Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

Çocuğu Yalandan Nasıl Koruyalım? / Prof. Dr. Sefa Saygılı

Bu Yazıyı Paylaşın:
Çocuğu Yalandan Nasıl Koruyalım? / Prof. Dr. Sefa Saygılı

Önce yalanın tarifini yapalım. Yalan, doğru olmayan bir şeyin doğru olmadığının bilinerek söylenmesidir. Yani bir kasıt söz konusudur.

Çoğu defa çocuk, gerçeği söylediğinin farkına varmadan yalan söyler veya söylediği yalana benzer. Özellikle 5-6 yaşına kadar yalan söylemenin pek önemi yoktur. Hatta okul dönemine kadar böyledir.

Çünkü bu yaşlarda çocuk gerçekle yalanı ayırt edemez. Buna yalan bile denemez. Yanlışlık veya hata demek daha doğrudur. Çocuk bir şeyi tam olarak anlatamamakta, abartmaktadır. Niyeti aldatmak değildir. Ayrıca büyük, küçük, çok, az, uzak, yakın gibi kavramlar zihninde henüz tam oturmamıştır. Bu kavramlar gelişinceye kadar yalan zannedilen ifadelerde bulunabilir ve zengin hayal gücünün verdiği genişlikle ve zekâsıyla “inanılmaz hikâyeler” uydurabilir, taklit oyunlarından hoşlanabilir. Bu şekilde hikâye uydurmasının ve taklit oyunlarına girmesinin yalanla ilgisi yoktur. Aksine bu tip sözler, çocuğun büyümesinde ve zihnen gelişmesinde faydalı olduğundan engellenmemelidir de...

4 yaşındaki Betül, her gün bir kuşun pencereye konarak yiyecek istediğini söylüyordu. Betül yalan söylemiyor, hayal kuruyordu. Çünkü yalan, bilerek yanlış yola sevketmek veya aldatmak anlamına gelir. Betül ise hayaliyle gerçek dünyası arasındaki sınırları çözmeye çalışıyordu ve kesinlikle aldatma amacında değildi.

Yalan Niçin Söylenir?

Okul yaşına kadar çocuklarda kasıtlı yalan söyleme yoktur; daha çok, hadiseleri abartılı bir duruma getirirler. Bunları gerçek sanarak söylerler. Ancak bu yaşlar aynı zamanda yalana başlama çağı olduğu için çok dikkatli olmak zorundayız.

Küçük bir çocuğun kasıtlı yalan söylemesinin sebebi ancak herhangi bir şeye karşı duyduğu korku, cezadan kurtulma, sorumluluktan kaçma olabilir. Kasıtlı yalan söyleyen çocuğun anne-babasına güveni sarsılmış demektir.

Meselâ 4-5 yaşlarındaki bir çocuk herhangi bir şeyi kırdığı zaman korkar, ağlar. Zaten üzüntü içinde olan çocuğu annesi azarlayıp bir de döverse başka bir şey kırdığı zaman doğruyu söylemekten korkacaktır. Çünkü ceza ve dayak korkusunun, çocuğun yalan söylemesi üzerinde tesiri büyüktür. Dayak, ceza ve azardan bıkan çocuklar kolaylıkla yalan söylerler. Bu yüzden çocuk eğitiminde şiddetten kaçınmak gerekir.

Çocuk anne-babayı örnek alarak büyüdüğünden ebeveynin tutumu da çok önemlidir. Bazı ailelerde yalan söylemek, doğru söylemek kadar normal karşılanır. Çocuğun. 3-4 yaşlarındayken babasının konuşmalarında yalana saptığını duyması veya annesinin, evde olduğu halde “annem evde yok” dedirtmesi ve benzeri durumlar çocuğu kolayca etkiler, yalan söylemeye yöneltir. Çünkü çocuklar anne-babalarını tereddütsüz taklit ederler.

Bizim yalancılıktan anladığımız, bencilce birtakım sonuçlar elde etmek kastıyla bilerek ve isteyerek karşısındakileri aldatmaktır. Bu yüzden yalanın, nefsini kontrol etmek ve aşırı bencillikle yakından ilgisi vardır. Çocuk başkalarının hak ve menfaatlerine hiç olmazsa kendisininki kadar kıymet vermesini öğrenememiştir. Sözgelimi, öğrenciler sevdikleri ve güvendikleri öğretmenin dersinden kopya çekmezler de hoşlanmadıkları hocalarınkinden çekerler.

