Dilin Dili: Metafor / Psikolojik Danışman Sema Küsmenoğlu
“Psikolojik Danışma ve Metafor” adlı kitaplaşmış bir çalışmanız var. “Dilin dili”, “Zihinler arası görsel iş birliği ve iletişim” gibi çok güzel ve enteresan tanımları olan metafor kavramına dair, biraz da bu tanımlardan yola çıkarak neler söylemek istersiniz?
Evet, uzun yıllardır mitler, masallar gibi metafor kavramında sacayak oluşturacak yayınlar okumaya ve kendi toplumumuzun günlük dilini gözlemlemeye gayret ettim; “metafor kavramına bakış, metafor ve sağ beyin, metafor kavramı ile ilgili araştırmalar, metaforların işlevi ve özellikleri, metaforun terapötik kullanımı, terapötik metaforların sınıflandırılması, metafor ve direnç ilişkisi, psikolojik yardım sürecinde metaforun sistematik kullanımı, metafor örnekleri, özel yetenekli bireyler ve figüratif metaforlar” içeriğiyle basılı yayın olarak başta meslektaşlarım olmak üzere bu konuya ilgi duyan okurlarla paylaşmak istedim. Metaforla ilgili yazılacak hâlâ çok şey olduğunu, her gün insanlarla konuştuğumda fark ediyorum. Her an yeniden yaratılma halindeyiz, bir saniye öncemizle bir saniye sonramız aynı olmuyor. Bununla birlikte metaforlar da insanlarla uyumlu bir şekilde değişip gelişiyor sanırım.
İnsanlar doğdukları andan itibaren bir ötekinin varlığına her anlamda ihtiyaç duyarlar. Ve bir ötekiyle iletişim kurması da dil aracılığı ile gerçekleşir. İnsan ilişkilerinde, iletişimde bazen doğrudan kullanılan dil yetersiz kalır ve ‘dilin dili’ dediğimiz metaforlar çıkar sahneye. Dilin dili olarak tanımlanan metafor, bir ötekine bilişsel ve duyuşsal anlamda dokunmak ve iletişim halindeki zihinleri ortak alanda buluşturmak, uyumlamak gibi “zihinler arası görsel iletişim ve iş birliği” çağrışımını oluşturdu. Bu kitabı gönüllü ve duyarlı bir arkadaşımız Boğaziçi Üniversitesi GETEM’e görme yetersizliği bulunan kişiler için okudu. Onların da çeşitli uyaranlarla temas ettikleri yerden zihinlerinde görsel ya da işitsel bir ağ oluşturduğu kanaatindeyim.
Metafor; etimolojik olarak birleşik kelime olan “metaphore” ye dayanır. Yunanca’da “meta” öte, “phore” ise taşımak anlamına gelmektedir. Latin yazarlar, metafor kavramını “translatio” (aktarma, taşıma) veya “smilitudo” (benzetme) şeklinde kullanmışlardır. Metafor kavramının kendisi de bir metafordur. Metaforla ilgili ilk çalışmaları gerçekleştiren Aristo, metaforu; tam olarak birbirine benzemeyen iki ya da daha fazla nesneyi karşılaştıran kelimeler dizisi olarak ifade etmektedir. Metaforik anlatımın amacı bir şeyi olduğu gibi basitçe söylemek değil, insan zihninde yer edip iz bırakacak ve belli bir etki oluşturacak şekilde ifade etmektir. Langer; metaforun, sembolik anlamın yapılandırılmasındaki rolünü vurgulayıp sözcüklerin yetersiz kaldığı noktada ifade edilmek istenen şeyi simgeleyen yeni bir sözcük kullanarak farklı bir şekilde tanımlamak için mantıksal benzerliğin gücüne başvurduğunu söyler. Pythagoras’ın insan ömrünü “mevsim” metaforuyla ifade etmesi; Platon’un “mağara” metaforunu kullanması dikkat çeken metaforik ifadelerdir. Freud’un bilinçdışı kavramını açıklayıp bilinç ile olan ilişkisini ortaya koymak için bilinçdışını bekleme odasına benzetmesi ve bu iki oda arasındaki geçişleri sağlayan kapıcıyı da dirence benzetmesi, psikoloji dünyası açısından önemli bir metafor olarak kabul edilmektedir.
