Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

Cinsel Sağlık ve Riskli Davranışlar / Dr. Abdullah Beyhan

Bu Yazıyı Paylaşın:
Cinsel Sağlık ve Riskli Davranışlar / Dr. Abdullah Beyhan

Cinsel sağlık deyince ne anlamalıyız? Cinsel sağlık eğitiminin amacı nedir ya da ne olmalıdır? Cinsel sağlık eğitiminin içeriğine dair güncel yaklaşımlar bize neler söylemekte?

Sağlıkla ilişkili konularda en fazla kabul gören tanımlamalar genellikle Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yapılan tanımlamalardır. Bu açıdan bakıldığında DSÖ’ye göre cinsel sağlık; bireylerin cinsellikle ilgili duygusal, zihinsel, fiziksel ve sosyal olarak sağlıklı olması durumu olarak ifade edilmektedir. Yine DSÖ’ye göre cinsel sağlık, bireyin cinselliğe ve cinsel ilişkiye saygılı bir yaklaşımı olmasının yanında zorlama, şiddet ve ayrımcılıktan uzak, zevkli ve güvenli ilişkiler yaşamasını gerekli kılar. Yani eğer bir cinsel ilişkide veya kişilerin cinsel ilişkiye olan bakış açılarında bu unsurlar yer alıyorsa o zaman bu ilişki sağlıklı diyebiliyoruz. Cinsel sağlık eğitiminin amacına gelecek olursak da bu konuda eğitimcilere düşecek en büyük görevlerden biri cinselliğin tabu olan yönünü yıkmak olacaktır. Malumunuz toplumumuzda cinsellik ile ilişkili herhangi bir durum veya ihtiyaç çok kolay bir şekilde ifade edilememektedir. Kişilerin aileleriyle, cinsellikle ilgili herhangi bir durumu konuşmaktan veya öğrenme talebini dile getirmekten çekinmesi çeşitli problemlere yol açabilmektedir. Bu problemlerinde en büyüğü yanlış kaynaklardan yanlış bilgiler edinmeleridir. Bu bakımdan cinsel sağlık eğitimlerinin öncelikli amacını, bireylerin istendik şekilde bilgi sahibi olmasını ve bu bilgilerini davranışlarına yansıtmasını sağlamak olarak ifade edebilirim. Bu aşamadan sonra aklımıza gelen diğer bir soru bu eğitimlerin içeriğinde neler olması gerektiğidir. Bu konuda benim şahsi kanaatim cinsellikle ilgili her şeyin belli ölçüler dahilinde açık bir şekilde anlatılmasıdır. Aksi takdirde anlatmadığınız veya bahsetmemeyi tercih ettiğiniz her olgunun çocuğunuz veya öğrencileriniz tarafından çok yanlış kaynaklardan öğrenilmesi riski oldukça yüksek ve tehlikelidir. Gelişmiş ülkelerde cinsel sağlık eğitimleri temelde iki farklı bakış açısıyla sunulmaktadır. Bunlardan ilki cinsel perhiz olarak isimlendirebileceğimiz yoksunluk temelli yaklaşım, diğeri ise cinselliği çok yönlü bir şekilde ele alan kapsamlı cinsel sağlık eğitimi yaklaşımıdır. Cinsel perhiz temelli eğitim modeli, bireylere evliliğe kadar cinsel yoksunluğu teşvik eden programları ifade etmektedir. Bu yöntemin kullanıldığı eğitimlerde öğrencilere sağlıklı ilişkilerin nasıl kurulacağı, evlilik öncesi cinsel ilişkiden kaçınmanın yararları ve evlilik öncesi cinsel ilişkilerin yol açabileceği olası olumsuz durumlar hakkında bilgi verir. Kısaca ifade etmek gerekirse cinsel ilişki yaşanabilmesinin kabul edilebilir tek durumunu evlilik olarak benimsetmek, bu bakış açısıyla hazırlanan eğitimlerin temel odak noktasını oluşturmaktadır. Cinsel sağlık eğitimlerinde yoksunluğun vurgulanması oldukça önemli olmakla beraber bu durumun dinî ve kültürel değerlerle desteklenmemesi ve cinsellikle ilişkili diğer konularda bilgi verilmemesi bu yöntemin başarısını oldukça sınırlı tutmaktadır. Kapsamlı cinsel sağlık eğitimi metodu ise ilişkileri, cinselliğe yönelik tutumları, cinsel rolleri, cinsiyet ilişkilerini ve cinsel olarak aktif olmaya yönelik toplumsal baskılar gibi konuları da içerebilmektedir ve cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetleri hakkında da bilgi verir. En başta cinselliğin çok boyutlu bir kavram olduğunu dile getirmiştik, bu bakımdan cinselliği sadece yoksunluk temelli ele almak konuyu eksik anlatmak olacaktır. Güncel yaklaşımlar da bizlere cinselliğin bu şekilde kapsamlı olarak ele alınması gerektiğini belirtmektedir. Diğer taraftan cinsellikle ilgili dünyada kabul gören görüş ise bu eğitimin belli bir döneme sıkıştırılamayacağıdır. Yani çocuğunuzun ergenlik öncesi eğitim ihtiyacı ile ergenlik sonrası eğitim ihtiyacı değişkenlik gösterecektir. Bunun yanında evli bireylerin cinsel eğitim ihtiyacı ile bekâr insanların eğitim ihtiyaçları arasında da farklılıklar bulunmaktadır. Yani cinsel sağlık eğitimlerinin amacına ulaşması için kapsamlı bir şekilde ömür boyu sürmesi gerekmektedir.

