Çocuk Sahibi Olma Hayalinizi Ertelemeyin! / Doç. Dr. Emre Bakırcıoğlu
Son bilgilere göre, çocuk sahibi olamama sorununun kaynağı yüzde kaç kadın, yüzde kaç erkek, yüzde kaç bilinmeyen nedenlerden kaynaklanıyor?
Üreme ve üreme sağlığı, tıp alanında son yıllarda özellikle yardımcı üreme tekniklerindeki gelişmeler ile gündeme gelen önemli bir konudur. Her ne kadar üreme sağlığı hem hastalar hem de bu konuyla uğraşan doktorlar için zor ve stres yaratan bir sorun olsa da toplum için de önem verilen ve psikososyal etkiler yaratan bir konudur. Çocuk sahibi olma sıkıntısı yaşayan erkeklerin sıklığını belirtmek gerekirse Amerika Birleşik Devletleri’ndeki verilere baktığımızda yılda yaklaşık olarak 7,3 milyon çiftin çocuk sahibi olma problemi yaşadığı ve başvuruda bulunduğunu kayıtlar göstermektedir. Bunların içerisinde yaklaşık %30 erkeğe bağlı üreme problemleri, %20 de hem kadın hem erkeğe bağlı problemlerin neden olduğu bildirilmiştir. Evli çiftlerin düzenli ilişkiye rağmen 1/8 inde doğal yoldan gebelik oluşmadığı bilinmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre (2016) yıllık evlenme sayısı 2015 yılında 600 bin olarak bildirilmiştir. Bu sayıyı baz alacak olursak 2015’te evlenen 75 bin çiftte çocuk sahibi olma sorunu olasılığı vardır.
Kısırlık probleminde son yıllarda tüp bebek uygulamaları oldukça sık kullanılmaya başlandı. Tüp bebek Avrupa, Amerika ve Türkiye’de ne sıklıkla uygulanmaktadır?
Avrupa Üreme Sağlığı Derneği’nin 2011 yılındaki verilerine göre 33 Avrupa ülkesinde 1000’i aşkın IVF merkezinde bir yılda 600 bin’in üzerinde işlem yapılmış. Aynı yılda dünyada en fazla yardımcı üreme tekniklerinin uygulandığı ülke 151 bin ile ABD iken onu Japonya izlemiştir.
2008 yılında Avrupa ülkelerinin IVF merkezlerinden toplanan verilerden elde edilen sonuçların bildirildiği çalışmada Türkiye’de toplam IVF uygulamaları 43.928 olarak kaydedilmiştir. Türkiye’deki 2008 yılındaki IVF uygulamalarının sayısı İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya’dan sonra 5. sırada olduğu tespit edilmiştir.
Erkek kısırlığının sık rastlanan nedenlerini hatırlatır mısınız?
Erkek infertilitesine etki edebilecek faktörleri; doğumsal ürogenital anomaliler (en sık rastlanan inmemiş testis), maliniteler, ürogenital enfeksiyonlar, varikosel, hormonal bozukluklar, genetik anomaliler olarak sayabiliriz. Erkeklerin %30-40’ında ise problem bulunmasının sebebi halen bilinmemekte ve idiopatik erkek infertilitesi olarak adlandırılmaktadır.
Türkiye’ye özgü nedenler var mı?
Türkiye’de evliliklerin %21 civarında akraba evliliği olduğunu yine istatistiklerden öğreniyoruz. Erkek kısırlığında henüz yarıya yakın kısmında nedenin ne olduğu ortaya konulamamaktadır, yani idiopatik infertilite olarak adlandırılmaktadır. Çoğunlukla genetik bozuklukların rol oynayabileceğinden şüphelenildiğinden toplumumuzda akraba evliliği erkek infertilitesi açısından risk oluşturabilir.
Tıp dünyası kısırlık sorunu bulunan erkeklere hangi yöntemlerle yardım edebiliyor?
Çok az sayıda spermi olan veya hiç spermi olmayan erkekler için yardımcı üreme tekniklerinden mikroenjeksiyon yönteminin güvenli ve yüksek oranda gebelik sağladığı anlaşıldıktan sonra yaygın bir şekilde tüm dünyada kullanılmaya başlandı. Tıpta yeni bir çığır açan bu yöntem, erkek faktörü ile ilgili problem nedeniyle çocuk sahibi olma sorunu yaşayan çiftler için günümüzde hâlâ en önemli tedavi seçeneğidir.
Sperm üretimi hiç olmayan ve hipofiz bezinden hormon salınımı eksikliği olan erkeklerde hormonal tedavilerle uzun dönemde sperm çıkışını sağlayıp doğal yoldan veya yardımcı üreme teknikleri ile çocuk sahibi olmalarını sağlayabiliyoruz.
Sperm DNA hasarı yüksekliğine bağlı gebelik kayıplarında veya mikroenjeksiyon uygulamalarında başarısızlık yaşayan çiftlerde antioksidan tedavi yoluyla veya son yıllarda testisten sperm elde edilerek gebelik oranlarında artış sağlandığını gösteren çalışmalar bulunmaktadır.
