Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

Cinsel Gelişim ve Cinsel Eğitim / Çocuk Terapisti-Pedagog Serap Buharalı

Bu Yazıyı Paylaşın:
Cinsel Gelişim ve Cinsel Eğitim / Çocuk Terapisti-Pedagog Serap Buharalı

Cinsel kimlik, kişinin cinsiyetinden haberdar olması ve buna uygun davranışlar göstermesidir. 0-2 yaş dönemi, çocuk gelişimi açısından son derece önemli bir çağdır. Çocuk, bu yaş döneminde vücudunu keşfetmeyi öğrenir. Bebeklik döneminde eller istemsiz hareket eder ve vücudunun çeşitli yerlerine dokunur. Kulağını, burnunu, saçını, ayak parmaklarını keşfeder ve banyo olurken ya da altı değiştirildiğinde yeni bir bölgesi ile tanışır. Bu daha önce fark etmediği bir yeridir. Kız çocuklarından ziyade erkek çocukları, organlarının ön bölgede olması sebebiyle daha dikkatini çeker. Oynamak, keşfetmek ister. Bu merak, uzayı merak etmekten farkı olmayan masum bir meraktır. Bu dönemde dikkat edilmesi gereken nokta, banyo ve alt temizliğinde aşırıya kaçmamak, o bölgelerin uyarılmasını sağlayacak şekilde dokunmak, sürtünmeyi sağlayacak davranışlarda bulunmamak; bu konuda hassas olmak gerekiyor. Bebeklik döneminde genital organla sıkça oynama gibi bir davranışı gördüğümüzde bağırmak, kızmak, azarlamak, ellerine vurmak yolu ile engellemek, bilinçaltında, bedenindeki bir organı ve kendi hakkında olumsuz bir şema oluşturacaktır. Çünkü ayak parmaklarına dokunduğunda gülümseniyor, genital bölgesine dokunduğunda ise kaşlar çatılıyordur. Yetişkinlik döneminde yaşanan birçok cinsel problemin alt yapısında çocukluğumuzdan, bebekliğimizden getirdiğimiz şemalar vardır. Bebek, yaptığı davranışa tepki verildiğini algılamaktan öte, kendi benliği ile ilgili olumsuz yargıya varacak “Ben kötüyüm.” “Ben de kötü bir şey mevcut.” diye düşünecek ve kişilik gelişiminde olumsuz bir çentik atılacaktır. Bu davranışlar dikkat çeker noktada artmış ise eller farklı işlerle meşgul edilerek dikkati dağıtılabilir. Buna rağmen sürekli elleme durumu devam ediyorsa kaşıntı, alerji gibi fiziksel bir rahatsızlık olup olmadığı araştırılmalıdır.

Cinsel kimlik ile ilgili yoğunlaşmaya başlanılan ilk yıllar yaklaşık 3 yaş civarında olmaktadır. Çocuk kendi bedenini tanırken annesini babasını da incelemeye başlar. Farklı beden yapıları dikkatini çeker. Babası traş oluyordur, annesi kardeşini emziriyordur. Üç yaş civarında sorular sormaya başlar ve bu 5 yaşına kadar devam eder; hatta bu sorular 3-5 yaş arası zirvedir. Kız, erkek cinsiyetinin; erkek de kız cinsiyetinin farkına varır. Kızlar toka takar, erkekler topla oynar gibi kız ve erkek cinsiyetine ait farklı özellikler ve ilgileri fark etmeye, bunları sorgulamaya başlar. Ona göre fark ettiği yeni şeyler enteresandır.

Oynadığı evcilik oyunları kendi kimliğini oynaması, benimsemesi, kanıksaması için önemlidir. Gelişim açısından oyun oynamak önemlidir ve tüm gelişim alanlarında olduğu gibi cinsel gelişmeye de katkısı vardır. Çünkü oyun, yetişkin rollerini taklit ettiği, günlük hayat içinde yer alan rolleri üstlenip öğrenmeye çalıştığı yerdir. Çocuklar ağırlıklı olarak oyunlarında anne babalarını taklit ederler. Aile ortamında tanık oldukları anne baba iletişimini oyunlarına yansıtırlar. Anne babanın beraber uyuması, çocuğun ayrı yatağa yatması, hatta odasının ayrılması, cevap aradığı sorulardan biri olur. Ya da ailede hamile biri varsa, gittikçe büyüyen karnı içinde bir bebekten bahsedilmesi oyunlarına yansır. Anne gibi giyinmeler, baba gibi giyinmeler... Annenin topuklu terlikleri kız çocukları için, babanın tıraş köpüğü de erkek çocuk için oyun malzemesi olarak döneme damgasını vurur.