Gençlerde riskli cinsel davranışlar neler olabilir? Bu çerçevede üreme sağlığı ve cinsel sağlık ile ilgili gençlik sorunları nelerdir? Riskli cinsel davranışlar hangi faktörlerin etkisiyle hayata geçmektedir?

Cinsellikte riskli davranışlar denildiğinde ise cinsel hastalıklara neden olan etkenler, istenmeyen gebelikler, korunma yöntemi olmaksızın cinsel ilişkiye girme, istemli düşükler, kürtaj, birden fazla cinsel eşin olması, herhangi bir uyuşturucu madde veya alkolün etkisiyle ilişkiye girme, erkeksilik, cinsel heyecan, anal ilişki ve erken veya kendinden büyük kişilerle cinsel ilişki yaşama gibi durumlar sayılabilir. Gençler birçok farklı amaç ve gerekçelerle çeşitli riskli cinsel davranışlarda bulunabilirler fakat yaptıkları davranışı bilinçli bir şekilde yapmamak ve gelecekte yol açabileceği olumsuzlukları bilmemek gibi farklı nedenlerden dolayı yaptıkları cinsel davranışın riskli olup olmadığını anlamlandıramayabilirler. Oysa bu konu oldukça açıktır ve sadece cinsellik değil her türlü davranış için de geçerli olabilecek kural şudur: Eğer yapılan eylemin olumsuz yönleri olumlu taraflarından ağır geliyorsa o eylem riskli olarak değerlendirilmektedir. Bu bakımdan gerekli eğitim ve donanımdan yoksun bulunan gençlerin özellikle erken yaşlarda yaşadıkları cinsel ilişkilerin onların ileriki hayatlarını olumsuz etkileyebileceği son derece açıktır. Evet, cinsellik söz konusu olduğunda devreye duyguların da girdiği inkâr edilemez elbette. Ancak sağlanacak kaliteli bir eğitimle gençleri %90-95 gibi yüksek oranlarda riskli cinsel davranışlardan koruyabileceğimiz gerçeğini de göz ardı etmemek gerekir. Sağlanacak eğitimin yararlı olabilmesi için iki yönlü olarak ilerlemesi oldukça önemlidir. Yani bireye hem cinselliğin biyolojik ve fizyolojik tarafı anlatılırken diğer taraftan cinselliğin dinî, manevi ve toplumsal boyutunun da vurgulanması gereklidir. Yukarıda belirtilen riskli davranışların gençlerin hayatında yer almasının birçok nedeni bulunmaktadır. Riskli cinsel davranışlara etki eden faktörlere bakıldığında ise riskli cinsel davranışlar için literatürde çok çeşitli nedenlerin tespit edildiği görülmektedir. Konuyla ilgili yapılmış çalışmalarda adölesanların cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve gebelikten onları koruyacak yöntemler ile ilgili sınırlı bilgiye sahip olmaları, sosyal baskı ve toplumda cinsellik ile ilgili karmaşık mesajların olmasının onları riskli cinselliğe yönelttiği ifade edilmiştir. Ayrıca alkol ve uyuşturucu madde kullanımının da riskli cinsel davranışlar sergilemede etkin rol oynadığı bilinmektedir. Bunun yanında mahremiyet sınırlarına dikkat etmemek, yapılacak riskli davranışın artı ve eksileri üzerinde çok fazla düşünmemek ve bu konuda ortaya güçlü bir irade koyamamak gibi nedenlerden dolayı da maalesef gençlerimizde riskli cinsel davranışlar görülebilmektedir. Tabii ki bu sayılan riskli davranışları yerine getirememenin çok değişik faktörlerle ilişkisi vardır. Örneğin ebeveyn tutumları ve çocuğun yetiştiği sosyo-kültürel çevrenin bu sayılan durumlar üzerindeki etkisi oldukça yüksektir.