Yaptıkları beğenilmeyen, her hareketinden eleştiri alan çocuklarda yalancılık gelişebilir. Çocuk bu eleştirilerin verdiği sıkıntı ve rahatsızlıktan kurtulabilmek için olanı olduğu gibi değil, büyüklerin arzu ettiği gibi göstermekten çekinmez.

Ebeveynlerin yaptıkları bir başka yanlış da şudur. Sıklıkla, doğruyu söyletmek için çocuklarını sıkıştırabilirler. İtirafa zorlanan çocuğun ilk reaksiyonu da inkâr olur. Nedense bazı anne-baba, dudağında yemek bulaşığı olan çocuğu, “Bunu sen mi yedin?” gibi başka ihtimali bulunmayan garip sorularla sıkıştırırlar. Çocuk, bu şekilde yalana sığınır ve böylelikle yalancılığa alışabilir.

Bunun yerine “Bu yemeği yememen lâzımdı.” diyerek direkt tepki gösterelim. Ya da çocuğumuzun matematik sınavından kaldığı haberini aldığımızda ona, “Sınavı geçtin mi? Emin misin? Bu sefer yalan da seni kurtaramayacak! (öğretmeninle konuştum ve kaldığını öğrendim.” dememeliyiz.

Bunun yerine çocuğumuza doğrudan “Matematik öğretmenin sınavı geçemediğini söyledi. Bunun için endişeleniyoruz ve sana yardım etmek istiyoruz.” demeliyiz.

Kısacası, çocuğumuzu kendini savunması için yalan söylemeye yönlendirmemeli, yalan söylemesi için fırsatları bilerek oluşturmamalıyız. Çocuğumuz yalan söylediğinde tepkimiz duygusal değil, gerçekçi olmalıdır. İstediğimiz şey, çocuğumuzun bize yalan söylemeye ihtiyacı olmadığını öğrenmesidir.

Bundan da tehlikeli durum, “Doğruyu söylersen kızmam.” diyerek ve sıkıştırıp kandırarak, çocuğa yaptığını itiraf ettirmek ve arkasından “Biliyordum senin yaptığını!” deyip dayak atmaktır. Çocuk, gerçeği söylemenin kendisine pahalıya mal olduğunu görerek, bundan sonraki olaylarda kolayca yalana sığınabilecektir.

İsmail’in Dramı

28-30 yaşlarındaydı. Onu getiren iki ablası önce yalnız görüşmek istediler ve söze “Biz kardeşimizi evlendirmek istiyoruz ama bunu yapmaya çekiniyoruz. Kardeşimize bir türlü güvenemiyoruz.” dediler.

“Acaba kardeşinizin bir işi, ailesini geçindirecek bir geliri mi yok?” diye sordum.

“Hayır” dediler. “Maddi durumu iyidir, hatta altında arabası bile vardır.” diye cevap verdiler.

“O zaman ruhsal bir hastalığı veya cinsel bir problemi var herhalde.” diye konuşunca, ablaları, “Bunlar da yok. Kardeşimiz o kadar çok yalana başvuruyor ki bu yüzden evlendirmekten çekiniyoruz.” dediler.

İsmail’i muayene odasına alıp uzun uzun konuştum. Şu anlattıkları, kolay ve sık yalan söylemesinde herhalde oldukça etkiliydi:

“Evet, ben nedense yalana çok başvuruyorum. Bırakmak istiyorum ama vazgeçemiyorum. Bunun sebebini de şu olaya bağlıyorum. Galiba 8-9 yaşlarındaydım. Bir gün evimizden kıymetli bir eşya kayboldu. Ben suçlandım. Yapmadığım bir olayı niçin kabulleneyim? Ne kadar çalmadığımı söylediysem de inandıramadım. Babam sonun da beni ayaklarımdan tavana astı ve doğruyu söyleyene kadar bu şekilde kalacağımı söyledi. O kadar çok acı çektim ki “Ben yaptım baba!” diye bağırdım. Bunun üzerine babam beni indirdi ve “Ben sana nasıl doğruyu söylettim.” diye konuştu. Sonra eşya bulundu, benim çalmadığım anlaşıldı, ama bundan sonra ne zaman sıkıntılı ve zor bir durumla karşılaşsam yalana başvurmak, alışkanlık haline geldi bende.”

Yalan Söyleyen Çocuğa Nasıl Tavır Takınmalı?

