Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

Cinsellik Niçin Önemli? / Op. Dr. Ayşe Duman

Bu Yazıyı Paylaşın:
Cinsellik Niçin Önemli? / Op. Dr. Ayşe Duman

Cinsellik niçin önemli? Siz cinselliği niçin önemsiyorsunuz? Mesleğiniz gereği en çok yüzleştiğiniz cinsel problemler neler?

Cinsellik niçin önemli; yaradılışın bir programı. Biz eğer önemli değil dersek, ufaltmaya, kısaltmaya, çekiştirmeye çalışırsak hadsizlik yapmış oluruz. Bu konuyla ilgili bizim söz söyleme hakkımız yok. “Karaciğerimiz neden önemli, gözümüz neden önemli, kulağımız neden önemli?” gibi bir konu konuşuluyor mu; konuşulmuyor. O zaman, “Cinsellik önemli midir, önemsiz midir?” gibi bir konuşma da yapılmamalı.

En çok neyle karşılaşıyorum? Kadın doğum uzmanı olduğum için, temel olarak bana kadınlar geliyor. Daha çok vajinismus şikayetiyle geliniyor; ama en çok olan cinsel isteksizlik, hatta daha da çok olan orgazm olamama problemi. Ama bununla ilgili kadınlar farkında bile değil, bunu şikâyet olarak dillendirmekten utanıyorlar. Bunun bir şikâyet olduğunun veya çözülebilecek bir sorun olduğunun farkında değiller, onun için gelmiyorlar. Ama vajinismusta erkek de çok şikâyetçi olduğu için, daha çok yardım almaya çalışıyorlar. Ama orgazm olmama problemiyle ilgili çok az kadın yardım almaya çalışıyor. Her jinekolojik muayenede “Cinsel hayatın nasıl?” diye soruyorum, iyi diyorlar, “Orgazm oluyor musun?” diyorum, “Yok.” diyorlar. “Neye iyi dedin?” diyorum, “Eh işte, iyi.” diyorlar. Yani daha iyinin ne olduğunu bile tanımlayamıyoruz. Beden nasıl hareket ediyor, cinsel fonksiyonlar ne demek, erkek gibi kadının da haz almasına yönelik bir programın varlığından pek çok kadın haberdar değil.

Orgazm olamama problemini neye bağlıyorsunuz?

Bilgisizlik, bedene yabancı olma hali; cinselliğin ayıp, yasak, günahlarla kendi bedensel fonksiyonlarımızın en derinlerde engellenmesi, yok sayılması. Bilinçli olarak yapmıyoruz bunu çoğu zaman. Refleks olarak kadın zaten genital bölgesinden kalkan herhangi bir uyarana kapalı, herhangi bir arzuya kapalı. Diyelim ki, çocukken yumurta yediniz, mideniz bulandı, kustunuz; bir daha yumurtayla ilgili hiçbir şey duymak istemezsiniz, beden yasaklar onu, çünkü onunla bir kere kötü bir anısı olmuştur. Çoğu zaman tabii ki kötü anı olmuyor, ama direkt “o alan yasaklı, ayıplı, günahlı, kadınlara göre değil” bilgileri bedenin işleyişini bozuyor ve işleyiş bozulduğu zaman orgazma gidemiyor kadın. Kadının cinsel alanda kendini bırakamama hali orgazmı engeller. Çünkü bırakmak lazım. Neye bırakmak lazım; birliğe. Neyle olan birliğe; dişinin erille olan birliğine, yani Cemal ve Celal esmalarının birliğine bırakmak aslında. Oradan tevhit ortaya çıkar, tevhidi orgazmı yaşar beden. Ama bizim öyle bir bakış açımız olmayınca, bir de sadece hayvani şehvet ve hayvani hazla eşleştiği için ve bu da yasaklandığı için, aslında buradaki o ibadet lezzetini yakalama şansından da mahrum kalıyor çift olarak insanlar.

Peygamberimizin hayatında bu konulara yeterince yer verildiğini görüyoruz. Müslümanlar bunları bilmiyorlar ya da bile bile cezaya dayalı bir cinsel kimlik oluşturmaya çalışıyorlar. Orada çok hatalar oluyor…

Ama zaten İslâm’ın bu konu ile ilgili hiçbir kuralını bilmiyoruz ki biz.

Kız çocukları açısından bütüncül baktığımız zaman, çocukluğundan beslenerek gelen cinsel sorunlar neler olabilir? Özellikle çocukların popüler kültürün tesiri altında maruz kalabilecekleri sapmalar sizce neler?

