Çocuk Sevgi ve İlgiyle Yetiştirilmeli / Aile Danışmanı Fatma Taş
Çocuğa değerlilik ve yeterlilik duyguları nasıl verilebilir?
Öncelikle çocuğa sevgi, dokunma ve ilgi gösterilmeli. Bu, hamilelik döneminden başlıyor. Hamilelik döneminde çocukla konuşmalı. Kendimden örnek vereyim. Ben 3 aylıkken her gün eşim yanıma gelip yüksek sesle bir şeyler okuyordu ve konuşuyordu.
Ebeveynler çocuklarına sevgi göstermeli, ilgilenmeli, konuşmalı; yani sen benim için değerlisin duygusunu hareketleriyle ve mimikleriyle çocuğa hissettirmeli. Böyle yapıldığında çocuk değerlilik ve yeterlilik duygusu kazanmaya başlar. Ancak, çocuktur ne anlar denilip sevilmez, öpülmez, sevgi gösterilmezse sevgisiz kişiliklerin oluşmasına neden olur.
Peygamber Efendimiz (sav) en güzel model bizim için. Efendimiz’e baktığımızda çocuklarını seven, kucaklayan, onlara ilgi gösteren bir şahsiyet görüyoruz.
3 Yaşına Kadar Televizyon Önerilmiyor
Televizyonun çocuğa etkisi nasıldır?
2,5 yaşına kadarki dönem çocukların beyninin en çok geliştiği dönemdir. Beyindeki nöronların (bilgi aktarımını sağlayan sinir hücreleri) en aktif olduğu yaştır. 0-3 yaş sürecinde çocuk görsel zekâsıyla algılıyor. Rabbim hepimizi bu şekilde programlamış, görerek algılıyoruz. Bu kayıtlar zaman içinde anlamlanıyor, sonra işitsel ve kinestetik duyu organları ilave ediliyor.
En önemlisi çocuğun 0-3 yaşı. Hatta anne karnına düşüp embriyon noktasına geldiği an her şeyi algılayıp kayıt yapmaya başlıyor. Bebeğin bilinçaltı ve görsel kayıtlar ileride hayatını etkiliyor; bu konuda bilim adamlarının ciddi çalışmaları var.
Annenin ciddi anlamda emek vermesi gerekiyor. Fakat anne ne yapıyor? Anne diziyi açıyor, bebeği kucağına alıyor ve bebekle göz teması yapmıyor. Sadece bebek kucağında, annenin gözü televizyonda, çocukla ilgileniyormuş gibi yapıyor. Sonra da çocuk televizyon karşısına bırakılıyor, çünkü annenin yapması gereken işleri var. Bunlar ileride çocukta motivasyon bozukluğu, algı bozukluğu ve dikkat dağınıklığına neden olabiliyor. Bunların altında televizyonun karelerini görüyorum. Beyinde 0-3 yaş arasında oluşması gereken nöron süreci bozuluyor. Nöronların gelişimi TV ekranındaki görüntülerle bozuluyor. Özellikle 3 yaşına kadar televizyonu önermiyoruz. Çocukların algısı yavaştır ve ancak kendine göre hazırlanmış özel yavaş hareketli programlar olabilir.
Çocuğa Değerli Olduğu Hissettirilmeli
3 yaşında çocuklarda nasıl gelişmeler oluyor?
3 yaşı çok önemsiyorum, çünkü bu yaşta çocukların duyguları gelişmeye başlıyor. Eğer çocuk değerlilik ve yeterliliği yeterince almamışsa, kıskançlık duygusu ön plana geçiyor ya da kıskançlığın ötesinde olumsuz duygular gelişiyor. Vurup kırıyor ve duygularını maskelemeyi öğreniyor çocuk ve hayatı boyunca böyle gidiyor. İleride yaşadığı aşırı kıskançlık duygularında, biz bu yaşlardaki yetersizlik duygusunu görüyoruz. Hepimizde bir kıskançlık vardır fakat buradaki daha farklı hezeyan şizofreniye kadar gidiyor.
İleride karısını, aldatmakla suçlayabiliyor; neden perdeyi açtın, neden dışarı çıktın gibi aşırı duygular geliştirebiliyor, hayal dünyasında kıskançlıklar yapabiliyor. Bunun sebebi de küçük yaşta alamadığı sevgiden kaynaklanıyor.
Çocukluktaki Korkular Hayat Boyu Devam Edebilir
Bilinçaltı, hayatımızda nasıl bir etkiye sahip? Örneklerle anlatabilir misiniz?