Daha önce söylediğimiz gibi 5-6 yaşına kadar söylenen yalanda kasıt yoktur. Çocuğa ne olursa olsun doğru söyleme güveni ve cesareti verilmelidir. Hayali sözlerinin gerçekle bağdaşmadığı ona hatırlatılmalıdır.

Normalde korkutulmayan çocuğun anne-babası da yalan söylemiyorsa kesinlikle yalana başvurmadığını bilmeliyiz. Bu yüzden öncelikle anne-babanın çocuğa iyi örnek olmaları şarttır. Sözlerinde ve davranışlarında çocuklarında görmek istemedikleri hatalara kendi davranışlarında yer vermemeleri gerekir.

Çocuğumuzun yalan söylediğini tespit ettiğimizde ise sakin ve doğru dürüst düşünerek “Neden yalan?” sorusuna cevap aramak gerekir. Hemen cezalandırmaya gitmek yanlış olur. Çocuğun ne gibi bir eksiği olduğunu bulup ortaya çıkarmalı, bunu gidermeye çalışmalıdır.

• Acaba çocuğa verilen sevgi ve ilgi yetersiz midir?

• Çevresindeki insanlar kötü örnek mi olmaktadır?

• Çocuğa hoşgörülü davranılmıyor, bu yüzden hatalarını yalan söyleyerek kapatmaya mı çalışıyordur?

• Gücünün üstünde sorumluluk verilerek başarısızlığını yalanla örtmeye sanki teşvik mi edilmişlerdir?

• Çocuklar arasında kıyaslama yaparak, onları yalana mı zorluyoruz?

• Çocuğun kendine güveni gelişmemiş olup bunu yalanlarla mı sağlıyordur?

Arkadaş Önemli

Davranışları bozuk arkadaşları olan çocukların hoşumuza gitmeyen hareketleri olacaktır. Bu yüzden anne-baba, çocuğunun arkadaşlarının kimler olduğunu, boş zamanlarında onlarla neler yaptıklarını bilmelidir. Kötü arkadaşlarından gerekçesini izah ederek ayırmaya kalkışmamız uygun olacaktır. Belki çocuğun okulunu ve hatta çevresini değiştirerek yeni arkadaş edinmesine, yeni faaliyetlere girmesine teşvikçi olabiliriz.

Çocuğumuzun yalanını yakaladığımızda ne yapmalıyız?

İtiraf etmesi için çocuğu zorlamak, genellikle en kötü taktiktir. Bu yüzden anne-babalar çocuklarının yalanını yakalamaya uğraşmak yerine önlemeye ağırlık vermelidirler.

Herhalde çocuğun samimi yetişmesinde ona yapılacak en büyük yardım, onunla itimat üzerine kurulmuş bir ilişki geliştirmektir. Şayet anne ve baba, çocuğuna sık sık güvenini hissettirirse çocuk hangi yaşta olursa olsun, bundan gurur duyacak ve kendisini büyümüş hissedecektir.

Çocuğumuza dürüstlüğün ne kadar önemli olduğunu ve buna değer verdiğimizi anlatalım. Kötü bir şey yapıp doğruyu söylediğinde onu cezalandırmayalım. Yalanın onun başına daha büyük sorunlar açacağını açıkça izah edelim.

 

Yalan için, her ailede televizyon seyretmeyi menetme gibi hafif ikazlardan başlayarak birtakım belli cezalar uygulanır. Ceza hem çocuğa hem de olaya uygun olmalıdır. Anne-baba yalana tepki gösterirken, çocuğun ne için cezalandırılacağını kesin olarak bilmelidirler. Ceza yalan için mi, yoksa yalanın sebebi için mi verilecek? Bu tercihin, gerek anne-baba gerekse çocuk için yanlış anlamaya meydan vermeyecek tarzda açık ve net olması gerekir.

Şunu da unutmayalım, sert cezalar çocuğu yalandan korumak bir yana aksine yalana sevkedebilir.

Hadis-i şerifte, “Doğru söylemeye söz verin, hayatınıza yalanı karıştırmayın, ben de size cenneti söz vereyim.” buyrulmaktadır. Gerçekten doğru sözlü olmak, dürüst ve güvenilir bir kişi olmanın gereği, cennetin de anahtarıdır. Bu yüzden çocuklarımızın terbiyesine azami dikkat gösterelim. Çünkü şahsiyetin temelleri işte bu yıllarda atılır.