Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

Futbol Ekonomisi / Futbol Ekonomisti Tuğrul Akşar

Bu Yazıyı Paylaşın:
Futbol Ekonomisi / Futbol Ekonomisti Tuğrul Akşar

 

2006’da Futbol Ekonomisi ve 2008 yılında da Futbol Yönetimi isimli ortak çalışmalarınız var. 2010’da “Futbolun Ekonomi Politiği”ni kaleme aldınız, 2013 yılında da “Krizdeki Futbol” isimli son kitabınız yayınlandı. Tüm bu çalışmalarınızda neyi amaçladınız?

Futbolun lokal ve küresel çok önemli sorunları bulunuyor. Bu sorunlara çözüm bulabilmek ve bu bağlamda entelektüel bir platform oluşturmayı amaçladım. Bunu yaparken de futbolu sosyolojik, ekonomik, mali ve yönetsel branşlarda ele almayı uygun buldum. Daha sonra özellikle futbol kulüpleri arasındaki dengesiz rekabete odaklandım. Çünkü kulüpler arasındaki temel sportif performans farkının, haksız ve dengesiz rekabetten kaynaklandığı ve bunun da uzun vadede futbolda krize neden olduğunu saptadım. Bu konular bana bu kitapları yazdırdı.

Futbol ekonomisi neleri kapsıyor?

Futbol ekonomisi, klasik iktisadın dışında çalışan ve kendine özgü dinamikleri olan bir ekonomi. Bu ekonomide kâr maksimizasyonu yapılamıyor. Yine, finansın temel konularından birisi olan maliyet minimizasyonu da çok çalışmıyor bu ekonomide. Futbol ekonomisi görsellik temelinde yükselen, televizyon ve internet evliliğiyle teknolojiyi yoğun olarak kullanan bir ekonomi. Show business olarak nitelenen futbol ekonomisi, aslında dışsallıkları olan bir ekonomi. Futbol ekonomisi finansı, vergi ekonomisini, yönetsel ve hukuksal disiplinleri, show business gibi daha birçok disiplin ve ekonomiyi bünyesinde barındırıyor. Ancak özü, gösteri endüstrisine dayanıyor.

Ülkemizde doğru ekonomik politika izleyen kulüpler var mı? Bu kulüpler neler yapıyorlar?

Ne yazık ki bu konuda olumlu bir yanıt vermem bu anlamda çok zor.

Dünya futbolunda ekonomiyle başarı doğru orantılı mı? Zor şartlar altında başarılı olan kulüpler nasıl başarılı oluyor?

Futbol ekonomisi öz itibariyle sportif performans temelinde yükselen bir ekonomi. Ancak, günümüzde futbolun giderek endüstriyel ve onun bir üst aşaması olan finansal futbola evrilmesiyle, sportif performans olmasa da merkez liglerin büyük takımları, sportif performanstan bağımsız ekonomik gelir yaratabilmekteler. Bu nedenle sportif performans ile ekonomik gelir arasında bir korelasyon var olmakla birlikte, bu ilişki bazen çalışmayabiliyor. Çok başarılı olan kulüpler gelirlerini artırabilirken, diğer taraftan iyi yönetilmedikleri için finansal olarak darboğazlara giriyorlar. Bu da uzun vadede dönüp o kulübün sportif performansını vuruyor. Zor koşullar altında olan kulüplerin bugün finansal futboldan pay alabilmeleri ancak mucizelere bağlı. Yani, Avrupa’nın 1 numaralı kupasını periferi bir ülkeden bir takımın kazanma olasılığı yüzde birin altında görünüyor. Sportif performansta başarılı bir kulübün ancak sürdürülebilir bir ekonomik büyümeyi yakalaması durumunda başarı geliyor. Bu da tamamen, kurumsal yönetim ve yönetişimin egemen örgüt modeli olarak tesis edilmesiyle mümkün olabiliyor. Bunu yapabilen kulüpler başarılı olabiliyor.

Malum, Galatasaray kulübü bir ceza aldı. UEFA Finansal Fair Play kurallarından dolayı 1 yıl Avrupa’ya gidemeyecek. UEFA Finansal Fair Play kuralları nedir? Önümüzdeki yıllarda kulüpleri neler bekliyor? Neleri artık yapamayacaklar?

Temel olarak Finansal Fair Play uygulaması, profesyonel futbol kulüplerini mali disiplin içinde adil bir şekilde rekabet etmeye zorluyor. Kulüplerin gelirlerinin üzerinde gider yapmamalarını, bu amaçla denk bütçe uygulamasına yönelmelerini, transfer harcamalarını kontrol altında tutmalarını bir zorunluluk haline getiriyor. Rekabeti daha adil kılabilmek için ayrıca kulübe aktarılan futbol dışı fonların kaynağına iade edilmesini kurala bağlıyor.

