Gelecekte Habercilik Nasıl Olacak? / Gazeteci Yazar Yunus Emre Kabaoğlu
İnsan yüksek zekâya sahip, düşünebilen ve düşündüklerini dile getirilen bir varlık. Bu yetiler sayesinde yeryüzündeki diğer canlılara üstünlük kurabiliyor. Özellikle konuşma yetisi, insana bambaşka avantajlar sağlıyor. İnsanlar konuşarak organize olabiliyor ve bunun sonucunda karmaşık problemleri çözebiliyor ya da ihtiyaçları doğrultusunda pek çok şey inşa edebiliyor. Tarih, bununla ilgili pek çok örnekle dolu. Özetle insanı diğerlerinden daha güçlü yapan özellikleri arasında ‘dil/lisan meselesi’ önemli bir yer kaplıyor.
Yapay zekâ teknolojisini geliştiren insanlar da bunun farkında olacak ki, onun en insan merkezli alanına ‘Large Language Model (LLM)’ ismini layık gördüler. Türkçe karşılığı; Geniş Dil Modellemesi.
Yapay zekâ teknolojisinin bir alt dalı olan LLM, insanın konuştuğunu anlamak ve insan benzeri metinler üretmek için geliştirildi. Bu teknoloji bir dakika içerisinde yüzlerce kelimelik içerik yazabiliyor. Bir kullanıcı, aradığı bilgiye LLM sayesinde hemen ulaşabiliyor.
Habercilikte Yapay Zekâ Kullanımı
Tüm bu faydalar haber üretim sürecinde de büyük fayda sağlıyor. Haber yazdırmak, etkili başlık bulmak ya da SEO içerikleri oluşturmak yapay zekâ için çocuk oyuncağı. Hatta ‘2010-2024 arası evlilik oranları’ gibi istatistiğe dayalı haberler oluşturmak istenildiğinde, yapay zekâ işin en yorucu kısmını saniyeler içinde hallediyor.
Zamandan ve emekten tasarruf ettiren avantajları sebebiyle yapay zekâ halihazırda medya çalışanları tarafından kullanılıyor.
Öte yandan, habercilikte yapay zekâyı kullanmak belli riskler taşıyor. Yapay zekâ, metin oluştururken internete daha önce yüklenmiş bilgilerden yararlanıyor, fakat internetteki her bilgi doğru değil. Dolayısıyla yapay zekânın içerikleri yanlış bilgilerle dolu olabilir. Haberciliğin toplumsal boyutu düşünüldüğünde bu durum oldukça tehlikeli.
Örneğin; Quakebot adlı robot, 2011’den sonra meydana gelen depremlerin bilgilerini Los Angeles Times’ın Twitter hesabında paylaştı. Ürettiği içerikte yer alan bilgiler arasında, Santa Barbara’da 2017 yılında 6.8 şiddetinde bir deprem olduğu yazıyordu, ancak bu yanlıştı. Bu yanlış içeriğin sebebi; yapay zekânın bilgileri aldığı kurumdaki görevlinin, verileri güncellerken yaptığı hatalı girişti. (1)
Manipülasyon Tehlikesi Büyük
Yapay zekâ ile oluşturulan haberlerdeki bir diğer risk ise ‘kasıtlı manipülasyon’ olarak karşımıza çıkıyor. Apollo Research’ten bazı araştırmacılar, büyük miktarda finansal veriyle eğittiği ChatGPT’yi yatırım performansı ve etik davranışı konusunda deneye tabi tuttu. İki şirketin birleşme aşamasında olduğu bildirildi. Büyük miktarda para kazanması için ChatGPT’ye baskı yapıldı. ChatGPT’nin beklenen performansı sunmak için hile yaptığı tespit edildi. Uygulamanın yatırımları yanlış yönlendirdiği, sahte haberler ürettiği ve rakiplerin işlerine engel olduğu saptandı. (2)
Yapay zekâ ile haber manipülasyonu sadece yazılı metinlerden ibaret değil. İnsanların görüntüsü ve seslerini de taklit edilebiliyor. Deepfake ve deepvoice teknikleriyle yetkililerin hiç söylemediği ifadeler üretilebilir ve toplumlar kaosun eşiğine getirilebilir.
Yine de insanlık bu tehlikeye karşı tamamen savunmasız değil. Allen Yapay Zekâ Enstitüsü’nün geliştirdiği Grover adlı uygulamanın, yapay zekâ ile üretilen sahte haberleri yüzde 90’lara varan oranda tespit edebildiği açıklandı. (3)
Toplum Yapay Zekâ Haberlerine Güvenmiyor
Öte yandan okurlar, söz konusu riskleri hissetmişçesine yapay zekâ tarafından üretilen haberlere tam anlamıyla güvenmiyor.
