Amerika Notları / Yönetmen Mustafa Ablak
Yakın zamanda Amerika’ya gittiniz, oradaki gözlemleriniz nelerdir?
Amerika tarihine bakıldığı zaman bundan birkaç yüzyıl öncesinde koloniler halinde kurulmuş şehirlerlerden ibaret. Avrupalı göçmenlerin çoğu, siyasal baskılardan kaçmak, dinsel inançlarını özgürce yerine getirebilmek, maceraya atılmak ya da ülkelerinde kendilerine tanınmayan fırsatlardan yararlanabilmek için vatanlarından ayrıldılar. Fransa’dan kaçan bir kısım at hırsızları bir bölüme toplanmış, İngilizler taşınmışlar, onlar bir koloni oluşturmuş… İngilizlerin sayısı bir dönemde fazlaymış, İspanyollar gibi bazı ülkeler farklı farklı ülkeler koloniler oluşturmuş, bu koloniler zaman içerisinde birbirleriyle savaşa tutuşmuşlar; Civil War (1861–1865) dedikleri vs. Bu savaşlardan kuzeyliler galip çıkıyor ve Amerika denilen bir ülke kuruluyor. Afrikalı köleler. İlk siyahlar, Jamestown’un kuruluşundan hemen 12 yıl sonra, 1619’da Virginia’ya getirildiler. Başlangıçta bunların çoğuna, ileride özgürlüklerini kazanabilecek sözleşmeli hizmetkarlar olarak bakılıyordu. Buna karşın 1660’larda, Güney kolonilerindeki büyük çiftliklerde işçi talebi arttıkça, anılan yerlerde kölelik kurumu kökleşmeye başladı ve Afrikalılar, istekleri dışı ömür boyu hizmet yapmak için zincire vurularak Amerika’ya getirildiler.
Amerika tarihi yakın bir tarih. Toplum bilimi açısından baktığınız zaman yakın tarih olan bir ülkede dış unsurların olması çok normaldir. Amerika denilen unsurun içerisinde Fransız unsuru var, İngiliz unsuru var, bir bakıyorsunuz Porto Rikolu birisi var, bir bakıyorsunuz Senegal’den zencileri ilk taşıyan ve toplayıp ilk getiren gemiciler Hollandalı denizciler… Amerika’da çok farklı unsurları bulabiliyorsunuz. Bu şu demek; iyi odakların olduğu gibi -ki Amerika’da bence maalesef yok- kötü odakların da rahat nüfuz edebileceği bir yapı oluştu. Yahudiler burada yer aldılar, Ermenilerin orada bir gücü var, yeni kurulan bir ülkede çok fazla kültür olmamış, dışarıdan gelecek talepleri reddedemeyecek bir yapıdır oluşan bu yapı. Amerika da böyle bir yapı ve Amerika’ya çok ciddi kötü güçler nüfuz etti. Kendi içlerinde Hristiyanlığın sapık mezheplerinden tutun da, Yahudilerin nüfuz etmesi, güç elde etmesi vs. bunlar, çok farklı mezhepler var… Her mahallede bir kilise var, her biri bir kilise ve bir yalan uydurmuş, tabi onların da hikâyeleri farklı, kiliseye giden yok, adamların dinden haberleri yok, her köşede kilise, bir kısmı bunu devletten para almak için yapıyor, kimsenin papazlara güveni yok. Kiliseleri para yolma makinesi olarak görüyorlar, bomboş ama her sokakta bir kilise, garip bir hikâyeleri var...