Sperm hareket bozukluğu, sayısal düşüklük veya DNA hasarı varikosel ile birlikte görülen erkeklerde, varikoselin düzeltilmesi yoluyla doğal yoldan gebelik veya yardımcı üreme tekniklerinde başarı oranlarını arttırmak mümkün olabilir.
Halen ileri derecede yapısal bozukluğu olan spermlerin ilaçla tedavisi veya normal yapıda sperm üretimini sağlayacak ilaç tedavisi bulunmamaktadır. Son zamanlarda yapılan bir çalışmada, spermin baş kısmında bulunan akrozom eksikliğine bağlı yapısal bozukluğunun SPATA16 adı verilen bir gen ile ilgili mutasyondan kaynaklandığı tespit edildi. Örneğin böyle yapıda spermleri olan erkeklerin ilaçla henüz tedavisi mümkün değil ve bu spermlerin doğal yolla yumurtayı döllemeleri mümkün değil. Küre şeklinde baş yapısına sahip olan bu spermlerin mikroenjeksiyon yoluyla yumurtalara aktarımında bile gebelik oluşturma şansının çok düşük olduğunu biliyoruz. Umarım genetik alanda yapılan çalışmalar ile elde edilen bilgilerle sperm yapım bozukluğu olan erkeklerde yeni tedavi olanaklarının doğması sağlanır.
Sperm elde etmede gelinen son nokta nedir?
Azoospermi dediğimiz durum menide hiç sperm görülmemesi durumudur. Sperm çıkışına engel olan tıkanıklık durumunda veya testis içerisinde sperm üretimi ile ilgili bozukluklarda görülür. Günümüzde hormonal eksikliğe bağlı azoospermi dışında testis dokusundan cerrahi yolla sperm arama işlemleri ile sperm bularak bu erkeklerin çocuk sahibi olmalarına yardımcı oluyoruz. 15 yılı aşkın bir süredir uygulanan bu testisten sperm araştırma operasyonlarında, teknik olarak ameliyat mikroskobu altında yapılan mikro TESE operasyonu dediğimiz yöntem sperm bulma başarı oranlarını yükseltmiştir. Geçen yıl yapılan araştırmada açık cerrahi yöntemlerin iğne ile yapılan kapalı işlemlere, açık yöntemlerde de mikro TESE yönteminin klasik TESE yöntemine kıyasla sperm bulma başarısı açısından üstün olduğu gösterildi. Özellikle testis boyutları normalin altında olan erkekler, küçük yaşta inmemiş testis operasyonu geçirmiş olan erkeklerde sperm bulma başarısı bu yöntem ile %60 oranlarına ulaşmıştır. Mikro TESE yöntemi ile genetik yapı bozukluğu olan Klinefelter sendromu dediğimiz durumlarda bile testisten sperm bulma ve bu erkeklerin de baba olma şansı doğmuştur. Klinefelter sendromlu erkeklerde mikro TESE yöntemi kullanılmadan önce sperm bulma şansının olmayacağı, sperm bulunduğu takdirde de mikroenjeksiyonda bu spermlerin kullanılmasının gebelik oluşturmayacağı düşünülürken, artık bu erkeklerin de diğer üretim bozukluğuna bağlı azoospermik erkekler kadar sperm bulma şansına ve aynı oranda eşlerinin gebe kalma ihtimallerinin olduğunu biliyoruz.
Kaliteli sperm bulmak için hangi yöntemlerden yararlanmak mümkün?
Yardımcı üreme tekniklerinin, erkekte sperm ile ilgili problem nedeniyle çocuk sahibi olamayan çiftlerde son 15 yıldır yaygın bir şekilde kullanımı en iyi, en kaliteli sperm ile en kaliteli yumurtayı bir araya getirme çabalarını da beraberinde getirmiştir. Bu nedenle sayıca düşük, yapısal bozukluğu olan ve hareket problemi olan erkeklerde yapısı ve hareketliliği normal olan spermleri bulma ve yumurta ile birleştirebilmek için yeni teknikler geliştirilmeye çalışılmıştır. Örnek vermek gerekirse mikro akışkan çip teknolojisi, yüksek büyütmede sperm yapısının incelenmesi (IMSI), eletromagnetik sperm seçme yöntemi (MACS), Hyoluronan içeren diskleri (PICSI) sayabiliriz. Tüm bu teknikleri bir önceki uygulamada gebelik sağlanamamış olan ve sperm problemine embriyo kalitesi düşük olduğu tespit edilmiş durumlarda kullanmak gerekmektedir. Hangi tekniğin hangi hasta için uygun olacağı mutlaka klinisyen ile embriyolog ile konsültasyon sonucu belirlenmelidir. Zor vakalarda netice almak için, ileri değerlendirme yöntemlerine başvurulacak ise erkeklerin mutlaka konunun uzmanı tarafından ürolojik değerlendirmeden geçirilmesi önem taşımaktadır.