‘Yapay Zekâ Çağında Habercilik’ kitabında insanların Web 3.0 dönemindeki yeniliklere ne kadar hazır oldukları ve yapay zekâya nasıl baktıklarını inceleyen bilimsel araştırmanın sonuçlarına yer verildi.
Araştırmaya göre, katılımcıların büyük çoğunluğu yapay zekâyla üretilen haberlere ‘şüpheyle’ yaklaşıyor. Şüphecilerin oranı yüzde 58 olarak tespit edildi. Yapay zekânın haberlerine güvenmem diyenlerin oranı yüzde 33 iken, güvenenlerin oranı sadece yüzde 9 oldu. (4)
İnsanların yapay zekâ tarafından yazılan haberlere şüpheyle bakmasındaki en büyük etken, teknolojiye tam anlamıyla güvenememeleri olabilir. Güvensizliğin sebebiyse, özellikle 2. Dünya Savaşı sonrası patlak veren soğuk savaş ve nükleer tehdit. O dönemde makineleşen dünyada insanın kontrolü kaybedeceği endişesi tırmandı. Terminatör gibi filmler de insan-makine çatışmasını beyaz perdeye taşıyarak endişenin geniş kitlelere yayılmasına aracılık etti.
Nitekim makinelerin insanları kontrol edeceği endişesi haksız da çıkmadı, ancak bu filmlerde anlatıldığı gibi kaba kuvvetle olmadı. Günümüzde insanlar uyandıklarında ilk telefonlarına bakıyor, telefonlarını kaybedince uzvunu kaybetmiş gibi telaşlanıyor ve telefonsuz dışarı çıktıklarında çaresiz kalmış gibi hissediyor. Daha tehlikelisi; sosyal medya ve televizyonda gördükleri her bilgiyi doğru olarak kabul ediyor.
Bu bilgiler ışığında; insanlığın ve dünyanın kontrolünü yapay zekâya kaptırmamanın yolu, kendimizi Large Language Model’a fazla kaptırmamaktan geçiyor. Hızlı olsun diye en basit işleri bile ona devretmek, bir psikologmuş gibi onunla sohbet etmek ve bu sohbetin sonuçlarına göre hayatımıza yön vermek gibi hatalar yapmamamız gerekiyor. Bir diğer ifadeyle; asırlardır yaptığımız gibi gerçek insanlarla, insanca iletişim kurmak kontrolü elde tutmanın en etkili yolu.
Habercilik açısından bakıldığında ise; yapay zekâ çok hızlı ve teknik anlamda düzgün haber yazabilir ama işin sonunda mutlaka bir insan kontrolü gerekiyor.
Asıl Mesele Web 3.0
Diğer yandan yapay zekâ günümüzün popüler konusu olsa da asıl konuşulması gereken Web 3.0 teknolojisi. Yapay zekâ, internetin üçüncü neslini temsil eden Web 3.0’ın getirdiği yeniliklerden sadece biri.
İnsanların çoğu internetle 1990’ların başında tanıştı. Web 1.0’ı temsil eden o dönemde internet siteleri, bir kâğıt gazetenin ekrana yansıtılan hali gibiydi. İletişim yine tek yönlüydü.
Web 2.0’ın devreye girmesiyle bu durum değişti. 2000’li yılların başına denk gelen bu değişimle okurlar artık haberlere yorum yapabilir oldu. Yine aynı dönemde sosyal medya ortaya çıktı. Dünya siyasetini etkileyen Arap Baharı sosyal medyadan tetiklendi. Şirketler, sosyal medya için özel departmanlar kurdu. Politikacılar açıklamalarını sosyal medyadan yapmaya başladı. Web 2.0 bu anlamda ‘etkileşim çağı’ olarak nitelendirilebilir.
Web 3.0’ı nitelendiren kavram ise ‘internetin yeniden keşfi’dir. Bu dönemde internetin yapısı büyük oranda değişecek. Günümüzde internet hâlâ belli merkezlerden yönetiliyor, ancak Web 3.0’da internetin kontrolünün kullanıcılara geçeceği vadediliyor. Blok zincire dayalı merkeziyetsiz internet denilen bu sistem; sansürden ve müdahaleden uzak bir internet anlamına geliyor.