Bilinçaltı, hepimizin 5-6 yaş çocuk mantığı kadardır. Yani hepimizin bir çocuk beyni var. %2 kortexle (üst beyinle) hareket ediyoruz. %98 alt beynimizi yani bilinçaltımızı kullanıyoruz, bütün eylemleri bilinçaltı yapıyor. Üst beyin düşünüyor ve karar veriyor. Davranışlar ise hep bilinçaltıyla ilgili. Üst beyin düşünür, bilinçaltı harekete geçer.
Onun için doğru düşünüp doğru hareket etmemiz lazım. Çocuklar da aynı şekilde işitsel ve görsel algıları bir araya getirip öyle harekete geçiyor. Annesinin söyledikleri, televizyonda gördükleri, komutlar, dıştan gelen etkiler çocuğun öğrenme süreci içinde etkileşime neden oluyor. Orada çok dikkat edilmesi gerekiyor; doğru komut, doğru sözcükler, doğru yönlendirme olmalı. Çünkü bunu çocuğun beynine kazıyorsunuz, bütün ömrünce çocuğu etkiliyor. Bir danışanımı örnek vereyim; yeni evli ve doğum korkusu var.
Yaptığımız seanslar sonunda, 10 yaşında seyrettiği bir filmdeki doğum sahnesinden korktuğu için hamile kalma ve çocuk doğurma korkusu olduğunu tespit ettik. Bunu temizlemeye çalışıyoruz.
Çocuğa Karşı Tutarlı ve Kararlı Olunmalı
Bazı çocuklar inatçılıklarıyla ailelerini zorluyorlar, ne tavsiye edersiniz?
Genel olarak sizi dinlemiyor, size karşı geliyorsa kendinizi bir sorgulayın. Ben nasıl davrandım, nasıl konuştum, nasıl bir tarz geliştirdim ki o bana bunu yansıtıyor. Annelerin şöyle dediğine çok şahit olurum: “Yapma diyorum yapıyor, dökme diyorum döküyor, kırma diyorum kırıyor sanki benle inatlaşıyor, ne yapacağım ben…” Burada özel bir dil kullanmak gerekli. “Bu burada kalsın, bu buraya ait…” gibi. Mesela “Şu eşyayı çekme.” değil, “Bunun burada kalması gerekiyor, bak burada çok güzel, bunun yeri burası…” gibi doğru ve samimi bir yaklaşımla yaklaşıldığında çocuk da “Bu eşya burada kalsın.” demeye başlıyor. Ancak tutarlı ve kararlı olunmalı.
Çocukları Olumlu Sözlerle Motive Etmeliyiz
Çocuk eğitiminde yaptığımız hataları daha sonra nasıl telafi edebiliriz?
0-7 yaş aralığı çok önemli ama 12 yaş çok geç olabilir. Artık çocuk bireyselleşiyor, kimlik kazanıyor, kendi kimliğine ergenlikle geçmiş oluyor. Bilhassa çocuklukta kâle alınmayan çocuklar, ergenlikte anne babasını kâle almıyor. Dayak yiyen çocuk anne babasına saldırabiliyor. Yani ne ekersek ergenlikte onu biçiyoruz. 12 yaşını geçmiş çocuklarımızı da kaybetmiş değiliz. Doğru dil kalıplarıyla onları da istediğimiz çerçevede tutabiliyoruz.
Mesela “Sana güveniyorum, yapabileceğini biliyorum...” gibi özgüvenlerini geliştirebilecek olumlu ve yapıcı cümleler kullandığımızda sonuç alabiliriz. Ancak “Sen şöylesin, sen zaten tembelin tekisin…” gibi olumsuz ifadeler kullandığımızda çocuktan hiçbir şey bekleyemeyiz. Doğru komutlar verip doğru adımlar atmamız gerekiyor. Birçok şeyin altında özgüvensizlik var.
Çocuğa Birey Olarak Davranmalıyız
Özgüvenli bir çocuk yetiştirmek için neler yapmalıyız?
Anne ve babaların çocukların iç dünyasına girip onu bir birey olarak görmeleri gerekiyor. Kendilerine ait bir varlık veya köle gibi değil de bir birey olarak algılayıp ona göre yetiştirmesi gerekiyor. O sürekli bebek veya çocuk olarak kalmayacak, bunu unutmamak lazım. Bu özeni gösteren annelere etrafındakiler bazen anlamsız gözle bakıyorlar. Çocuk ne anlar diye düşünülüyor ama gayet iyi anlayıp sezinliyorlar. Mutlaka emek verilmeli; benim bir oğlum 22 diğeri 17 yaşında, onlara hâlâ emek veriyorum. 5 yaşına kadar onlara birey olarak davrandık sizin de söz hakkınız var, isterseniz şöyle yapalım
isterseniz böyle yapalım, istersen kendi dediğini yap (yanlışta olsa)... Yani kontrollü olarak hata yapmasına izin verdik. Ama şu anda ikisi de özgüven sahibi.