Bu konuda doğru cinsel gelişim sürecinde babaya ve anneye düşen görevler vardır. Mesela anne baba kendi cinsel kimliğinden memnun mu? Anne kadın olmaktan, cinsiyetine uygun hayat rollerinden şikâyet ediyor mu? Baba, erkek olmanın ne kadar zor olduğunu, sorumluluklarının ne kadar ağır olduğunu dile getiriyor mu? Kız çocuğu için anne, erkek çocuğu için de baba bir modeldir. İdeal anne ve babanın cinsel kimlik kazanımında rolü etkindir. Cinsel kimlik bozukluklarının altında yatan en önemli sebeplerden birisi de yalnızlık ve sevgi eksikliğidir. Okul öncesi dönemde ve ergenlikte ihmal yanında, doğru rol model olamama, sevgiyi doğru ve yeterli bir şekilde sunamama bu olumsuz sonuçları doğurabiliyor. Çocuk kendi cinsiyetini kabul etmekte, sevmekte ve buna uygun davranmakta zorlanır. Hele ki bir de sorduğu sorulara cevap bulamıyorsa... Sorduğu sorular yüzünden ayıplanıyorsa geçiştiriliyorsa ya da sorduğunda başkasına yönlendiriliyorsa sorduğu kişinin yüz hali değişiyorsa sorduğu soru konusunda kendini sorgulayacaktır. Peki üç yaş civarlarında başlayan bu sorular nelerdir?

-Kendi bedeni ile ilgili sorular

-Anne babanın bedeni hakkında sorular

-Bebeğin dünyaya gelişi ile ilgili sorular

Bilinmelidir ki bu sorular normal, hatta gereklidir. Merak etmeyen, ilgilenmeyen çocuk hakkında soru işaretleri olmalıdır.

-Peki, her çocuk cinsellikle ilgili sorular sorar mı?

-Sormuyorsa neden sormaz?

-Bu soruları kim cevaplayacak?

-Nasıl cevaplayacak?

Bu yazdıklarımıza cevap vermeden evvel şu önemli cümleyi ifade edip soruların cevabına geçelim.

ANNE BABA İLE SAĞLIKLI İLİŞKİLER SAĞLIKLI CİNSEL KİMLİK GELİŞİMİNİ SAĞLAR.

Evet, her çocuk soru sorar; bu onun gelişimin bir gereğidir. Çocuklar meraklı ve keşfetmeye açıktırlar. Peki, 3-6 yaş civarında bir çocuğun merak etmemesi, ilgilenmemesi neye delalet eder. Merak duygusu söndürülmüş, sorduğu sorulara cevap alamamış, ayıplanmış, yanlış veya eksik cevaplar almış olabilir. Dolayısıyla “Sorularıma cevap bulamam.” dediği için buna cesaret edip sormaz. Ama gün gelir anne babasına soramadığı bu soruları sormak için birilerini arar. Sonuçta bu soruları arkadaşları gibi kişiler cevaplar ve kafası iyice karışır.

Aileler bu sorulara hazırlıklı olmalıdır. Çocuğun gelişim düzeyine, yaşına, algısına, yaşadığı kültür seviyesine göre cevaplamalıdır. Tatmin edici bilgiyi verebilmek, çocuğun kafasında yanlış, anlamsız şemalar oluşturmamak için, çağın bilincinde, anne baba olmanın bilincinde bir yeterlilik için destek ve bilgi alınmalıdır. Zaten günümüz dünyasında sürekli bir bilgi bombardımanı var, dört taraftan gelen uyaranlar var. Bunlar çocukların aklını karıştırmaya ve erken uyarılmaya sebebiyet verebilecek derecede dikkatsiz ve kirli. Bu konuda aile tampon görevi görmeli, doğru olanları alıp yeterli olanı sunmalıdır.

Kim cevaplayacak sorusu da var tabi.

Cevap: Kime soruyorsa o.

Çocuk kime gitti sordu? Anne mi? O vakit anne. Baba mı? O vakit baba. “Git annen bilir.” deyip çocuk savuşturulmamalı. “Ne dedim ki cevap verilemedi.” olayı yaşatılmamalıdır. Bazen o an ne denileceği bilinmediğinden ya da yüzgöz(!) olmama uğruna diğer ebeveyne yönlendirmek doğru bir davranış değildir. Çocuğu olan bu sorulara hazırlıklı olmalı ve beden dili ile, sakin jest ve mimiklerle normal bir şekilde cevaplamalıdır. Bu ne? Düğme. Bu ne? Domates... derken ki hal ve tavır olmalıdır. Kendi bedeninden cinsiyetinden utandırılmamalı, kötü bir şey sormuş utancı yaşatılmamalıdır. Unutulmamalıdır ki doğal ve seviyesine uygun cevaplar, çocukların sağlıklı gelişimine katkıda bulunur. Ergenlik dönemine, yetişkinlik dönemine sağlıklı adımlar, ancak çocukluk dönemindeki sağlıklı temellerin atılması ile olur. Çocukları; kafası karışmış, cinsel kimliği hakkında soruları olan, cinsel rollerini yaşamakta çekinen bir kişi haline dönüştürmek istemiyorsak aklını karıştırmadan net cevaplarla büyütmeliyiz.

Susmak, sorular karşısında yapılmaması gerekenlerdendir. Sorulara cevap veren kişinin mimikleri, ses tonu, kelimeleri, beden dili, istekli ya da isteksiz cevap vermesi önemli faktörler arasındadır.

Eğer ailede sağlıklı iletişim yoksa, donuk, yetersiz ilişki ve aşırı baskı varsa, baba yoksunluğu yaşanıyorsa, tv ve internette sınır konulmamışsa diğer gelişme alanları gibi cinsel gelişim de sağlıklı olmayacaktır.

Anahtar kelime, az kelime ile çok şey anlatmak olsun.

s.buharali@bistanbulegitim.com