Çocuğun İç Sesi Bizim Sesimizden mi Doğuyor? / Aile Danışmanı Fatma Kıroğlu
Bir çocuk dünyaya boş bir levha olarak gelmez. İçinde duygular, yetenekler ve merakla dolu bir “tohum benlik” taşır. Bu tohum benliğin nasıl yeşereceğini ve şekilleneceğini ise çevresinden duyduğu şeyler belirler. Bir başka deyişle, çocuğun benlik algısı, yetişkinlerin sesiyle şekillenir.
Her birimizin içinde, gün boyunca bizimle konuşan, bize eşlik eden bir ses vardır. Kimi zaman bizi motive eder, kimi zaman yargılar, kimi zaman suçlar, kimi zamansa över. Bu iç sesin temelleri çocukluk yıllarımızda anne babalarımızın, öğretmenlerimizin, kısacası bize en yakın olan insanların bize söyledikleriyle atılır.
İç Ses Nedir?
İç ses, bireyin kendisiyle konuşma biçimidir.
“Yapabilirim.”
“Ben yetersizim.”
“Bunu hak etmiyorum.”
“Denemeye değer.”
Bu cümleler aslında geçmişte duyulan, hissedilen ve içselleştirilen sözlerin yankılarıdır. Çocuklukta sık duyulan sözler, zamanla çocuğun zihninde otomatikleşmiş düşünceler haline gelerek iç seslere dönüşür ve benlik algısının temelini oluşturur. Bir çocuğa “Sen bunu yapabilirsin” dendiğinde, o cümle o çocuk tarafından yalnızca o an duyulmaz; zihninin derinliklerine kazınır ve yıllar sonra bile ortaya çıkıp yankılanır. Tıpkı olumsuz sözlerin de yankılandığı gibi…
Çocuklar ilk yıllarda kendilerini tanımazlar; bizim gözlerimizden, bizim sözlerimizle kendilerini anlamaya başlarlar.
“Ne kadar beceriklisin.”
“Bir daha böyle hata yapma.”
“Sen hep dağınıksın.”
“Seninle gurur duyuyorum.”
“Seni seviyorum.”
Bu cümlelerin her biri, çocuğun zihninde kendine dair bir düşünce, bir iç ses tohumu bırakır. Zamanla bu tohumlar büyür:
“Ben başarısızım.”
“Beni kimse anlamaz.”
“Ben değerliyim.”
“Ben kendimi seviyorum.”
“Ben elimden geleni yapabilirim.” gibi iç seslere dönüşür ve işte yetişkin bir birey olduğunda bu iç sesler, bireyin kim olduğuna, ne kadar değerli hissettiğine ve dünyayla kurduğu ilişkiye yön verir.
Olumlu İç Ses: Öz Güven, Öz Saygı ve Öz Şefkatin Sesi
Olumlu iç sese sahip çocuklar, genellikle destekleyici, kabul edici ve duygusal olarak güvenli ortamlarda büyürler. Bu çocuklara sıklıkla şu tür mesajlar verilmiştir:
“Hata yapman çok normal, denemeye devam edebilirsin.”
“Seni seviyorum, ne olursa olsun.”
“Elinden geleni yaptığını biliyorum.”
Bu tür sözler çocuğun zihninde şu düşüncelere dönüşür:
“Ben değerliyim.”
“Başarısız olsam da yeniden deneyebilirim.”
“Ben olduğum gibi sevilmeye layık biriyim.”
“Ben olduğum gibi kabul edilirim.”
Bu iç sesler çocuğa öz güven, öz saygı ve öz şefkat kazandırır. Dolayısıyla, olumlu iç sese sahip bir çocuk, hata yaptığında pes etmez, yanlışları sonucunda kendini suçlamak yerine çözüm arar. Kendini sever, hata yaptığında kendine kızmak yerine hatalarını bir öğrenme fırsatı olarak görür. Bu da ileride sağlıklı ilişkiler kuran, duygusal olarak dayanıklı ve psikolojik bağışıklığı güçlü bir yetişkin olmasının temelini oluşturur.
Olumsuz İç Ses: Eleştirinin ve Yetersizlik Hissinin Yankısı
Olumsuz iç sesin kökleri, genellikle eleştirici, cezalandırıcı veya duygusal olarak mesafeli bir çevrede filizlenir. Bu ortamda çocuk şu tür cümleler duyar:
“Bir türlü beceremiyorsun.”
“Neden arkadaşın gibi olamıyorsun?”
“Beni hayal kırıklığına uğrattın.”
“Sen zaten yapamazsın.”
Bu ifadeler çocuğun zihninde şu düşüncelere dönüşür:
“Ben yetersizim.”
“Hata yaparsam sevilmem.”
“Başkaları benden daha iyi.”
“Olduğum gibi kabul edilmem.”
Böyle bir iç sese sahip çocuk, sürekli kendine güvenememe, kaygı, utanç, suçluluk ve mükemmeliyetçilik döngüsü içinde yaşar. Kendini değersiz hissettikçe daha fazla onay arar, daha fazla onay aradıkça benliğini kaybeder. “Olduğum gibi sevilmeye layık biri değilim.” düşüncesi benliğine işler. Ve gerçek kendisiyle değil, sevilmek için olması gereken kişiyle yaşamaya başlar.
Ebeveynlere Düşen Rol: Sesimizin Yankısını Fark Etmek
Ebeveynlik hem sözlerle hem de davranışlarla yapılan bir sanattır. Bir çocuğa “Ben senin yanındayım.” demek, onun iç dünyasında güven duygusunu kalıcı hale getirir ama “Yine mi beceremedin?” demek, o an sizin için bir öfke anı olsa bile, uzun vadede çocuğun iç sesine bir damga vurur.
Hiçbir ebeveyn mükemmel değildir; ama farkında olan ebeveyn, kırıcı bir sözü sevgi dolu sözlerle dengeleyebilir.
“Az önce sinirlendim, sesimi yükselttim. Ama seni sevmediğim için değil, o an yorulduğum için oldu.” Bu tür bir açıklama, çocuğun zihninde karışmış duyguların düğümünü çözer.
Çocuklar duyduklarıyla birlikte hissettiklerini de hatırlarlar. Bu sebeple ton, mimik, bakış ve niyet; kelimelerin kendisi kadar önemlidir. Bir ebeveyn “Yapamazsın.” dediğinde aslında korumaya çalışıyor olabilir ama çocuk, o cümleyi “Ben yetersizim.” olarak duyar. İşte bu yüzden ebeveynlikte farkındalık, sevgi kadar değerlidir. Çocuğun iç sesini şekillendiren şey, yalnızca ne söylediğimiz değil; onu söylerken çocuğa nasıl hissettirdiğimizdir.
Bu sebeple çocuklara verdiğimiz tepkileri şekillendirirken ne söylediğimiz kadar nasıl davrandığımıza da odaklanmalıyız ki çocukların iç seslerini ve benlik algısını en sağlıklı hale getirebilelim.
Çocuğun iç sesi onun benliğinin sessiz mimarıdır. O ses ne kadar şefkatliyle çocuk kendine o kadar yakın olur. O ses ne kadar sert ve suçlayıcıysa çocuk kendinden o kadar uzaklaşır. Bir çocuğun benlik algısını güçlendirmenin yolu ona sürekli “Başarılı ol.” demekten değil, “Sen değerlisin.” demekten geçer.
Bir çocuğun iç sesi, onun ömür boyu taşıyacağı duygusal pusuladır.
O pusulayı sevgiyle ayarlamak, yetişkinin en kalıcı hediyesidir.
