı anlayabiliyorum. Çünkü Hz. Âişe ile Hz. Peygamber arasındaki ilişki eş ilişkisidir ve her eş ilişkisinin içinde barındıracağı sorunlara maruz kalması doğaldır...
Şimdi Hz. Âişe’ye bir özür borçlu olduğum kanaatindeyim. O, bana kadınsılık denilen halin ne kadar üretken olduğunu ve ne derece inceliklere yol açabileceğini bir kere daha gösterdi. Yukarıda bahsettiğim hadisi yakın bir zamanda yeniden okuyunca, daha önceki okumalarımdaki eksikliği fark ettim. Hadis, daha önce fark etmediğim üzere, şöyle bitiyordu:
“Ben de: ‘Evet, doğru ey Allah’ın Rasulu! Ama ben ancak senin (şahsına değil) ismine küsebilirim’ dedim.”
Bu cevap Hz. Peygamber’i yeterince teskin etmiştir sanıyorum: “Ben hiç senin şahsına küsebilir miyim? Ama ortada bir kırgınlık da var. Sana olan kırgınlığımı saklayamam. Bunu ifade etmem gerekir. Bunu da, elimden gelen en nazik şekilde yapıyorum ve ismine küsüyorum.”
Bu cevapta, eşlerinden benzer bir cevap alacak erkekleri de teskin edecek bir derinlik ve şefkat saklı. Ayrıca bu cevap, fıtratı bozulmamış bir kadının kadınsılığı nasıl üretebildiğine dair çok etkileyici bir örnek sunuyor. Nezaket, letafet, şefkat, incelik, sükûnet yağıyor bu cümleden Hz. Peygamber’in kalbine. Onun Hz. Âişe’nin bazı hırçın davranışlarını anlayışla karşılayabilmesini kolaylaştırıyor. Bir küskünlük ve kırgınlığı, iki kalp arasındaki bağın daha da kuvvetlenmesine vesile kılıyor.
Kadınsılık başka nedir ki?