KULÜPLER İÇİN İKİ HAYATİ KAVRAM

UEFA Finansal Fair Play kuralları kapsamında kulüplere bir zorunluluk olarak getirdiği 2 yeni temel kavrama bir bakalım.

1) Başa baş Noktası

2) Kabul edilebilir zarar tutarı

Bu iki kritere uyum sağlayamayan kulüpler UEFA’nın yaptırımlarına muhatap kalacaklar.

1) BAŞA BAŞ NOKTASI

UEFA getirdiği bu kavramla öncelikle kulüplerin hangi gelirlerinin “başa baş noktası” hesaplamalarına temel olabileceğini ve hangilerinin olamayacağını belirliyor. Buna göre, kulüplerin asli faaliyetlerinden oluşan aşağıdaki (FFP kuralları madde 58’te açıklanan) gelirleri, başa baş noktası’nın hesaplanmasında dikkate alınıyor. Buna göre kulüplerin asli faaliyetlerinden doğan;

• Her türlü gelir-maç günü gelirleri

• Naklen yayın gelirleri

• Sponsorluk gelirleri

• Reklam ve medya gelirleri

• Ticari faaliyetlerden doğmuş ve diğer işletme gelirlerinden oluşan toplam gelirleri

• Oyuncu satımından elde edilen gelirler

Finansal Fair Play (FFP) başa baş hesaplamalarında dikkate alınacak gelirler olarak karşımıza çıkmakla birlikte; kulüplerin futbol dışı branştan elde ettikleri gelirleri ile kulüp sahiplerinden ve/veya ortaklarından gelebilecek ve makul ölçü dışındaki şişirilmiş gelirler (piyasa rayiç değerinin üzerinde sponsorluk vb.) dikkate alınmıyor.

Başa baş noktası hesaplanırken, kulüplerin cari yıl gelir ve giderleri dikkate alınıyor. Kulüp giderleri için de; 1) Altyapı harcamalarına yönelik yapılan giderlerin, 2) Tesis (stat, antrenman tesisleri inşaat ve tadilatları) geliştirmesine ait giderlerin ve 3) Bonservis giderlerine ilişkin finansman giderlerinin aktifleştirilmesine, yani o yıla ait olan giderin, kâr ve zarardan düşülerek, hesaplanmasına olanak sağlanıyor. Buna göre, söz konusu giderlerin, ilgili yıla ait olan kısmı kâr ve zarar hesaplarından mahsup edilerek, başa baş noktası belirleniyor.

UEFA, Finansal Fair Play uygulamaları kapsamında 2013-2017 sezonları arasında kulüpler için “Kabul edilebilir zarar” tutarlarını belirledi. Buna göre kulüpler için “kabul edilebilir zarar” kavramı, bir izleme döneminde lisans sahibi kulübün gelir ve giderleri arasındaki maksimum fon açığını anlatıyor. Buna göre, 2011-12 ve 2012-13 sezonlarında profesyonel futbol kulüplerinin yapabilecekleri maksimum zarar 45 milyon Euro, 2012-2017 sezonları arasında da bu tutar 30 milyon Euro olarak belirlendi. 2017-18 sezonundan itibaren de kulüplerin kabul edilebilir zararları ise 30 milyon Euro’dan daha az olmak zorunda.

Bu kavramı biraz daha detaylandıracak olursak: UEFA getirdiği bu uygulamayla, kulüplerin 2011/12 ve 2012/13 sezonlarını içeren iki yıllık mali dönemlerinde yapabilecekleri toplam zararın 5 milyon Euro’yu aşamayacağını hükme bağlıyor. Ne var ki, kulüpler bu zararı giderecek şekilde öz kaynaklarına para koyarlarsa, kulübün izleyen yıldaki, yani 2012/13 ve 2014/15 sezonlarında yapabilecekleri maksimum zararları 45 milyon Euro’ya kadar çıkabilecektir. Yine, bu son iki dönemde yani, 2012/13 ve 2014/15 sezonlarındaki toplam zararları 45 milyon Euro’nun üzerindeyse, ilgili takıma 2014/15 sezonundan itibaren UEFA yaptırım uygulayabilecektir.

ZARAR EDEN KULÜP SERMAYE KOYMAK ZORUNDA!