‘Gerekirse Sansür’ Diyenler Çoğunlukta
Sansürsüz internet ‘özgür internet’ olarak tanıtılıyor, ancak bu özgürlük pek çok hak ihlalini beraberinde getirebilir. Örneğin, sahte videolar üretilebilir ve böylece toplumu kaosa sürükleyen olayların kapısı aralanabilir. Bu sebeple yarının interneti için bugünden önlem almak büyük önem taşıyor. Yurt dışındaki çalışmalara benzer şekilde yapay zekâ ile oluşturulmuş içerikleri tespit etmek için sistemler üretmek bu noktada çözüm olabilir.
Alınacak önlemler ise kamuoyu tarafından destekleniyor. Yine Yapay Zekâ Çağında Habercilik kitabında yayımlanan araştırmaya göre katılımcıların yüzde 72’si bazı haberlere sansür uygulanmasına sıcak bakıyor. Sıkı sansüre sıcak bakanların oranı yüzde 11 iken, sansürün her türlüsüne karşı çıkanların oranı ise yüzde 17 olarak belirlendi. (5)
Merkeziyetsiz internet sisteminde manipülatif haberleri durdurmak zor olsa da, manipülasyon yapan kişi veya kurumu tespit etmek çok daha kolay hale geliyor. Sistem, bir bilginin ilk olarak hangi hesaptan çıktığını açıkça gösteriyor.
Bu durum habercilik sektörünü de yakından ilgilendiriyor. Özellikle internet haberciliğinde bugün en çok tartışılan konulardan biri ‘kaynak’ gösterilmemesi. Geleceğin haberciliğinde bir haberin ilk olarak hangi siteden yayımlandığı görülebilecek.
Habercilik Hangi Yöne Evriliyor?
Geleceğin haberciliğinde bir diğer önemli kavramın da ‘sürükleyici habercilik’ olması bekleniyor. Sürükleyici habercilikte VR gözlükten yararlanılacak. Habere konu olan olay, VR gözlüğü takan kişinin etrafında sahnelenecek.
Web 3.0, haberciliğin sadece şeklini değil; kültürünü de değiştirebilir. Gazeteciler, Web 3.0 ile birlikte herhangi bir kuruma bağlı olarak çalışma zorunluluğundan kurtulabilir. Önümüzdeki yıllarda bireysel gazetecilik daha da yaygınlaşabilir. İleride ‘ücret karşılığı gazetecilik’ sistemi yaygınlaşabilir. İnsanlar bugün haber için birine ödeme yapma fikrine pek sıcak bakmıyor, ancak bu durum değişime açık. (6)
Örneğin; izleyiciler bundan 15 yıl önce televizyon içeriğine ödeme yapma konusunda istekli değildi, fakat bugün ücretli televizyon platformlarına abone olmak yaygın bir alışkanlık haline geldi.
Blok zincir tabanlı Mirror.xyz, bireysel gazetecilerin yazdıkları haberlerden para kazanmasına aracılık eden bir platform olarak çoktan faaliyete geçti. Sırbistanlı gazeteci Milos Katic, demiryolu projesi haberini NFT’lere dönüştürdü ve blok zincirde satışa sundu. (7)
Özetle; yapay zekâ ve Web 3.0 çağı toplum alışkanlıklarından devlet yapılanmasına kadar büyük bir değişim vadediyor. Medya ise insanların dönüşüme uyum sağlayabilmesi için merkezi rol oynuyor. Zira her dönüşümde olduğu gibi bu dönüşümden de ilk etkilenecek sektörlerden biri medya. Bu sebeple medya kuruluşları, Web 3.0 devriminin çarkları arasında kaybolmamak adına değişimi yakından takip etmeli. Zira bireysel gazetecilik çağının yükselişe geçtiği önümüzdeki dönemde medya kuruluşlarını ciddi bir sınav bekliyor.
Kaynaklar:
1- Matt Novak: Robot Journalist Accidentally Reports on Earthquake from 1925
https://gizmodo.com/robot-journalist-accidentally-reports-on-earthquake-fro-1796325030
2- Apollo Research: Understanding strategic deception and deceptive alignment. https://www.apolloresearch.ai/blog/understanding-strategic-deception-and-deceptive-alignment
3- Peter Rejcek: Can AI Save the Internet from Fake News? https://singularityhub.com/2019/06/30/can-ai-save-the-internet-from-fake-news/
4- Kitap: Yapay Zekâ Çağında Habercilik (S.126)
5- Kitap: Yapay Zekâ Çağında Habercilik (S.123)
6- Daisie Team: Web3 Impact on Journalism: Future Insights & Strategies
https://blog.daisie.com/web3-impact-on-journalism-future-insights-strategies/
7- Maja Ledjenac: Blockchain in journalism – Web 3 is coming for us.
https://journalift.org/blockchain-in-journalism-web-3-is-coming-for-us/
