Hintlileri Güldüren Fıkralar
Hintliler doğuştan tüccar insanlardır. Bu sebepten” Asya’nın Bezirgânı” diye bilinirler. Köylüsünden işçisine ve şehirlerde yaşayan esnaf ve tüccarına kadar hepsi ticareti iyi becerirler. Özellikle bir malı bire alıp ikiye satmaları ve ellerinin de sıkılığı meşhurdur. Hint mizahının belirgin karakterini de ticaret sırasında yaptıkları hasislikler, müşterileri aldatma ve kazıklama için çevrilen dolaplar ve söylenen sözler oluşturur. Hintliler aynı zamanda ciddi görünüşlü, dinlerine bağlı, mistik yanları çok kuvvetli insanlardır. Hint mizahı gülünç fıkralarla doludur. Bizde Karadeniz insanı üzerine yapılan fıkralar gibi Hindistan’da Luknov şehri halkının üzerine yapılan fıkralar çok komiktir. Hintliler bu şehir halkı üzerine yapılmış fıkralara çok gülerler. Luknov şehri halkı aşırı terbiyeli ve nezaketli insanlardır. Fıkralar bu karakterlerinden çıkar. Mesela, iki Luknov’lu istasyonda trene bineceklermiş. Vagonun kapısının önünde olmalarına rağmen ikisi de treni kaçırmışlar. Neden biliyor musunuz ? Önce siz buyurun! Hayır, rica ederim önce siz buyurun! diye nezaket gösterisinde bulunmaktan… Sert bir patronun yanında çalışan biçare köylülerin ve karısı tarafından ezilen kocaların halleri de Hintlileri güldüren şeyler arasında yer alır. Buyurun iyi gülmeler…
SEN MİYDİN RAMA?
Malabarlı bir iş adamı yanında Rama adlı bir köylüyü çalıştırıyordu. Bir gün Rama işe gelmedi. İş adamı meraklandı. Bu konuyu soruştururken bir arkadaşı dedi ki; “duyduğuma göre ya Rama yahut da Rama’nın kardeşi ölmüş.” Ertesi gün Rama işe gelince Patron merakla sordu: Dün gece ölen sen miydin yoksa kardeşin miydi Rama?
DAHA İYİ OLUR
Bir Hintli oğlu ile birlikte resim çektiriyordu. Fotoğrafçı resim güzel olsun diye tavsiyelerde bulunuyordu. Şöyle durun, şöyle bakın, şöyle oturun gibisinden. Bu arada çocuk, elimi nereye koysam diye yer ararken Fotoğrafçı; “Samimi bir poz için elini babanın omuzuna koyabilirsin” dedi.
Baba dayanamadı devreye girdi; “Resmin gerçeğe yakın olmasını istiyorsanız elini cebime soksun daha iyi olur.”
SARDARLAR
Hint mizahına konu olan bir kabile de” Sardarlar kabilesi”dir.
İki Sardar geceleyin Delhi’ye gelmişler. Geldikleri gece dolunay varmış. Biri göğü göstererek:
“Güneşe bak!” demiş. Diğer Sardar; “Hayır, o güneş değil ay” demiş.
İki Sardar bir üçüncü Sardar gelinceye kadar güneştir aydır diye kendi aralarında tartışmışlar. Yeni gelen Sardar’a; “Bu gözüken Güneş midir ay mıdır?” diye sormuşlar.
Üçüncü Sardar; “Arkadaşlar kusura bakmayın bilemeyeceğim, daha bu şehre yeni geldim!” demiş.
