Aile Nasıl Bir Okuldur? / Esra Nuray Sezer
Her şeyden önce hayat bir okul değil mi?
Hayat okulunda bizi hayata hazırlayan, eğitip öğreten, adeta hayat mektebinden mezun eden acılar, sıkıntılar. Sonra insan dünyaya gelir gelmez öğrenmeye muhtaç. Her gün bir şeyler öğrenen insan belli bir zaman sonra ise dünya denilen büyük okulda imtihana tutulmuyor mu? İş böyle olunca da insanın sığınağı küçük dünyası olan ailenin de okul olması gerekiyor. “Eğitim, çocuk eğitimi evlilik öncesi başlar.” derken aslında şu nokta vurgulanıyor. Aile okulunun temelini atarken gençlerin beraberce vazife yapacakları kalbe göre bir kalp dediğimiz mesai arkadaşlarını iyi seçmesi gerekmektedir. Daha işin başında birbirleriyle iyi anlaşan meslektaşlar plan ve programlarını güzel yapıp öğrencilerini daha iyi yetiştirirler. Daha baştan anlaşamayan aile okulunun başöğretmeni olan anne ve babalar ise anlaşamadıkları için öğrencilerine de aile okulundan bir şey veremezler. Hedefimiz aile okulundan mezun ettiğimiz gençleri topluma kazandırmaktır.Verdiğim seminerlerimde hep şunu gördüm. Genelde hanımlar eşlerinden öyle veya böyle şikâyetçiler. Evli hanımlar eşlerinden şikâyetçi olurken bekârlar ise evlenememekten şikayetçi. Hani her şey zıddıyla güzel ya, bundan yola çıkarak “Ah Şu Eşler” kitabımda aslında bir serzenişte bulundum. ‘Ne beraber oluyorsunuz ne de ayrı.’ diyerek eşlere bir mesaj vermek istedim.
“Evim Eşim Kedim” kitabı kadına dair neler anlatıyor?
Kadına dair bir şey anlatmaktan öte bu kitabımın erkeğe dair çok şeyler anlattığını zannediyorum. Almanya’nın Münih şehrinde Cemil Tokpınar hocamla beraber kitap fuarındayız. Cemil hoca orada bana; “Esra Hanım, kadın gözüyle, erkeklere özel, erkekleri anlatan bir kitap yazsan.” demişti. Benim de ilgimi çekti, gerçekten de kadınlara özel çok kitap var ama erkeklere özel yok diyerek bu kitabı yazdım. İçindeki hayat öyküleri kurgu değil, hayatın gerçekleri. Olayı yaşayanlar anlattıkları halde birkaç tane hikâyeyi editörüm abartılı bularak kitaptan çıkartırken “erkeklere özel kitap olmaz” dediler. Kadınlara özel o kadar kitap varken erkeklere özel kitap olmaz demeleri beni gerçekten de çok üzdü. Bana göre yanlış her zaman yanlıştır. Bunun kadın ve erkek diye ayrılması beni rahatsız etmekte. Eğer aile huzurumuz için bir şeyler yapılması gerekiyorsa kadın ve erkeğin bunu seve seve yapmaları gerekmez mi? Üzülerek söylüyorum ki ayetleri, hadisleri yorumlayan hep erkekler oldu. Kürsülerde konuşan, kadınlara nasihat eden hep onlar oldu; bizler dinledik ve dinlemekten de zevk aldık. Şimdi konuşma sırası bize geldi demiyorum ama erkek de insan olması hasebiyle eğer yanlışları varsa dinlemeli ve erkeklere özel kitaplar da olmalı.
“Kadın Olmak Zor” kitabınızdan yola çıkarak bir değerlendirme yapar mısınız? Kadın ve rolleri bugün adeta karma karışık. Kadından beklentiler farklı mı acaba? Uyumsuzluğun temelinde sizce ne yatıyor?
Kadının yaratılışı, görevleri her zaman tartışılmış. Kadından beklentiler her geçen gün artmıştır. Hani şu adını koymadığımız tarifini yapamadığımız kadın. Acaba kadın bir evde anne mi olsun, yoksa çalışma hayatında başarılı bir iş kadını mı? İyi bir eş mi, iyi kazanan, statüsü olan modern çağdaş bir kadın mı? Eğer ikisi de olsun diyorsanız güzel olanı da bu, ama olmuyor ki… ‘Hem kariyer yaparım hem de çocuk yaparım.’ sloganı ile yola çıkartılan kadın genelde anneliğinden, hayat arkadaşlığından ve evinden uzaklaştırılmıyor mu? İngiltere’de yapılan bir araştırmada çocuklu ve evli kadınların iş hayatı, özellikle de kariyerleri etkileniyormuş. Çocukları olan kadınların %80’i uykuları düzensiz olduğu için sinirli oluyormuş. Bu iş hayatına yansıdığı gibi aile hayatına da yansıyormuş. Sinirleri bozuk olan kadın eşiyle kavga ediyormuş. Çocuk yapan eşlerin ise evlilik hayatları bu araştırmaya göre problemli oluyormuş…
İşin en acı kısmı ise bu araştırmaya göre gayri meşru çocuk doğuran anneler, meşru yoldan evli olan annelere göre daha dayanıklı oluyorlarmış. Nedeni ise o hanımlar yalnız olduklarını bildikleri için daha dayanıklı oluyorlarmış. Evli çiftler ise eşlerinden istedikleri desteği görmedikleri için sinirli ve öfkeli oluyormuş. İşte 21. asra girerken kadına biçilen rol ve kadından asrın insanının beklentisi…
Devamı Gönül Dergisi 1.Sayımızda
