Avrupada Bir Cami-Schwetszingen Camii / Dr. Mehmet Gülçubuk
Sevgili okuyucularımıza “Almanya’da ilk cami ne zaman inşa edilmiştir?” diye bir soru sorulsa eminim çoğu, Almanya’ya ilk işçilerin gittiği 1960’lı yıllarda diye tahminde bulunacaktır. İşin ilginç yanı Almanya’da yaşayan pek çok vatandaşımıza bu soruyu sorduğumda onlar da aynı tahminde bulundular. Oysa Almanya’da ilk cami 1778 yılında inşa edilmiştir.
Bu cami Almanya’nın Baden Württemberg eyaletinin en büyük ikinci şehri olan Mannheim’in sınırları içindeki Schwetzingen kasabasındadır. Bu kasaba Almanya’nın en romantik şehri denen ve üniversitesi ve filozofları ile ünlü Heidelberg’e 10 km mesafededir. Bu mesafenin kısalığından dolayı, Almanya’ya gidecek olan okuyucularımıza, Köln’den 2,5 saat mesafedeki Schwetzingen kasabası ile Heidelberg şehrine ortak gezi planlanmasını hararetle tavsiye ediyorum. Heidelberg gezisini önümüzdeki sayıda sizlerle paylaşmayı umuyorum.
Köln’den çıkıp Schwetzingen kasabasına ulaştığımızda saat öğleden önce 11 idi. Kasabanın ara sokaklarında araba ile gezerken Avrupa’daki pek çok yer gibi burasının da sokaklarının ıssız olduğunu gördük. Daha önceki gezilerimde bu ıssızlığın sebebini sorduğumda arkadaşlarım, hemen herkesin çalıştığını söylemişlerdi. Düzenli ve temiz sokakları, yüksek olmayan çoğu iki katlı çatılı evleri, trafik gürültüsünün olmaması ve tabii ki sarayı ile yaşanılası güzel bir kasaba Schwetzingen.
Schwetzingen’e 18. yüzyılda Platz ve Bavyera prensliği hükümdarı Karl Theodor (1724-1799) tarafından mimar Nicolas de Pigage’ye yazlık bir saray yaptırılıyor. (Karl Theodor’u gelecek sayımızdaki Heidelberg gezisinde eski köprüden ve kendi adını taşıyan meydandan bahsedince tekrar anacağız.) O dönemin Doğu’ya ilgisinin bir yansıması olarak sarayın geniş bahçesinin bir bölümüne de bir cami inşa ediliyor. Saray ve içindeki cami günümüzde müze olarak ziyarete açılmış durumda. 1970’li yıllarda bir dönem Schwetzingen belediyesi Almanya’daki Türk işçilerin burada bayram namazı kılmalarına izin vermiş. Ancak sonraları buna imkân verilmemiş…
Sarayın kendisi değil ama bahçesi çok görkemli. Bahçe, bünyesinde, büyük bir havuz, çeşitli hayvan ve insan heykelleri, birkaç bina ve tabi, çeşitli çiçek ve bitkiler barındırıyor. Cami 1778 yılında tamamlanıyor. İki minareli caminin mimarisi Klasik cami mimarisinden oldukça farklı. Kubbesi kiliseyi andırıyor, mihrabı bulunmuyor. İbadet edilmesi için inşa edilmemiş, bir anlamda süs olsun diye inşa edilmiş denilebilir. Caminin dış girişinde Arapça yazıları görmek insana farklı duygular yaşatıyor. Ne de olsa Almanya Hristiyanlığın önemli kalelerinden birisi. Protestanlığın kurucusu Martin Luther bir Almandı. Şimdiki Papa da Almandır. Caminin 2006 yılında restorasyonu tamamlanmış ve şu an çok bakımlı bir haldedir. Geniş dikdörtgen biçimindeki avlusunda bakımlı çimenleri olması sıra dışı bir özellik. Zira bildiğimiz camilerde avlu, taş veya mermer döşelidir. Çünkü toplu kılınan namazlarda avluda da namaz kılınır. Ayrıca burada avlu, caminin arka kısmında yer alıyor. Ön kısımda büyük bir gölet mevcut. Caminin gölete yansıması görülmeye değer doğrusu. Caminin içinde 25 tane Arapça yazı var, bunlardan 18 tanesinin altında Almanca çevirisi mevcut. Yazılar alışık olduğumuz gibi ayet ve hadis değil, atasözü veya özlü sözlerden oluşuyor. Arapça yazılarda bazı hatalar olduğu söylense de bu hatalar göz ardı edilebilir. Bu yazılardan iki tanesini sizlerle paylaşmak isterim;
‘’ihtiyacın kadar altın ve alabildiğince bilgelik edin.’’
“Ahmağın kalbi ağzında, er kişinin dili kalbindedir.’’
Schwetzingen Sarayını, geniş ve etkileyici bahçesini, hele de Almanya’daki ilk camiyi gezmek büyük bir keyifti benim için. Aynı keyfi siz değerli okuyucularında yaşaması dileğiyle...