Gençlerimiz sağlam ve kaliteli bir cinsel eğitim alamadıkları için cinselliğin işlendiği hemen hemen her türlü dizi, program, yazı, reklam, filmler yani kısacası her türlü mecraya karşı hassas olmaktadırlar. Ne yazık ki eğitim açığımızdan dolayı cinselliğe ilişkin ilgili film, dizi, reklam ve diğer medya kanallarının vermek istediği mesaj neyse o mesaj, gençlerimiz tarafından “olması gereken”, “gerçek” ve “normal durum” olarak algılanıyor ve üzülerek belirtiyorum ki öğreniliyor. Bu bakımdan kapsamlı cinsel sağlık eğitimlerinin, cinselliğin daha doğru ve istendik şekilde anlaşılmasında son derece önemli olduğu su götürmez bir gerçektir.

Genç yetişkin erkeklerin cinsellik algılarına dair neler söylenebilir? Bu algılar sağlıklı mı? Özellikle evlilik dışı ilişkilere dair tutumlar üzerine neler söylenebilir?

Genç yetişkin erkeklerin cinsellik algılarına değinecek olursak öncellikle algının ne olduğu konusuna açıklık getirmek gerekiyor. Kelime anlamına baktığımızda algı; bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma ve idrak etme anlamlarına sahip olduğu görülmektedir. Yani kısaca bireylerin bir kavramla ilgili algısı o kavramı nasıl tanımladığı ve ona hangi anlamlar yüklediği ile ilişkilidir. Bu bakımdan dikkatlerinizi bir başka hususa çekmek istiyorum, şöyle ki; bir doğru algılamanın oluşabilmesi için doğru kaynaktan beslenmek oldukça önemlidir. Örneğin yaptığımız bir çalışmada gençlere sizce cinsellik nedir diye sorduğumuzda, gençlerin kimisi zevk almak diye tanımlarken kimisi ise üremek ve çoğalmak olarak tanımlamıştır. Aynı soruya verilen diğer cevaplarda ise içgüdü, eşinle yaşadığın şey, tatmin olma, sevgi, ihtiyaçların karşılanması, elinde değil ama beyninde olan şey ve fıtri bir his gibi değişik kelimelerle tanımlamalar yapılmıştır. Görüldüğü üzere verilen cevaplar kısmen doğru olsa da tam değildir. Zira cinsellik aslında bunların neredeyse tümüdür. Cinsellik gibi oldukça geniş kapsamlı bir kavramın bu şekilde tek yönlü değerlendirilmesinin yegâne nedeni ise bu konuda eksik eğitimin alınması veya herhangi bir eğitimin alınamamış olmasından kaynaklanmaktadır.

Evlilik dışı ilişkilere yönelik tutumlara baktığımızda ise bireylerin bu konudaki görüşleri de oldukça çeşitlilik arz etmektedir. Anadolu geleneğiyle yetişmiş ve kendini dindar olarak değerlendiren gençlere baktığımızda evlilik dışı ilişkilere karşı oldukça kesin bir karşı duruşlarının olduğunu görmekteyiz. Buna karşın büyükşehirlerde yetişmiş ve kendini muhafazakâr olarak görmeyen gençlere göre ise bu durum oldukça normalleştirilmiş durumdadır. Bu durumun toplumdaki karşılıkları ise verilen iki örnekteki gibi uç düşünceler olabilirken bazı kesimlerin ise bu olaya daha “ılımlı” yaklaşabildikleri de gözlemlerim arasındadır. Örneğin bazı yörelerde erkeklerin evlilik öncesi ilişki yaşaması son derece normal ve olağan karşılanırken, kadınların yaşaması ise son derece “kötü”, “ayıp”, “yüz kızartıcı” gibi nitelemelere maruz kalabilmektedir. Görüldüğü üzere bu konuda toplumumuzda çok değişik görüş ve düşünceler vardır. İnsanların evlilik öncesi ilişkiye olan bakış açıları üzerinde dinin, kültürün ve sosyal çevrenin önemli etkileri olduğu görülmektedir.