Metaforların işlevi, özellikleri ve faydalarına dair neler söylenebilir?
Metaforlar, günlük hayatta üstü örtülü telkinler vermek için kullanılabilir. Ego oluşturma ve güçlendirmek için de kullanılabilir ve tehdit edici değildir. Metaforları özümsemek kolaydır ve davranış değişikliğinde etkilidir. Metaforları dinleyen kişide olumlu reaksiyon görülür. Metaforlar, değişime karşı direnci ortadan kaldırır/ bypass eder, zihinde daha kalıcı olur ve hatırlamayı kolaylaştırır, problemlere alternatif çözümler sunar ve yeniden çerçeveleme oluşturur, motivasyonu artırır. Bireyler kendilerine dışarıdan bakabilir ve terapötik iletişimi artırır, diyebiliriz.
Metaforlar terapötik olarak nasıl kullanılır? Bilinç ve bilinçdışı ilişkisi açısından metaforlar nerede duruyor? Metaforlara, terapötik açıdan, bilişsel ya da duygu terapisi diyebilir miyiz?
Metaforlara direkt bilişsel ya da duygu odaklı terapi diyemeyiz; fakat çok etkili bu ekollerde de diğer ekollerde de etkili bir şekilde kullanılacak teknik olarak ifade edebiliriz. Duygusal öğrenmeyi artıran ve duyguları anlatmanın en iyi yolu metafor kullanımıdır. Aristoteles için metafor basit bir figüratif araç değildir. O, metafora şu sözlerle çok önemli bir yer vermektedir: “Şu ana kadarki en büyük şey bir metafor ustası olabilmektir. Bu, başkalarından öğrenilemeyen tek şeydir ve bir deha göstergesidir, öyle ki iyi bir metafor, benzemeyenler arasındaki benzerliğe dair sezgisel bir algıyı gösterir.” (Poetika, 1459a)
Freud’a göre metaforik düşünce, sözlerle ifade edilen düşüncelerden bilinçdışına daha yakındır; ontolojik ve filogenetik olarak da daha eskidir (Modell, 2009). Dwairy (1997) psikanalizde duygular, arzular, güdüler ve anılar gibi gerçek yaşantıların davranış ya da konuşma vasıtasıyla ortaya çıkmadıklarını, bilinçdışında gizli kaldıklarını ifade etmektedir. Psikanalizde metafor niteliğinde olan rüyalar ve fanteziler bilinçdışından gelen sembolleri taşımaktadırlar.
Zaltman ve arkadaşları yeni bir teknik geliştirerek insanların ortak metaforlarını keşfetme fırsatı buldular. İnsanların kelimelerle değil, görsellerle düşündüğü gerçeğine dayanan bu tekniği insanların zihinlerinin derinlerinde yatan anlamlara ulaşmakla mümkün olduğunu ifade ettiler. Metaforlar; psikolojik danışmana karmaşık durumları basit ve görsel imgelere aktarmasını sağlamaktadır (Rule, 1983). Metaforların bir duygunun içerdiği anlamı, herhangi bir duygu ifadesinden veya sıfattan daha iyi anlatabileceği düşünülmektedir (Levitt, Korman, Angus, 2000).
Mitleri, masalları ve rüyaları terapötik olarak kullanan ilk kuramcılardan biri olan Jung, sembollerin metaforik dünyasını psişenin kendini ifade etme yolu olarak görmekte olup metaforlar aracılığıyla psişe ile doğrudan iletişim kurulabileceğini ifade etmektedir. Jung, sembollerin bilinç düzeyindeki düşünce ile anlaşılamayan bilinçdışı bir anlam taşıdığını ifade etmektedir (Trad, 1993). Kültürel semboller ve metaforlar bireyin kolektif bilinçdışını temsil eder (Dwairy, 1997; Trad, 1993). Kolektif bilinçdışında yer alan arketipler, anlatılanları zenginleştiren metaforik semboller olarak ifade edilebilir (Bower,1999).
