Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

Evliliğe Bakış Açımız / Sedat Ertekin

Bu Yazıyı Paylaşın:
Evliliğe Bakış Açımız / Sedat Ertekin

Öncelikle evlilikten beklentimizi doğru şekilde tanımlarsak ve beklentilerimizi abartmazsak, bu sağlıklı bir evlilik için güzel bir bakış açısı olur.

İnsan fıtratı gereği dünyada her işinin kendi istediği doğrultuda ve mükemmel olmasını ister. Oysaki bu dünya cennet değildir. Zalim, zulüm, hastalık, fakirlik, sıkıntı bela, musibet hepsi bu dünyada mevcuttur. Yani bu dünya zevk ve sefa yeri değil, imtihan formatında dizayn edilmiş bir dünyadır. Bu imtihanın en önde gelen unsurlarından biri de insanın eşidir. Öyleyse mükemmel bir eş veya mükemmel bir evlilik sadece hayalden ibarettir. Seyidimiz Şenel İlhan Beyefendi de evliliklerin ancak binde biri mükemmeldir, onlar da nasipsizdir diyor. Peki neden? Biraz önce söylemeye çalıştığımız gibi, eşimiz bizim en önemli imtihan vesilemizdir. Biz evlilik hayatımızda sabrı tahammülü paylaşmayı dostluğu, fedakârlığı, samimiyeti, içtenliği, sevgiyi, saygıyı daha yoğun bir şekilde yaşarız. Bu ve benzeri ahlak ve fiillerimizle imtihan oluruz. Ortada bir imtihan varsa zorluk ve sıkıntı da bu imtihanın bir parçası demektir.

Yeri gelmişken konu ile alakalı bir kıssa anlatalım;

Şeyh Ebü’l-Hasan Harkani tasavvuf çevrelerinde kendisi zamanın kutbu bilinmesine rağmen eşi ona hiç itibar etmez hatta kendisine nezaket dışı davranırmış. Kendisi bir gün dağa gitmişti. Onu ziyaret etmek için bir grup insan, tâ Horasan’dan gelmişti. Evine vardıklarında onları hanımı karşıladı. Ebül Hasan’ı sorduklarında; dağa gitti dedi. Nasıl biridir dediler… Sır sahibi olduğunu iddia eden bir delidir, buraya kadar boşuna gelmişsiniz dedi. Bunun üzerine içlerinden bazıları geri dönmek isteseler de sonuçta dağa, Şeyhin geldiği yöne doğru gittiler. Bir de baktılar ki; Ebu’l Hasan aslana odun yüklemiş hatta bir yılanı da kamçı yapmış geliyor. Selam verdikten sonra Şeyh şöyle cevap vermiş; “Halkın (hanımının) yükünü çekmedikçe, aslan da onun yükünü çekmez.” Daha sonraki ziyaretlerinde bakmışlar ki Şeyh efendi odunu sırtında taşıyor. Hayırdır efendim demişler; “Önceki hanımım çok huysuzdu dolayısıyla hep benim yumağımı büyüttü, şimdi ise çok nazik bir hanımım var, o ise kendi yumağını büyütüyor” demiş.

İmam Gazali’nin evlilik konusunda güzel bir sözü vardır. Gazali herkesin layık olduğundan daha hayırlı bir eşe sahip olduğunu belirtmektedir. İnsan eşinin kıymetini bilmelidir. Çünkü; ikinci evliliğini yapmış insanlarla yapılan anketler göstermiştir ki; bu insanların çok büyük kısmı ikinci evliliğinde de aradıklarını bulamamışlar ve ilk evliliklerini sona erdirdiklerine pişman olmuşlar ve “Keşke ilk eşimin ufak tefek sorunlarına katlanaydım” serzenişinde bulunmuşlardır. Herkesin bir zaafı vardır ve gelen gideni aratır. Bariz bir gerekçe olmadan evlilik bitirilmez. Allah (cc) için en sevimsiz helal boşanmaktır.

Mutlu Evlilik için Neler Yapmalıyız?

En önemli yapılan hatalardan biri empatisizlik sonucu hatayı hep karşı tarafta aramak, hep karşı tarafı suçlamak, kendi kusurlarını görememektir. Sürekli suçlayıcı tavır ve tatminsizlik evliliklerde ciddi sorunlar çıkarır.

Hayalimizdeki eşe göre değil mevcut eşimize göre kendimizi ayarlamalıyız.

İbni Sina “herkes kendinin hekimi olmalıdır” demiştir. Eşinizin psikologu olun ve onu çokça dinlemeye gayret edin. Hatta onun sevinçlerini üzüntülerini ve kaygılarını samimi şekilde paylaşın. Onu pozitif şekilde motive edin. Sorunları çözerken problemleri, hassasiyetleri, zaafları teke düşürün. Tüm problemlerin temeli tek bir soruna dayanabilir.

Kaliteniz eve girip kapınızı kapattıktan sonra belli olur. Eğer aileniz sizden memnun değilse dışarıdaki insanların sizden memnun olması çok şey ifade etmez. Çocuklar her davranışınızı modeller. Bu yüzden davranışlarımıza çok dikkat etmeliyiz. Çocuğunuzun kaliteli yetişmesini istiyorsanız eşinizi daha çok seveceksiniz.