Cinsel sağlık hizmetine erişimde ne tür sorunlarımız olduğu söylenebilir?

Cinsel sağlık hizmetlerinde yaşanan problemler çeşitli şekillerde olabilmektedir. Ancak bunlar içerisinde cinsel sağlık hizmetlerine erişim konusunda yaşanan sıkıntılar, belki de en önemli kısmını oluşturmaktadır. Gençler, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar veya diğer bazı cinsel problemlerden dolayı sağlık hizmetine başvurmada çeşitli sorunlar yaşayabilmektedir. Bu sorunların başında yer alan, bireylerin utangaçlık, bilgi eksikliği, korku, mitler ve damgalanma sebepleri cinsel sağlık hizmetlerine erişimlerinde engel olarak ifade edilmektedir. Ancak erişimin önündeki engeller bunlarla sınırlı değildir. Bazen de sağlık profesyonellerinin yargılayıcı, saygısız ve mahremiyeti sağlayamama gibi davranışları cinsel sağlık hizmetlerine erişimde engel olarak görülebilmektedir.

Şöyle düşünelim: Toplumumuzdaki bireylerde maalesef yeteri kadar gelişmiş bir halk sağlığı bakış açısı bulunmadığından insanlarımız ancak başlarına bir problem geldiğinde sağlık kurumlarına başvurma yoluna gitmektedirler. Dolayısıyla bazen bu başvurunun aksatılması, telafisi mümkün olmayan çok çeşitli problemlere yol açabilmektedir. Bu durum özellikle cinsellik gibi konuşulması “sakıncalı” görülen bazı durumlarda daha sık bir şekilde yaşanabilmektedir. En başında toplum olarak söz konusu cinsellik olduğunda onu hemen ayıp ve utanılacak bir durum olarak görmekteyiz. Bu nedenle gençlerin cinsellikle ilgili yaşadıkları problemlerin çözümünde atılması gereken en öncelikli adım; cinselliği basmakalıp yargılardan çıkarmak olacaktır. Bir insan söz gelimi midesi ile ilgili bir problemi dile getirirken ne kadar rahat davranabiliyorsa, cinsel sağlığı ile ilgili bir problemle karşı karşıya kaldığında veya cinsellik ile ilgili bir konuda bilgilenmek istediğinde de bu talebini aynı rahatlıkla dile getirebiliyor olmalıdır. Diğer taraftan sorun sadece gençlerin cinsellikle ilgili sorunlarını ifade edememesi değildir. Gençlerin sorunlarını ifade ettiğinde gereken hizmeti alabilecekleri yerlerin çok sınırlı olması veya ilgili yerlerdeki sağlık personelinin gençlere nasıl yaklaşacağı konusunda eksikliklerinin olması olayın diğer bir yönüdür. Örneğin cinsel sağlık ile ilgili bir konuda danışılmak istenen sağlık çalışanlarının yargılayıcı, saygısız ve mahremiyeti sağlayamama gibi davranışları cinsel sağlık hizmetlerine erişimde önemli bir engel olarak karşımıza çıkabilmektedir. Bu durum da maalesef telafisi güç sorunlara yol açabilmektedir. Gençlerin cinsel sağlık ile ilgili konularda kaliteli ve ihtiyaca cevap olabilecek hizmetleri almada yapılması gerekenler iki başlıkta toparlanabilir. Bunlardan ilki gençlere, daha ilkokuldan başlanmak suretiyle, kapsamlı cinsel sağlık eğitimleri sağlanması ve bu sayede gençlerin konu hakkında daha detaylı bilgi sahibi olmalarını sağlamaktır. Diğeri ise gençlerin cinsellikle ilgili herhangi bir problem yaşadığında bu problemi anlatmasını kolaylaştıracak uygun ortam ve personel desteği sağlamanın, bu probleme çok ciddi katkılar sunacağı kanaatindeyim. Bunun için örneğin her ilde bulunan aile sağlığı merkezlerinin bir kısmında bu amaca yönelik birimler kurulabilir diye düşünüyorum. Gençlerin eğitim sayesinde cinsel sağlık farkındalığı artacak ve bu şekilde özelleşmiş birimler vesilesiyle sorunlarına çözümler üretilebilecektir.