Cinsel kimliğinin fizyolojisine dair önyargılar var. Ne gibi; âdet. “Âdet hastalıktır, âdet ağrılıdır. Doğum acı çekme sürecidir. Annelik yüktür.” Bütün bunlar aslında cinsel kimliğin, kadın bedeninin fizyolojik sürecidir, yani yaradılış programı; ama bu bilgiye önyargılarımız var. Tabii, bununla ilgili önyargılar cinsel hayata da yansıyor. Çünkü orada siz dişil bedende yaşanan birtakım biyolojik, fizyolojik davranışlara ‘tu kaka’ dediniz, hastalık dediniz, kirlilik dediniz, acı dediniz. Burada dişil enerji, pelvik bölgedeki organlara giden enerji bloke oldu. Orada ne var; vajen var, rahim var, yumurtalıklar var. Bir tek âdet döneminde sıkıntı yaşamıyor o zaman kız çocuğu, cinsellikte de sıkıntı yaşıyor, doğumda da sıkıntı yaşıyor, üremede de sıkıntı yaşıyor. Çünkü siz, kadın bedeninin üreme fonksiyonlarıyla ilgili kötü kodlamalar yaptınız. Hepsi birbirini tetikliyor. Yani âdet çok kötü, ama cinsel hayat çok iyi olmuyor, onlar birbiriyle eşleşiyor. Kadınlığa dair bir şeylere ‘tu kaka’ dediğiniz zaman, beyin, zihin diğer şeyleri de tu kaka olarak algılıyor.

Popüler kültürün tesiri altında çocukların maruz kalabileceği sapmalar neler olabilir?

Cinsiyetsizleştirme çalışmaları fıtrattan uzaklaşma ve bir dengesizlik hali oluşturuyor. Çünkü yaradılışta her şey bir denge üzerine yaratılmış. Mesela, böbrek fonsiyonları sodyum-potasyum dengesine göre çalışır. Vücudun kimyasal reaksiyonları hücre içindeki asit-baz dengesiyle olur. Toprakla bulut denge halindedir, hayat olur. Her şey bir denge. Artıyla eksiden elektrik çıkar, hareket çıkar. İki artı yan yana gelse hiçbir şey çıkmaz, iki eksi yan yana gelse bir şey çıkmaz, hareket çıkmaz, hayat çıkmaz. Toprak çok canlı da olsa, bulutla buluşmadan orada hayat çıkmaz. Eril ve diril birleşmedikçe, birbiriyle hemhal olmadıkça bir dengeye kavuşamaz. Aslında burada dengeden kasıt, bütün kâinat esmaların tecellisi. Bu anlamda baktığımızda, kadın bedeninde Cemal esmaları tecelli ediyor, erkek bedeninde Celal esmaları tecelli ediyor. Kadın ve erkek nasıl dengeye kavuşacak; bu esmaların birlikteliğiyle dengeye kavuşacak. Bu denge, enerji olarak bu denge aynen sodyum-potasyum dengesi gibi, asit-baz dengesi gibi hücresel fonksiyonlar için gerekli, yani bedenin işleyişi için gerekli. Bedenin bu anlamda dengede olması ruhsal dengeyi de sağlıyor, ruhsal denge beden dengesini de sağlıyor. Bu dengeden uzaklaşırsak, yani sadece asidik gıdalar yerseniz, bedeninizin fonksiyonlarını bozarsınız. Potasyumu önemsemezseniz, bütün denge, böbreklerin fonksiyonları bozulur, bütün denge bozulur. Bunun gibi, erili erille birleştirdiğinizde, orada dengeyi bulamazsınız. Dengenin tevhidi, birliği görmek, birliğe gitmek, yani hayatın gerçeğine ulaşmak, kendinden vazgeçip birbiri içinde erimek ve başka bir şeyi deneyimlemek, başka bir hale geçmek; aslında insanın tekâmül yolculuğunda istenilen şey budur, eril ve dişilin birleşmesi. Ki, bu cinsel anlamdaki birliktelikte maksimumda yaşanır. Bu dengeye kavuşturur insanı. Ama siz bunu görmezden gelip dengeleri bozarsanız, herkes istediği gibi kafasına göre takılsın deyip bir de bunu popüler hale getirip özendirirseniz, gerçekten gelecek neslin çok ciddi fiziksel ve ruhsal sıkıntıları olacak; çünkü dengeden uzaklaşacaktır.

Duygu boyutunda cinselliğe bakışımız nasıl olmalı? Mesela, sevgi ve aşk kelimeleri bugün Polyannacılık oynar gibi çok ucuz tüketilen popüler laflar mıdır; yoksa, sizin düşüncelerinizde bunun karşılığı nedir? Bu konuda nasıl olması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Sevgi ve aşk yaşamın gerçeği. Çünkü Cenabı Hak diyor ki, “Muhabbetimden yarattım.” Demek ki, bizim varlığımızın kaynağı sevgi, aşk, muhabbet. Karamsarlıkta kalırsak, her şeyi kontrol etme çabasında kalırsak, kendi gerçeğimizden uzaklaşırız. Çünkü kendi gerçeğimiz şu değil: “Biz kontrol etmeliyiz, biz daha gerçekçi olmalıyız.” Gerçek dediğimiz her şey aslında sanal, zihnimizin kurguları, birilerinin kurgulayıp bize empoze ettiği şeyler. Gerçek ne; sevgi ve aşk. Çünkü Cenabı Hak öyle diyor, “Muhabbetimden yarattım” diyor. Sevgi ve aşkı hissetmeden hiçbir şeyin gerçeğine ulaşamayız, bâtınına ulaşamayız, zahirde kalırız.