Psikolojik danışma sürecinde metaforik dil kullanımı, terapötik değeri olan önemli bir vasıta olarak görülmektedir (Wickman, Daniels, White ve Fesmine, 1999). Danışanın ilişkisiz görünen yaşantıları arasında bağlantı kurmaya yardım eden metaforlar, bu yaşantılara bağlı olarak ortaya çıkan duyguların ve algıların da bağlantıya dahil olmasına ve daha da iyi anlaşılmasına imkân sağlamaktadır. Birbirinden farklı görülen duygusal, bilişsel, algısal ve yaşantısal parçaları bir araya getirme gücüne sahip olan metaforlar (Robert ve Kelly, 2010) zenginleştirici bir öğrenme kaynağı olarak düşünülebilir. Danışanın seçtiği sözel ifadelerin ve metaforların tercih edilmesi danışanın kendini açmasını kolaylaştıran nitelikli bir psikolojik danışman stratejisi olarak düşünülmektedir (Ivey ve Ivey, 1999). Metaforla paylaşılan ortak dile (Trad, 1993), metaforik düşünceye ve anlam oluşturmaya dayanan terapötik bir ortam danışan ve psikolojik danışman arasındaki terapötik çalışma uyumunu geliştirir, yaratıcılığı destekler, iş birliğini güçlendirir (Robert ve Kelly, 2010).
“Metaforlarla psikoterapi” konusunda en tanınmış terapistlerden biri olan M. Erickson; “Psikoterapide anlamanız gereken ilk şey, danışanın düşüncelerini değiştirmeye zorlamaktansa o düşünce ile birlikte yol alın (o düşünceye eşlik edin) ve danışanınızın düşüncelerini kendi isteğiyle değiştirmesine imkân sağlayan fırsatlar oluşturun. Psikoterapide tüm yaptığınız şey, önce danışanınızın dünyasını örneklemek ve sonra danışanın dünyasına örnek olmaktır.” der.
Metafor üretmenin nasıl bir yetenek olduğuna dair “kim ve nasıl” sorularını sorsak neler söylemek istersiniz?
Bilinçdışının terapötik süreçte psikolojik danışmana metafor üreterek yardımcı olduğu düşünülmektedir, Freud’un bir sözü var: “Nereye gittiysem, benden önce bir şairin oraya uğramış olduğunu gördüm.” Buradan hareketle belki şunları söyleyebiliriz: Kelimelerle oynayabilen, sıradan yaşayıp sıra dışı düşünebilen, şairler ve filozoflar başta olmak üzere mizah, anekdot, benzetme kullanan herkes metafor üretebilir. Ve herkeste az ya da çok; parlatılmış ya da parlatılmayı bekleyen şekilde bir metafor kullanma yeteneği olduğunu düşünüyorum. Çünkü herkes bir ötekiyle etkileşim içinde bir bütünün parçasıdır. Bu bütünün parçası olması da kolektif bilinçdışından gelen sağ beyin dilini kullanmasını mümkün kılar.
Bir nebze de olsa ilginç ve çarpıcı metafor örneklerinden bahseder misiniz?
Psikolojik Danışma ve Metafor kitabında birçok örnek bulunmakta; fakat ilginç, çarpıcı sorusuna cevap vermek öznel bir cevap olacak. Benim için gönülle, iç âlemle ilgili olan benzetmeler, metaforlar daha esrarengiz duruyor. Yılların kadim, keşfedilmemiş bulmacası gibi. Yunus Emre ve Mevlana’dan derya deniz gibi olan şu sözleri paylaşmak isterim:
“Beni bende demen, ben de değilim
Bir ben vardır bende, benden içeru”
“Sadece kendi diline ve gönlüne âşinâ olanlar, onun dilini konuşan ve meramını anlayanlardan uzak düşerse; yüzlerce dil, yüzlerce nağme bilse, yine dilsiz olur, susar.”
“Ney’i dinle; nasıl hikâye ediyor, (hayır) ayrılıklardan şikâyet ediyor.”