Kulüplerin ilgili yılda yaptıkları zararlar, kabul edilebilir zarar tutarının üzerindeyse, izleyen yıllarda bu zararın azalıp azalmadığına bakılıyor. İzleyen yıllarda da zararda bir azalma gözlemlenmiyor ya da öz kaynak açığı giderilemiyorsa, söz konusu kulüp Finansal Fair Play testini geçemeyeceğinden UEFA lisansı alamıyor. (Bu konuda daha detaylı açıklama için bakınız: Finansal Fair Play Nedir? Ne Değildir? http://www.futbolekonomi.com/index.php/haberler-makaleler/mali/110-tugrul-aksar/3720-ffp-finansal-fair-play-financial-fair-play.html)

Bu koşulları sağlayamayan kulüpler başta transfer olmak üzere, temel faaliyetleriyle ilgili çoğu şeyi yapamaz hale gelecekler. UEFA’nın organizasyonlarına katılamayacaklar.

Kulüplerin taraftar sayılarının, ekonomilerine hangi alanlarda katkıları oluyor? Ülkemizde ve dünyada hangi kulüpler var taraftarının ciddi katkılar sağladığı?

Bugün futbol kulüplerinin önemli gelir kalemlerinden birisini de Maç Günü gelirleri ve logolu ürün satış gelirleri oluşturuyor. Bu iki gelir kaleminde de ön plana çıkan en önemli faktör taraftar... Taraftarın etkisi finansal ve ekonomik olarak, beklenenin üzerinde olabiliyor. Taraftar ekonomisi doğal olarak futbol tüketicilerini yaratıyor. Tüketici taraftar aynı zamanda kulüpler açısından da müşteri taraftara dönüşüyor. Hal böyle olunca, taraftar, kulübün arz ettiği hizmet ve mallara talep gösteren, bunun için ciddi bütçe ayıran bir sosyo-ekonomik varlığa dönüşüyor. Bu bağlamda yüksek seyirci ortalamasına oynayan kulüpler, örneğin 60 bin ortalamaya oynayan Arsenal 132 Milyon Euro maç günü gelirine, 77 bin ortalamayla oynayan Manchester United 122 Milyon Euro maç günü gelirine, 80 bin ortalamayla oynayan Dortmund 54 Milyon Euro maç günü gelirine sahip önemli kulüplerden. Bu kulüplerde maç günü gelirleri toplam gelirin %22’si ile %30’u arasında değişiyor. Bu da çok önemli bir parasal gelire işaret ediyor.

Bir Gençlerbirliği örneği vardı önümüzde. Ucuza, isimsiz futbolcuları alıp vitrine çıkarıp iyi paralara satıyordu. Bunu yapmak zor mu şimdi? Yapan yok mu?

Artık günümüzde futbol kulüpleri kurdukları squad birimleriyle oyuncuyu henüz daha parlamadan tespit ederek transferler yapıyorlar. Bunu çok ilkel biçimde olsa da Cavcav’ın Gençler Birliği yaptı ve bu işten önemli paralar da kazandı ama artık bu tür primitiv yöntemlerle kalıcı başarılara ulaşmak çok kolay görünmüyor. Avrupalı önemli kulüpler bu işi çok ciddiye alarak yapıyorlar. Günümüzde özellikle Barcelona, Juventus, Porto, Ajax, Dortmund gibi kulüpler bu işi çok iyi yapıyorlar.

Kulüplerimizin Avrupa’nın sayılı kulüpleri ile rekabet edebilmeleri, kupalar kazanabilmeleri için nasıl bir ekonomik politika izlemeleri gerekiyor?

Bunun için öncelikle kulüplerimizin ciddi bütçelere ulaşmaları gerekiyor. Bu büyüklüklere ulaşan kulüplerimizin başarılı olabilmesi içinse yönetsel yapılanmalarını gözden geçirmeleri lazım. Bu süreçte futbol gelirlerini arttırırken, finansal yapıyı güçlendiren, operasyonel giderlerini iyi yöneten kulüpler bu işte başarıya ulaşacaklar. Gelirler ile giderler arasında optimal bir denge kuramayan kulüplerin, bugünün finansal futbolunda başarıya ulaşmaları çok zor. Özellikle, gelişen finansal piyasalardan ve sermaye piyasalarından pay alabilecek bir anlayış ve örgütlenme ile kulüplerini yöneten yönetimler başarılı olabilecekler. Günümüzde finansal futbolda, sportif performans gelişim hızından daha büyük mali gelir elde etme hızına sahip olan kulüpler, yani Arsenal, Dortmund, Chelsea vb. gibi uluslararası ve lokalde rakiplerinin gerisinde sportif performans ortaya koyan, ancak gelirleri sürekli artan kulüpler, zaman içinde daha güçlü bir ekonomiye ve buna bağlı sportif performansa sahip olabilecekler.