Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

Dost Doğru Söyler Ama Kırmaz / Dr. Mustafa Öztürk

Bu Yazıyı Paylaşın:
Dost Doğru Söyler Ama Kırmaz / Dr. Mustafa Öztürk

Hayatı paylaşırken, dost kimdir, kiminle dost olmalıyım, kimdir benim yan yana gelemeyeceğim gibi sorularınız hep yaşarken cevap buluyor. Yaşadığınız hayal kırıklıkları da öyle… Ama biz insanlar, hayatımız boyunca bir elin parmaklarını geçmeyen dostlarımızın varlığı ile mutlu oluruz. Çünkü Dost, varlığıyla sevindirendir! Sevinmek için varlığı yeterli olandır.

Dostların, sığınılan bir liman olduğunu düşünmeyenimiz var mı? Ya da dostun, dalgakıran olduğunu görmeyenimiz var mı? Bize yöneltilmiş üzüntüler önce ona, “dosta” çarpar ve bize gelmeden dağılır.

Bana göre dost, yokuşlarımızı düz edendir. Gelişiyle fark edilmemiş boşluğu doldurandır… Duruşuyla güven veren, gülüşüyle hüzünleri ve loşluğu dağıtandır… Dost, bütünleyendir… Dost, aynadır bizi bize gösteren...

İşte bu ruh haliyle, ben de dostluk kavramını yeniden araştırmak ve bilgilerimi güncellemek istedim. Eski çağlardan bu yana dostluk kavramı nasıl algılanmış, hangi anlamlar yüklenmiş, merak edip araştırdım. Bakın nasıl bir sonuç çıktı, özetle sizinle paylaşayım.

Dostluk kavramı ilk çağlardan günümüze farklı biçimlerde ele alınmıştır. Örneğin M.Ö. 500’lerde Homeros’un yaşadığı toplumda dostluk, karşılıklı bir alışveriş eylemi ve işbirliğinden ibarettir. M.Ö. Aristototales, dostluğu kurumsal bağlamda ele alır ve kişisel bir ilişkiden çok, yurttaşça bir bağlılık olarak görür. Roma döneminde Cicero, dostluğu, güç, nüfuz ve zaaf bağlamında, daha karmaşık yönleriyle ele alır. 16.yüzyılda Montaigne, ”iki ayrı bedende tek ruh” diye nitelendirdiği dostluğu mutlak özdeşleşme duygusu olarak tanımlar. Günümüzde ise dostluk, iyice kişisel yaşamın bir ögesi haline gelmiştir. Yani tamamen bireysel seçimin sınırları içindedir ve kişisel ahlakla birlikte ele alınır. Bir insanı her türlü öz çıkar düşüncesinden bağımsız bir biçimde, sırf kendisi için sevmek...

İslama göre dost; zeki ve akıllı insan olmalıdır. Zeki insan, bir sonraki adımı iyi hesaplar… Akıllı insan; yaptığı her davranışın ve söylemin ne anlama geldiğini iyi hesaplar.

Dost edineceğin kimsenin günahları terk edenlerden olması önemlidir. Çünkü günahları terk edemeyen, dünyada dert, ahirette vebaldir. “Kişi sevdiği kimseyledir.”

Sözünde ve davranışlarında doğru olmalıdır. Sözünde doğru olmayanın sözü, kınama; ahmağın sohbeti ise meymenetsizliktir.

Hayrı ve şerri bilen olmalıdır. Çünkü hayrı bilen hayra yol gösterir, şerden sakınır. Güzel huylularla sohbet daima hayırlı; çirkin ahlaklı ile sohbet ise şerdir, onunla sevgi düşmanlığa döner. Dostluğun taydaşı da dörttür:

İslama göre dostluk şunun için kurulur ve önemlidir. Din ve dünyada yardımlaşma, zekayı artırma, kötülüğü terk ettirme, vakit geçirmektir.

İslam’da dost, Medine’lilerin (Ensarın), Mekke’lilere, Muhacirine olan dostluğudur. Dünyada bir eşi daha olmamıştır. Hz.Ebubekir’in (sıddık) Hz. Muhammed’e olan dostluğudur. Hz. Ali, Hz. Ömer, Hz. Osman’ın Hz.Ebubekir’e olan dostluğudur.

Mevlana’ya göre dostluk; sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile seni sevmeli, sarılacak biri olmadığın zaman bile sana sarılmalı, dayanılmaz olduğun zamanlarda bile sana dayanmalı, dost dediğin fanatik olmalı; bütün dünya seni üzdüğünde sana moral vermeli, güzel haberler aldığında seninle dans etmeli ve ağladığında seninle ağlamalı… Ama hepsinden daha çok dost matematiksel olmalı; sevinci çarpmalı, üzüntüyü bölmeli, geçmişi çıkarmalı, yarını toplamalı, kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı, işi bitince seni bir tarafa atmamalı.

Dost, “Haydi” deyince, “Nereye” diye sormadan “Peki” diyebilendir. Yaşamın iki yönü vardır; brüt yaşam ve net yaşam. Brüt yaşam, doğumdan ölüme kadar geçirilen süredir. Net yaşam ise, kişinin kendisi için yaşayabildiği, kendi doğrularına uyduğu, içindeki sesi dinlediği ve kendi kanatlarıyla uzaklara uçabildiği süredir. Net yaşamın içinde, hayatı anlamlı kılan ürettiği değerleri paylaşarak anlamlandırdıkları da vardır. Dostlarımız da yaşamın süzülerek getirdiği en önemli değerlerdir. Onlar, sığınılan limandır… Güvenle sırtımızı yasladığımız duvarımız ve emin olduklarımızdır.

Hangi dönemde, hangi toplumda olursa olsun dostluk, umutsuz bir dünyada bir umut ışığıdır ve emek ister..

Elinize değil, yüreğinize dokunan dostluklar diliyorum.

Selam ve dua ile...