Cinsel şiddet ve cinsel istismar konusunun cinsel sağlık eğitimiyle ilişkisine dair neler söylemek istersiniz?

Cinsel şiddet veya cinsel saldırı olarak ifade edilen bu kavram, bireyin vücut dokunulmazlığının cinsel eylemlerle ihlal edilmesidir. Karşı taraf üzerinde kontrol ve güç oluşturmak maksadıyla, kişinin isteği dışında cinsel ilişkide bulunmak veya zararlı cinsel davranışlara zorlamaktır. Toplumumuzda maalesef medyanın da etkisiyle yaygın olarak görülen cinsel şiddet bireyler ve topluluklar üzerinde yıkıcı etkilere sahiptir. Şöyle ki konuyla ilgili genç bireylerle yapılan araştırmalarda cinsel şiddetin depresyon, intihar eğilimi, anti sosyal davranışlar ve madde kullanımı ile ilişkili olduğu belirtilmektedir. Cinsel şiddet vakalarında mağdurlar genellikle kadın olsa da erkeklerin de cinsel şiddete uğrama oranları azımsanmayacak boyuttadır. Yapılan bir çalışmada her beş kadından birinin ve her dokuz erkekten birinin cinsel şiddete maruz kaldığı ortaya çıkarılmıştır. Cinsel şiddet olaylarının birey ve toplum üzerinde oluşturduğu mevcut ve uzun vadeli etkileri göz önüne alındığında, cinsel şiddetin önemli bir halk sağlığı problemi olduğu ve önlenmesinin kritik önem taşıdığını belirtmek gerekir.

Cinsel istismar da dünya genelinde önemli bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmektedir. Cinsel saldırı veya tecavüz de dahil olmak üzere cinsel istismar önemli bir küresel halk sağlığı sorunu ve insan hakları ihlalidir, ayrıca kısa ve uzun vadede birçok olumsuz sağlık sonucuna neden olur. Özellikle ergenlik çağındaki bireylerin diğer yaş gruplarına göre daha fazla cinsel istismara uğradıkları yapılan araştırmalarla ortaya konmuştur. Cinsel istismarın mağdurlar üzerinde oluşturduğu çok çeşitli etkiler tespit edilmiştir. Cinsel istismar mağdurlarında düşük okul performansı, madde bağımlılığı, suçluluk, fuhuş, cinsel işlev bozukluğu, akıl hastalığı ve intiharın gözlemlendiği bildirilmiştir. Ayrıca cinsel istismar mağdurlarında oluşabilen bu travmatik etkilerin uzun yıllar boyunca bireylerin zihinsel ve fiziksel sağlıkları üzerinde önemli etkileri olduğu yapılan çalışmalarla ortaya konmuştur.

Son yıllarda cinsel şiddet ve cinsel istismar olayları toplumda sık duyduğumuz kavramlar haline gelmiş durumda. Bu durumda cinsel şiddet ve cinsel istismar konularında bunları önlemek amaçlı ne yapılabilir sorusunu sorduğumuzda cevaplar değişkenlik gösterse de kapsamlı cinsel sağlık eğitimlerinin bu konuda önemli bir yeri olduğu son derece açıktır. Tabii bu konuda yapılacak eğitimleri sadece belli bir yerle sınırlamak doğru olmayacaktır. Konuyla ilgili hem aileler hem de çocuklar çok iyi bir şekilde eğitilmelidir. Bu konuda şöyle bir örnek vermek istiyorum. Diyelim ki evde çocuğunuzun izlediği ve cinsel şiddet içeren bir dizi, film veya herhangi bir programı direkt değiştirmeye çalışmak doğru bir davranış olmayacaktır. Onun yerine bu konuya eleştirel bir şekilde nasıl bakması gerektiğini ve bunun yanlış olduğunu, eşlerin aralarındaki problemleri konuşarak çözebileceğini ve şiddetin hiçbir şekilde çözüm olamayacağını anlatmak daha yerinde olacaktır. Ayrıca küçük çocuklara mahrem bölgelerinin önemini kavratarak onlara hiçbir şekilde hiçbir yabancının asla dokunmaması gerektiği etkili bir şekilde anlatılmalıdır. Gerek cinsel şiddet gerek cinsel istismar ve daha nice problemli cinsel davranış türleri etkin bir eğitimle büyük ölçüde ortadan kaldırılabilecek problemlerdendir. Ancak cinsellik gibi bir konuda eğitim oldukça iyi dizayn edilmeli ve hem ailede hem de okulda sürdürülmelidir. Bu şekilde bireylere hem okulda hem de ev ortamında küçük yaşta verilecek bilgilerin gençleri ve çocukları cinsel istismara karşı koruyacağı ve ileride eşleriyle yaşayacağı sorunlarda şiddete başvurmadan çözüm yolları arama becerilerine ciddi katkıları olacağı söylenebilir.