Amerikan tarihine gelecek olursak; son birkaç yüzyılda oluşan kozmopolit bir yapı, içlerinde çok kötü unsurlarla Amerika’ya girdi. Amerika’yı yönetenlerin bir kısmı bence Yahudi, şimdi peki Amerikan devleti ne? Amerika bence özgürlükler ülkesi gözüküyor da hiç alakası yok… Şöyle yok, Amerikan devleti size sadece sokakta gösteri yapabilirsiniz, evinizin bahçesine istediğiniz pankartı asabilirsiniz. “Irak savaşına hayır, Amerikan zulmüne hayır” diye adam evinin önüne asmış, polis gelip ona bir şey demiyor. “Yaşasın Afganlar, gebersin Amerikalılar” diye Amerikalı bahçesine yazabiliyor, bunu beyaz bir Amerikalı yapıyor. Devlet buna karşı çıkmıyor ama devlet faşist devlet… Ben Amerika’da gördüm, bu beşinci gidişim yanlış hatırlamıyorsam, devletin bir korkusu var, herkes devletten korkuyor, devletin oluşturduğu bir Amerika var. Amerikalıların yüzde elli küsuru harita üzerinde Amerika’nın yerini gösteremiyor dediler, bana abartı gibi geliyor ama bu Amerika’da çok konuşulan bir hadise. Amerikalılar’da ciddi bir kültürsüzlük sorunu var. Çünkü onlar hani Karl Marx’ın bir teorisi vardır ya “din afyondur.” teorisi, -tabi o Hristiyanlar için söylemiş- bana göre kısmen doğru çünkü Hristiyanlıkla insanları uyuttular, cennetten arsa sattılar, kilise imparatorluğu devam etti… Orta çağ tarihine baktığınız zaman, şimdi Amerika’da da aynı oyun oynanıyor, Amerikan rüyasından bahsediliyor ama Amerikan rüyası dedikleri insanların beyni uyuşturulmuş, Amerika dünyanın her şeyi, yurt dışında başka bir medeniyetin olduğundan da haberleri yok. Ben Amerika’da “İstanbul sekiz bin yıllık bir şehir” diyorum, insanlar algılama sorunu yaşıyorlar. Çünkü onların üç yüz yıllık bir tarihleri var. Amerikan Devleti tam bir faşist devlet, seni özgür gibi gösteriyor ama aslında hiçbir özgürlüğün yok, polis korkusu var, FBI zaten orada üst düzey; şerif var kasabada, polisin üstünde ve daha yetkili. Bunların hepsi toplumda bir güç oluşturmuş, zencinin üstüne yolun ortasında araba sürebiliyor. Bir köşede “sağa çek!” dediği zaman ben sadece filmlerde zannederdim, gerçekte de öyle. Polisin biri yaklaşıyor diğeri silahı çıkartıyor tetikte bekliyor, ellerini direksiyonun üzerine koy, arabadan dışarı çık diyorlar. Ortada bir şey yok ama böyle bir korku var. Bir korku imparatorluğu var, aslında bu korku imparatorluğunda insanların beyni uyutulmuş, her şey Amerika, Amerika’dan başka bir kültür yok, dünyada herkes Amerika’ya düşman, Amerika’yı kollamamız lazım vs. bu tip paranoyalarla Amerikan toplumu genel olarak yönetiliyor. Zaten kültür olarak sadece Amerikan kültürü biliniyor. Bence Amerika’da farklı derin güçler var, bu derin güçler ülkeyi yönetiyorlar, bunlara bir sürü unsur katılabilir.
İkiz kulelerin vurulması falan gibi hadiseleri üreten Amerikalılar’ın kendileri olduğu söylentisi yüksek düzeyde.
Amerikan halkının gerçekten dünyadan haberi yok mu, bu konuda ne söyleniyor?