Türkiye’de evliliklerin % 90 ı ölü. Maalesef birlikte değil yan yana yaşıyoruz. Evi otel soğukluluğundan kurtarıp sıcak bir yuvaya çevirmeliyiz. Evliği bir çiçeğe benzetirsek; bilgi ister, bakım ister, ilgi ister. Çiçekler bile eğer ilgilenmezseniz kurur.

“Seni seviyorum”, “eline sağlık” gibi sihirli cümleleri söylemekten çekinmeyin. Parasını ödediğiniz halde lokantadaki garsona teşekkür ediyorsanız, eşinize de teşekkür etmeyi ihmal etmeyin.

Arabanızı bakımdan geçirdiğiniz gibi evliliğinizi de bakımdan geçirin. Zaman zaman bu konularda tefekkür edin.

Eşiniz sizin aynanızdır. Kendinizi değiştirirseniz eşiniz de değişir.

Özellikle ilk yıllarda romantizm, sevgi ve uyumdan taviz vermeyin. Özel günlerde hatırlanmak ve hediye almak kadınların hoşuna gider. Ara sıra güzel sürprizler yapın.

Kısa süreli ayrılıklar hasret rüzgârları estirir. Özlemler birbirinizi ne kadar sevdiğinizi anlamanıza yardımcı olur. Birini ne kadar sevdiğimizi onu özlediğimizde daha iyi anlarız.

Sorun çıktığında üstesinden gelmek için ne kadar samimi olduğunuzu açık açık gösterin. Bu, karşı tarafın da gayretini kamçılar.

Evliliğiniz huzurlu değilse gerçek sebebi keşfetmeye çalışın. Bazen sebep evlilik dışında olabilir. Aile büyükleri yeni evliliklere fazla müdahale etmemelidir.

Boşanmayı çözüm olarak görmeyin. Çocuklarınızı düşünün, boşanmış bir anne babanın çocuğu olmak ister miydiniz?

Tartışırken haklı çıkmakla uğraşmayın. Ortak bir çıkış noktası bulmaya çalışın.

Eşinizin kızgın sinirli veya stresli olması sizi sevmediği anlamına gelmez. Onun özel şartlarını göz önünde bulundurun. Erkekler bazen işten çok gergin eve dönerler ve evde huzur bulmak isterler. Onu güler yüzle karşılamak gerekir. Bir sorun veya bir talep varsa, bazen bu, mümkünse en az bir saat sonra iletilmelidir.

Beklentilerinizi makul seviyelere çekin. Hiç kimse sizin köleniz değildir, hayatın merkezine kendinizi odaklamayın. “Ben” merkezli değil, “biz” merkezli hareket edin. Evin reisi olun ama asla kralı olmayın.

Eşinizin yakın akrabaları konusunda ileri geri konuşup onları kötülemeyin. Aksi halde eşiniz de aynısını yapar. Herkes iyi de olsa, kötü de olsa, yakın akrabalarına saygı duyulmasını ister.

Eşinizi özellikle sevdiklerinin yanında eleştirmekten kaçının, asla küçük düşürmeyin.

Anne babaya yakın akrabaya aşırı bağlanıp eşinizi ihmal etmeyin. Aile sırlarınızı mezara götürün.

Akıl ve kalp donanımınızı sürekli yenileyin. Paylaşıma özen gösterin. Özgür ve minnetsiz hissi uyandırmayın.

Cinsel mutluluğa önem verin ve bu konuda bencil olmayın. Bu konuda sorunlar varsa hızlı bir şekilde aşmaya bakın. Cinsel mutsuzluk yavaş yavaş evliliği sona götürebilir. Hatta boşanmaların en önemli sebeplerinden biri cinsel mutsuzluk ve cinsel sorunlardır. Nasıl bir yeriniz ağrıdığında hemen doktora gidiyorsanız cinsel sorunları da normal bir sağlık sorunu olarak görüp hemen bir hekime başvurun.

Ailevi problemlerin üç temel nedeni vardır:

1-Karakter uyuşmazlığı: Problemleri, hassasiyetleri, zaafları teke düşürün. Değiştiremeyeceğiniz problemleri artık kabul edin. Siyah beyaz iki dut aşılandığında dahi meyve verebiliyorsa iki zıt insan da birbirlerine anlayış, sevgi ve saygı göstererek birlikte yaşayabilirler.

2-Yoğun işlerden dolayı vakit ayıramamak: Mümkünse iş seçerken kendimize ve ailemize daha çok vakit ayırabileceğimiz işleri tercih etmeliyiz. Eğer iş sahibi kendimiz isek ailemize vakit ayıracağımız ortamlar oluşturmalıyız. Onların da bizim üzerimizde hakları olduğunu unutmayalım.

3-Tebrik ve takdir cimrisi olmayın: Kadınlar seni seviyorum sözünü ömür boyu unutmazlar. Çözümsüz gibi görünen sorunların çözümü nedir derseniz; bakış açınızı değiştirin derim. Başarısızlık ve mutsuzluk yoktur, yolunu bilmemek vardır. İnsanlar iş stresini eve getirebilirler, bu konuda da anlayışlı olmak lazım. En geçimsiz birisiyle dahi dikkatimizi ve pratik zekamızı kullanarak geçinebiliriz. Özür dilemekten çekinmeyin. Hanımlar çok daha kolay affederler.

Allah (cc) erkek ve kadından “birbirlerinin örtüleri” olarak bahseder. Öyleyse biz de eşimizin kusurlarını örtelim ve birbirimizin eksiklerini tamamlamaya çalışalım.

Mutlu ve huzurlu bir evlilik dileğiyle…