Genç kızlarımızın cinsel gelişimleriyle dinî kimlikleri arasında nasıl bir tutum izlemeleri gerektiğini düşünüyorsunuz? Bir Müslüman bayan için her zaman sıcaklık, sevecenlik ve iffet önemli. Popüler kültür her topluma çok farklı şeyler dayatabiliyor. Bir erkeğin kadında aradığı şeyler sizce neler olmalı? Mesela, anlayış, estetik, ahlâk, entelektüel donanım önemli şeylerdir. Bunun gibi. Dindar kesim çok fazla giremiyor bu konulara; cinselliği sanki konuşulmayan bir yerde, tabu gibi yapıyor.

Sonuçta, din gerçekten cinselliği yasaklamış mı? Din nedir? Allah’ın kuralları, kanunu. Allah’ın kuralları, kanunları nerede var cinsel olarak; kadının bedeninde, erkeğin bedeninde. Bedende var olan bir şey Allah’ın kanunudur ya da yaratılan her şey Allah’ın kanunudur. Allah’ın kanununa biz uzak kalıyorsak, bunun adı edep olamaz veya o kanuna yaklaşmak edepsizlik, hayâsızlık olamaz, o kanundan konuşmak ahlaksızlık olamaz. Tabii ki uluorta konuşmayalım, tabii ki durduk yerde konuşmayalım, tabii ki mahrem alan konuşulmasın, asla konuşmayalım; ama kendi içimizde bile utanç duyuyorsak, kendi bedenimizin ihtiyaçlarından utanç duyuyorsak ve bunun adı da dindarlık, hayâ, edep oluyorsa, burada bir yanlışlık var. Çünkü Allah, verdiği kanunu utanalım diye vermemiştir. Ama kuralları var, yemek yemenin de kuralları var. Her şeyi yiyemeyiz, ama yemek yemek ayıp değildir. Adabınca yemeliyiz, helalinden yemeliyiz, vücudumuzun ihtiyacı kadar yemeliyiz. Her kanun böyle. Onun verdiği sınırlarda, bize verdiği bütün potansiyelleri kullanmak zorundayız. Hayâ, ölçüyü açıp açmamakla alâkalı. O alana ölçülü bir şekilde girmek hayâsızlık değil, edepsizlik değil. Aynen yemek yemek gibi.

“Vajinismus ve orgazm sorunları en sık karşılaştığımız problemler” dediniz. Tahmin ediyorum ki, eğitimli, yüksek düzeyde okumuş kesim dediğimiz kesimden de hastalar geliyordur, yani bu insanlar eğitim almayan insanlar değil. O zaman şunu sorayım: Bu gibi sorunlarla karşılaşmamak için, annelerimize, o kızlarımızı yetiştiren annelerimize neler tavsiye edersiniz? Nelere dikkat etmeliler?

Annelerin öncelikle varsa kendi sorunlarını çözmesi gerekir. Yani şöyle bir şey mümkün değil: Kadın kendisiyle kavgalı, kadın kendi kadınlığından şikâyetçi, kız çocuğunu doğru yetiştirecek ve kadınlıkla barışık yetiştirecek! Böyle bir şey mümkün değil. Onun için, yatak odasını tabii ki çocuk bilmeyecek, ama yatak odasındaki sağlıklı bir enerji çocuğuyla olan ilişkisine yansıyacak. Onun için, eşiyle sağlıklı bir cinsel birlikteliği olması lazım. Eşi yok, cinsel ihtiyaçlarını veya cinsel enerjisini nasıl kullanacak? Cinsel enerji sadece yatak odasına harcanan bir enerji de değil; aynı zamanda üretim enerjisidir, sevgi enerjisidir. Dişil enerji, yani Cemal esmalarının tecellileridir aynı zamanda. Bunları kullanabilir olduğunda, zaten kadının kız çocuğuna ekstradan bir şey anlatmasına gerek yok. Çünkü biz çocukken nasıl öğrendik; kopyalayarak öğrendik. Gördük, öğrendik, gördük, öğrendik, duyduk, öğrendik. Bir şey anlatıldığı için öğrenmedik, bir şeyi tekrarlarla gördük ve kopyaladık. Onun için, annelerin çocuktan önce kendilerini yetiştirmesi lazım.

Cinselliğin olumsuz algıları da orada oluşuyor, değil mi?

Evet. Geçen bir hasta soruyordu, şok oldum. 13-14 yaşından beri annesi yatak odasını kız çocuğuna anlatıyormuş, “Babandan şunu çekiyorum, bilmem ne yapıyorum. Bıktım babandan.” Böyle bir kabus olabilir mi? Bu senin arkadaşın değil, çocuğun. Nasıl anlatırsın? Bir de babasını kötüleyerek. Bu kız çocuğu ne yapacak; erkeklerden nefret edecek, cinsellikten zaten nefret edecek, işkence gibi görecek, erkeğin kadına uyguladığı işkence. Çünkü onu duydu. Onun için, kadınların kendilerini fıtrata uygun yetiştirmeleri gerekir.