Geçen orada stüdyo sahibi bir Filistinliyle görüştüm, tabi bu Amerikalı ama Filistin asıllı, dedim diğer Amerikalılar da bunu biliyorlar mı diye,” onlar aptal, çoğu bilmezler” diyor. Dünyanın pek çok yerinde ikiz kuleler olayının bir tezgâh olduğu konusunda ciddi şeyler var. Hatta ben Hollanda’da, Amsterdam’da bir pilotla tanıştım; yüzbaşıydı, Hollandalı yani. Adam öyle İslami yönü olup da Müslümanları koruyacak bir pozisyonda da değil. Dedi ki “Biz Amerika’da eğitime gittik, o olay dünya hava tarihi açısından önemli bir stajdı, biz inceleme yaptık Pentagon’da.” Yirmi otuz tane Hollanda subayı gitmişler Amerika’ya “ kesinlikle oyun, bir tanemiz bile tatmin olmadık.” diyor, Pentagon’un yara aldığı söyleniyor, bir tane yaralanmış bölge yok, Pentagon’la ilgili görüntüler şüpheli. Bina ile ilgili tamamen tezgâh olduğu konusunda göstergeler var. Ki zaten bunlara belli bir yere kadar inceleme yaptırmışlar, hiç biri tatmin olmamış, Hollandalı subay bu, yani bir Müslüman görüşü değil yani, dünyada bile bu hadise bir spekülasyon ama ipini alan tutturmuş. Sen güçlü değilsen Türkiye olarak, Türkiye’deki cemaatler olarak, Türkiye’deki müslümanlar olarak… Güçlü değilsen ne bunu sorgulayabilirsin, ne de medyan güçlü değilse bunu gündeme getirebilirsin, sadece buradan oturup küfredersin en fazla. Veyahut da dersin ki Yahudiler bize oyun oynadı vs. böyle kalır gideriz biz. Kendi müessesemizi kurup onlar kadar buna cevap verebilirsek oradaki Hollandalı subayla gider röportaj yaparız, bunu FBI’ın gözüne sokarak deriz ki; “Siz burada oyun oynadınız…” Ama bunu diyemeyiz çünkü bizim öyle güçlü bir medyamız yok. Medyanın olmaması insanla ilgili bir sorun değil, çok sağlam Müslümanlar var, Mustafa Akat’lar gibi yüzlerce insanlar var dünyada.. Ama sinemanın üç temel ayağı vardır, bunları oluşturmazsanız bir ülkede sinema olmaz, bu dünyanın her yerinde geçerli bir kuraldır. Bir para, iki sanatçı, üç dağıtım. Bu üçü yoksa sinema yoktur, dünyanın her yerinde bu kuralı anlatırlar, “üçlü saç ayağı” derler buna. Şimdi sizde sanatçı var, para ve dağıtım yok yani siz düşmek zorundasınız… Senin sanatçı gidip bir kanalda çalışıyor, Amerika’da bir sürü Müslümanlar var, çok sağlam insanlar, Mustafa Akat’ın çok üstünde insanlar var ama senin imkânın yok, verecek paran yok. Mustafa Akat ile rahmetli tanışıyorduk, annesi biliyorsunuz Türk, sınırda tanışmışlar, babası Suriye Araplarından, çat pat Türkçe konuşurdu, şakalaşırdı bizle… Onun arkadaşıyla bu gittiğimizde görüştük Los Angeles’ta. Mustafa “Falanca Kral bilmem nereye harcadığı paranın kaçta kaçını bile bana vermedi” diyordu. Arap zenginler kumarda harcadıkları paranın yarısını bana vermediler ki, gideyim film yapayım, diyor. Yok işte üçüncüsü, diyor. “Para verin yapalım” deyince kimseden para çıkmıyor, diyor. Durum bu, Arap liderler kumara harcadıkları paranın yüzde birini vermiyorlar.
Amerika’da gelir dağılımı nasıl?