Ülkemize, kültürümüze, medeniyet algımıza uygun bir cinsel eğitim modeli -ilgili sosyal ve branşların katılımıyla- geliştirilebilir mi? Düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Cinsellik çok yönlü bir kavramdır. Bu bakımdan cinsellikle ilgili eğitimler hazırlanırken cinselliğin bu özelliğinin göz önünde bulundurulması ve ilgili branşlarda uzman kişilerin bir araya gelmelerinin sağlanması, kaliteli bir eğitim programı hazırlamada bir ön şarttır. Malumunuz söz konusu cinsellik olduğunda, olayın dinî yönü büyük bir alan kaplamaktadır. Bu bakımdan gelenek, görenek ve kültürümüze uygun bir cinsel eğitim modeli hazırlama amacıyla çıkılan yolda dini hesaba katmamak büyük bir eksiklik olacaktır. Günümüzde son derece sınırlı bir şekilde ve belli yerlerde uygulanan cinsel sağlık eğitimlerine bakıldığında, cinsel sağlık eğitimlerinin Türk İslam kültürünün değerlerine göre hazırlanmadığı veya oldukça eksik hazırlandığı görülmektedir. Bu durumu eğitimlerde güçlü bir şekilde vurgulamak ve gerek dünyada gerekse ahirette bu durumun nelere yol açacağı konusunda hem hadislerden hem de ayetlerden örnekleri ilgili eğitim içerisinde sunmak son derece elzemdir. Tabii ki böyle eğitim müfredatının herkese uygulanabilir olduğunu düşünmek hayalden öteye geçemeyecektir zira bugün ülkede her ne kadar çoğunluk kendini Müslüman olarak nitelese de diğer din ve görüşlerden de oldukça yüksek bir popülasyona sahip olduğumuz da bir gerçektir. Dolayısıyla işin dinî boyutunu ancak talep eden ailelere vermek daha doğru olacaktır. Diğer taraftan bugün kısmi olarak uygulanan cinsel sağlık eğitimlerine bakıldığında gençlere ‘güvensiz ilişkiden kaçınmak’ mesajı verilmekte ve böylelikle korunma yöntemleri kullanılarak yapılan cinsellik perde arkasından teşvik edilmektedir. Oysaki bizim inancımızda evlilik bağının olmadığı insanla yapılacak her türlü cinsi münasebet haram olarak nitelenmekte ve kesinlikle yapılmaması gereken bir eylem olarak ifade edilmektedir. Bu bakımdan eğer istenen; toplumda ergenleri, gençleri ve çocukları cinselliğin olumsuz yönlerinden korumak ise cinselliği dinî bağlamından kopartmayacak şekilde bir eğitim müfredatı hazırlamak son derece gereklidir. Bu konuda yapılması gereken cinsellikle ilgili hekim, hemşire, psikolog, sosyal çalışmacı ve alanın dinî yönüne hakim olan bir diyanet personelinin ve daha başka konuyla ilgili olabilecek diğer tüm branşlardan insanların bir araya gelerek bireylerin yaşına ve zihin gelişimlerine uygun bir eğitim müfredatı hazırlamaktır. Bunun yanında cinselliğin belli bir döneme hapsedilemeyeceği gerçeğiyle yüzleşip bu eğitimlerin ilkokul, ortaokul ve lisenin belli dönemlerine yayılmış bir şekilde kapsamlı, manevi değerlerimize ve kültürümüze uyumlu bir cinsel sağlık eğitim modeli hazırlamaktır.