Çocuğun Bizi Rol Aldığını Unutmamalıyız
3-6 yaş döneminin özellikleri nelerdir?
Bu döneme ödipal dönem diyoruz. Çocuk duygusal olarak erkek ve kadın kimliğini 5 yaşında alıyor. Kızlar pembe, erkekler mavi giydiriliyor. Bunlar görsel veriler ve bu yaşlarda kız çocuğu anneyi taklit etmeye başlar; süslenir, elbiselerini dener, büyük ayakkabılar giyer. Erkekler de babalarını taklit eder; traş olmaya çalışır, bıyıklarım çıktı der vs. Yani duygusal dünyalarında erkek ve kadın olurlar.
Bunlar doğal süreçlerdir. Baba ilgisizse, ölmüşse, ayrıysa çocuğun rol modeli bir kenarda kalıyor ve homoseksüel duygular gelişebiliyor. O yüzden bu durumlarda önerim; çocuğun dayı, amca veya dedesinin devreye girip çocuğa rol model olmasıdır. Çağımız unisex adı altında tek cinsiyete doğru gidiyor. Ailelerin bu yaşta dikkat etmeleri ve doğru cinsel kimliğin oluşturulması için özenli olmaları gerekiyor. Önemli bir konu da çocuk tacizleri. Çocuklara; bazı bölgelerinin özel olduğu, annelerinin haricinde kimsenin bu bölgelere dokunmaması gerektiği anlatılmalı, dokunan olursa da gelip ailelerine anlatması söylenmeli. Bu tip durumlar yaşayan çocuklar korktukları için bunları anlatamıyor ve durum istenmeyen boyutlara ulaşabiliyor.
“Çocuklarınızı Onların Çağına Göre Yetiştiriniz”
Çocukların agresif hareketlerine karşı nasıl davranabiliriz?
Çocuklara küsülmesine karşıyım, sadece tavır alınması gerekiyor. Bizden küsmeyi öğrenen bir çocuk, ileride arkadaşlarına, karısına-kocasına küsecektir. Çocuklar hareketleri çok iyi yorumlar. Mimikleri bakışları hemen fark eder. Sizin onaylamayan davranışlarınız onun için bir uyarı olacaktır. Şimdiki çocuklara biz milenyum çocukları diyoruz, bu çocuklar çok farklı donanımlarla yetişiyorlar. 2 yaşındaki bir çocuk 5-6 yaşındaki bir çocuktan beklenen tepkileri verebiliyor, ortaokul çocuğunun sentezci beyniyle yanıt verebiliyor. Gelecek nesil çok donanımlı, biz kendimizi geliştirmek durumundayız hatta biz bu çocuklara yetişemeyebiliriz. Hz. Ali diyor ki: “Çocuklarınızı kendi çağınıza göre değil onların çağına göre yetiştiriniz.” Bu benim için formülize edilmiş bir program.
Çocuğa ne tarz bir disiplin uygulanmalıdır?
Disiplinden kasıt, kuralcı ve despot bir şekilde çocuğa yaklaşmaktan bahsetmiyorum. Ancak, çocuğun uyması gereken bazı kurallar olmalı. Örneğin, “Bu yemeği bitirmek zorunda değilsin ama iki kaşık yemen gerekiyor.” gibi. Kurallarımız olmalı ve bu konuda tutarlı olmalıyız. Bir gün yapma denildiğinde ertesi gün yap denirse çocukta algı sorunu oluşuyor ve bu çocuk söz dinlememekle eleştiriliyor. Hâlbuki sorun, anne babaların tutarsız davranışları. Bazı aileler çocuklarda disiplin sağlamak için bağırıyorlar, şiddet uyguluyorlar. Bu çocuklar zamanla arsızlaşıyor ve kötü sonuçları ileride ortaya çıkıyor. 4-5 yaşlarında dayak yemiş bir çocuk, 25-30 yaşına geldiğinde o yaşlardaki dayak kareleri panik atak gibi belirtiler gösterebiliyor. İncelediğimizde sorunun sebebinin ailesinden gördüğü şiddet olduğunu anlıyoruz.
Çocuk yetiştirmek çok hassas bir konu ve güzel emek vermek gerekiyor.