Şimdi bakın Amerika’da sokakta yatan binlerce insan var. Ayrıca sefalet içinde yaşayan milyonlarca insan var orada. Çok korkunç bir şey, ben şaşırdım kaldım. Dedim ki herhalde bunlar uyuşturucu kullananlar falan, böyle sokaklarda yatıyorlar. Bana hayır değil bunlar evsiz barksız fakir fukara insanlar dediler. Biz filmlerde Amerika’nın hep iyi yönlerini görürüz, güzel mutlu insanlar falan, zaten o mutlu zengin dedikleri de çoğu paranoyak, kafadan çatlak insan tipleri… Çünkü bireysel yaşıyorlar, toplumla ilişkisini kesen insan bir yerden çatlak verir, dikkat et, bir sürü ülkede de böyledir, evine kapanmış, toplumla ilişkisi yok, daha çok böyle çatlak tipler asosyallikten çıkar. Bir insan hayvanla, insanla, doğayla buluştuğu zaman insanî özellikleri ortaya çıkar. Amerika’da böyle bir sıkıntı da var, bu sıkıntıyı da yaşıyorlar. Bunlar zengin kısmı, bunları geçelim. Amerika’nın hep iyi tarafları gösteriliyor ama şu anda zaten ciddi bir kriz var. Bir de devlet garip bir halde, zengin zengin halde yaşıyor, fakirlerle de çok fazla ilgilenmiyor. Sokakta yaşayan binlerce insan var. Biz bir kısım sonradan Müslüman olanlarla röportaj yaptık. Zenciler özellikle çok iyi durumda değil, mesela bir aileyle röportaj yaptık; belli dönemlerde dışarda yatıp kalkıyorlarmış, parası yok, arabasında yatıyor. Bizzat ben rastladım ki Los Angeles’ta anormal derecede. Çok ciddi bir ekonomik sıkıntı var, faiz belasıyla başları belada, faiz onları mahvediyor. Fransız uzman bankacılar diyor bunu… Adam diyor ki Fransız; “Faiz zaten pislik, bunlar fazla battılar…” İslamî bir yaklaşımı olduğundan değil, bir Fransız söylüyor bunu, faiz zaten bela, bunlar fazla girdiler diyor. Amerika bu işe girdi, başı çok belada.
Amerika’da devlet halkına karşı nasıl peki?
Amerika faşist bir ülke, dünyanın en korkunç ülkesi, her an her şeyi yapabilirler, halkın gözüne baka baka bir mazeret uydurup insanları katledebilirler. Şunun için söylüyorum; ciddi bir ordu güçleri var, hala orduya yatırımlar sürüyor, hala oradan taviz vermiyorlar. Amerika yıkıldı yıkılacak hikâyesi çok gerçek değil. Tabii ki bir toplumun temel dinamiklerini çektiğiniz zaman yıkılacaktır. Allah’ın izniyle zaten zulüm baki kalmaz yıkılacaklar ama Müslümanların hazır olması gerek… O’nun bir takdiri, bir zamanı vardır, önemli olan Müslümanlar o yıkımdan ne kadar pay alacaklar. Amerika’da ciddi sıkıntılar var ama ciddi bir İslami gelişme süreci de var. Biz gayri İslamî toplumlarda görmemiz gereken bir hadise var, bizim düşman olduğumuz sistemler ve yanlışlıklar; şahıslar değil... Dolayısıyla bugün Amerika’da da, Avrupa’da da iyi insanlara rastlayabiliriz, iyi insanlara rastlamamız haşa onların dinine saygı göstermemiz manasına gelmez, öyle bir lüksümüz de yok zaten. Hani bazıları diyor, ben de senin dinine saygı vs. bu saygı kelimesi tehlikelidir, hiçbir cemaati kastetmiyorum, hepimiz bu hataya düşebiliriz; biz yaşadığımız toplumda Kur’ân ve sünnete bağlı İslam âlimlerinden uzaklaştıkça işte yeri geldikçe sosyoloji felsefe buralara daldıkça ehl-i sünnetin temel görüşlerinden kaymalar da oluyor. Bu çok tehlikeli. Ehl-i sünnet çizgisinde olmayan bir İslamî güç bence güç değildir, tehlikedir,yıkımdır. Amerika’da hiç bir şey ekranlardan göründüğü gibi değil. Bir çok kişide Müslüman oluyor ama hiç onlarla ilgilenen yok. Bu konuda çalışmalar yapılabilir kanaatindeyim.
